EN TR
Dil Seçiniz
Hızlı Bağış
Proje Bağışı
Hızlı Bağış
TL
Bağış Kutusu
 
Seçim yapılmadı...
Bağış Kutusu
Seçim yapılmadı
AnasayfaKurumsalGurbet Kardeşliğinde Makedonya Türkiye
Paylaş!
Gurbet Kardeşliğinde Makedonya Türkiye

Gurbet Kardeşliğinde Makedonya Türkiye

Bayramın pek çok muhtevasından birini yerine getirmek üzere Deniz Feneri adına, dernek yönetim kurulu üyesi Coşkun Yıldız ile Makedonya'ya gitmek nasip oldu.

Bayramın pek çok muhtevasından birini yerine getirmek üzere. DENİZ FENERİ Derneği adına, dernek yönetim kurulu üyesi Coşkun Yıldız ile Makedonya'ya gitmek nasip oldu. 
 
- " Nasip vardır nasip içinde, siz bilmezsiniz onu, nasibi yazan bilir " denilir ya hakikaten de öyle oldu. Planımız gereği arife günü sabahın erken saatinde Üsküp'e gidecektik. Vaktinde havaalanına varmıştık ama bayram yoğunluğunu hesap etmediğimiz için biniş işlemlerimizde dakikalar kaybettik ve sadece iki dakika farkla uçağa binemedik. 
 
O an ister istemez tüm duygularımız, düşüncelerimiz altüst oldu ve birden kendimizi çaresizlik kuyusuna düşmüş gibi hissettik. Rabbim yardım etti ve o psikolojiden kısa sürede çıkıp; 
 
- " Hayırlısı olsun, elbet Rabbimizin bu işte bir muradı vardır " diyerek bir sonraki hava aracına müracaat ettik. İkinci hava aracı, arife akşamının ilerleyen saatlerindeymiş. " Gitmek lazım " diyerek akşamı bekledik ve o gün İstanbul’da nasiplerimiz olacağını düşünerek Sultanahmet civarına döndük.. 
 
Hüseyin Öztürk 
31.10.2012 
 
 
Yeni Akit 
Gurbet Kardeşliğinde Makedonya Türkiye 
Hangisinin gurbet olduğunu anlayamadım. Makedonya'daki soydaşlarımız mı gurbette, yoksa Türkiye'deki bizler mi? 
Mesela İstanbul Kosova'nın fethinden 64 yıl sonra fethedildi. Yani Balkanlar İstanbul’dan önce Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı Devleti'nin çekirdeği Söğüt'te atılsa da; " ilayı Kelimetullah'ın " yayılma kollarından birisi ve ilkine Balkanlar'dan başlanmış. 
 
Söğütte atılan tohum, Balkanlar'da serpilmiş ve oralardan buralara doğru gelinmiş. Yani "Osmanlı demek aslında Balkanlar demekmiş." 
Balkanları tanıdıkça, inceledikçe, gidip geldikçe, feleğim şaşıyor ve her fırsatta; " Meğer Osmanlı Balkanlar'daymış" demekten kendimi alamıyorum. 
Yine öyle oldu. Rabbim bayramın bir ve ikinci gününü orada geçirmemi nasip etti. Baktım ki, Osmanlı ruhu bize göre Balkanlar'da çok daha kendini hissettiriyor. 
Elbet şehir merkezlerinde; "şuursuzlaşmış, duygusuzlaşmış" genç bir nesil olsa da civar il, ilçe ve köylerde hâlâ "Osmanlı edebince," "İslam ahlakınca," ve "Müslüman dilince" yaşayan nesiller var. 
 
Hal böyle olunca, Türkiye'dekilerin mi Makedonya'dakilerin mi gurbette olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum. 
 
Dünkü yazımda da belirttiğim gibi DENİZ FENERİ'nin bağışçılar adına Makedonya'da keseceği kurbanların kesim ve dağıtım faaliyetlerini yerinde görmek için, arife gecesi dernek yönetim kurulu üyesi Coşkun Yıldız ile Üsküp'e indik. 
 
Bizi havaalanında Doğu Makedonya'daki soydaşlarımızın temsilcisi Enver Hüseyin Bey karşıladı. Yol boyunca Makedonya'nın doğu kısmıyla ilgili bilgiler verdi. Yüz yıl önce koca bir coğrafyanın tamamen Müslüman Türklerden oluştuğunu, şimdi ise azınlığa düştüklerini söyledi. Doğu Makedonya nüfusunun yüzde doksanının, Türkiye'ye göç ettiğini, geriye kalanların ise buralara bekçilik yaptığını dile getirdi.
 
Bayram namazını Enver Hüseyin'in köyü olan Topolniça köyünde kıldık. Sanki Makedonya'da değil de Ankara'nın, Kayseri'nin, Karaman'ın Niğde'nin bir köyündeydik. 
Caminin bahçesindeki bayramlaşma merasimini yeniden hatırladım. Orta yaşı geçtiğim için beni de ilk sıralara aldılar ve köylülerle sarmaş dolaş bayramlaştık. 
Caminin imamı Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı bir din görevlisiymiş. Topolniça köylüleriyle kaynaşmış. Oldukça mütevazı caminin bir duvarında Sultanahmet ve Ayasofya camilerinin resimleri, diğer duvarında ise Mescidi Nebevi ile Kâbe'nin fotoğrafları vardı. 
 
Caminin minaresindeki ve bahçe kapısındaki Türk bayrağı ile cami içindeki fotoğraflar, halkın manevi dayanaklarıymış. 
Köyde iki Hıristiyan aile varmış ama Müslüman halkla gül gibi geçinip gitmektelermiş. Bayram namazından sonra ayaküstü yaptığımız sohbetlerden sonra DENİZ FENERİ'ne bağışlanan kurbanların kesileceği Ustrumça bölgesine hareket ettik. 
 
Yol boyunca gördüğümüz dağlar, ovalar, ırmaklar, bundan yüz yıl önce tamamen Müslüman halklardan oluşurken şimdi gurbete dönmüştü. 
Yani 520 yıl Osmanlı adaleti ve hoşgörüsü içerisinde Hıristiyanlarla; barış ve kardeşlik içerisinde yaşayacaksınız ve bir gün gelecek; topraklarınızdan, yurdunuzdan, yuvanızdan kovulacaksınız. 
Daha bitmedi… 
 
Hüseyin Öztürk 
01.11.2012 
Yeni Akit 
Deniz Feneri Derneği, Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan ve izin almadan yardım toplayabilen dernektir.