Blog

Kurban Bayramı ile İlgili Ayetler, Hadisler

Kurban kesmek Allah’a şükretmek ve varlığına inanıldığını göstermek için yapılan bir ibadettir. Kurban Bayramı da bu ibadetin her yıl belirli zaman aralığında gerçekleşmesidir.

Kurban Bayramı Nedir?

Kurban kesmek Allah’a şükretmek ve varlığına inanıldığını göstermek için yapılan bir ibadettir. Kurban Bayramı da bu ibadetin her yıl belirli zaman aralığında gerçekleşmesidir.

Tüm İslam aleminin büyük bir sevinçle kutladığı Kurban Bayramı, Hicri takvime göre Zilhicce ayının 10. gününde başlayarak 4 gün boyunca kutlanan bir bayramdır. Zilhicce ayının 9. günü yani bayramdan bir önceki gün “Arife Günüdür”. zilhicce ayının 10,11 ve 12. günlerine “Eyyam-nahr” denmektedir.

Ayrıca Kurban Bayramı “Hac” vazifesinin de yerine getirildiği vakittir. Hac ibadeti için Mekke'de bulunan müslümanlar kurbanlarını da orada keserler.

Kurban Bayramı Anlamı ve Önemi

“Kurban” sözcüğü “Allah’a yaklaşmayı, Allah’ın rızasını kazanmayı” ifade eder. Hz. İbrahim (a.s) kıssasında da anlatılan da bu teslimiyettir. Kulların, Allah için tereddüt etmeden bir şeyleri feda ederek, Rablerine teslimiyetlerini göstermesini anlatır.

Hz. İbrahim (a.s) Kıssası

Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail büyüyüp bir delikanlı olmuştuç Bir gün Hz.İbrahim rüyasında oğlu İsmail’i Allah’a kurban ettiğini gördü. İlk başta bu rüyasının doğru olup olmadığından şüphe eden Hz. İbrahim, aynı rüyayı sonraki gecelerde de görünce bunun Allah’ın bir emri olduğunu anladı. Hz. İbrahim, Allah tarafından büyük bir sınavdan geçiyordu. Fakat çok geçmeden İsmail (a.s)’e bıçak ve ip almasını birlikte daha önce sık sık yaptıkları gibi dağdan odun getireceklerini söyledi. Hz. İbrahim (a.s) ve Hz.İsmail (a.s) birlikte yola çıktılar. Allah’ın iki sevgili kulu da çok ağır bir sınavdan geçiyordu. Babası İsmail (a.s)’e gördüğü rüyayı anlattı. İsmail (a.s) bu rüya karşısında teslimiyet göstererek “Babacığım, sana emrolunan ne ise onu yap! İnşaallah, sen beni sabredenlerden bulacaksın ”dedi.

Hz. İbrahim, Hz.İsmail’i kurban edeceği Mina Dağına götürdü. Çocuğunun ellerini, ayaklarını ve gözlerini bağlayarak şakağı üzerine bir kayaya yatırdı. Bıçağı oğlunun boğazına götürdü fakat bıçak kesmedi. Hz. İsmail, babasının ona kıyamayıp kesemediğini düşünerek yüzünü görmeyecek şekilde durmasını istedi. Hz. İbrahim oğlunun dediğini yaptı ama bıçak yine kesmedi. Bu samimiyet ve teslimiyet Allah tarafından kabul görüldü. Ve Rableri onlara şöyle seslendi: “Ey İbrahim! Gerçekten rüyanı doğrulayıp, onayladın. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Bu gerçekten çok açık bir imtihandır.”

Bunun üzerine Hz. İbrahim ve İsmail’in Allah’a teslimiyet imtihanlarını kazandılar. Bunun üzerine Allah, Cebrail ile onlara kesmeleri için bir kurban gönderdi.

Bu kıssa üzerine tüm Müslüman alemi kıyamet gününe kadar kurban ibadetleri ile Allah’a olan teslimetlerini göstermeleri emrolunmuştur.

Kurban Bayramında Neler Yapılır?

Maddi imkanı olan müslümanlar, islama uygun bir şekilde kurban keserler

Kesilen kurbanlar keçi, dana, koyun ve inek vb. hayvanlar olabilir. Kesilen etin bir kısmı ihtiyaç sahiplerine dağıtılır. Ayrıca Kurban Bayramında ziyaretler yapılarak gönül kazanılır.

Mezarlıklar da ziyaret edilerek, dualar okunur. Yoksullar, yardıma muhtaçlar ve yetimler, huzurevleri de Bayram münasebetiyle ziyaret edilerek herkesi mutlu ettirilir.

Kurbanla Alakalı Ayetler

“Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç, sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’tan korkun. Biliniz ki Allah’ın vereceği ceza ağırdı.” (Bakara 196)

“Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza), Kâ'be'ye ulaştırılmak üzere, öldürdüğünün dengi olup, içinizden iki âdil kimsenin takdir edeceği bir kurbanlık hayvan; veya yoksulları yedirmek suretiyle keffaret; yahut onun dengi oruç tutmaktır. (Bu) yaptığı işin kötü sonucunu tatması içindir. Allah, geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa, Allah ondan intikam alır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.”(Maide 95)

“Allah; Kabe'yi, o saygıdeğer evi, haram ayı, hac kurbanını ve (bu kurbanlara takılı) gerdanlıkları insanlar(ın din ve dünyaları) için ayakta kalma (ve canlanma) sebebi kıldı. Bunlar, göklerde ve yerde ne varsa hepsini Allah'ın bildiğini ve Allah'ın (zaten) her şeyi hakkıyla bilmekte olduğunu bilmeniz içindir.”(Maide 97)

“Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini, gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdir de birinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul etmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), ‘And olsun seni öldüreceğim’ dedi. Diğeri de ‘Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder’ dedi. (Maide 27)

“De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.”(En’am 162)

“Kendilerine ait birtakım yararlara tanık olsunlar. Kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını ansınlar. İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun.”(Hac 28)

“Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)'dir.”(Hac 33)

“Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!”(Hac 34)

“Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.”(Hac 36)

“Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Fakat O'na sizin takvanız (Allah'a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.”(Hac 37)

“Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.”(Saffat 107)

“Şimdi sen Rabbine kulluk et ve kurban kes.” (Kevser 2)

“Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram'ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı (Allah, Mekke'ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık.” (Fetih 25)

Kurbanla Alakalı Hadisler

Âişe (r.a)’dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu kurban kesme gününde Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. O kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında hemen kabul olunur. Bu sebeple kestiğiniz kurbanlardan dolayı sıkıntı değil gönlünüz hoş olsun.”(İbn Mâce, Edahi:3)

Hz. Aişe’nin (r.a) rivayetinde Abdullah bin Vakid şöyle anlatır: Hz. Peygamber (S.A.V); kurbanların etlerini üç günden sonraya (bırakıp) yemeyi yasaklamıştır. Abdullah bin Ebu Bekr de: Bu hususu Amre’ye andım o da bana Abdullah bin Vakid doğru söylemiştir. Ben Hz. Aişe’yi şöyle derken duydum: Resulullah zamanında bedeviden birçok kişi Kurban Bayramına yakın Medine’ye doğru yavaş yavaş yürüyüp geldiler. Bunu gören Resulullah “kurban etlerini üç gün tutabilirsiniz sonra kalanı dağıtınız” buyurdu. Bu yılı takip eden yılda sahabeler “ey Allah’ın Resulü birtakım insanlar kurbanlarından kaplar dolusu erzak ediniyorlar, kurban etlerinden yağ eritip biriktiriyorlar” dediler. Resulullah: “İyi de bunu bana niçin söylüyorsunuz?” buyurdu. “Sahabeler geçen sene kurban etlerinin üç günden sonra yenilmesini yasaklamıştın da ondan soruyoruz” dediler. Resulullah: “Ben o zaman ancak kütleler halinde yavaş yavaş akın edip gelen fakir bedeviden dolayı yasaklamıştım, şimdi kurban etlerinizi yiyiniz, biriktiriniz ve tasadduk ediniz” buyurdu. (Müslim)

Enes bin Mâlik (r.a)’ten rivayet edildiğine göre; “Resulullah (S.A.V) boynuzlu, alaca renkli iki koçu kendi elleriyle keserek kurban etmiştir. Besmele çekerek, tekbir almış ve keserken ayağını koçların sağ tarafında koymuştur.”(Buhâri, Edâhi: 7; Müslim, Edâhi: 3)

Enes (r.a) şöyle rivayet etmiştir; Resulullah (S.A.V) kurbanın birinci günü:

“Her kim namazdan evvel kurbanını kesmiş ise iade etsin” buyurdu. Bunun üzerine birisi kalkıp: “Ey Allah’ın Resulü! Bu, et yeme arzu edilen bir gündür” dedi. Komşularının ihtiyacından bahsetti. Bunun üzerine Hz. Peygamber kendisini tasdik eder gibi oldu. O kişi: “Bende bir oğlak vardır ki bence et için kesilen iki koyundan daha iyidir. Onu (kurban olarak) keseyim mi?” diye sordu. Hz. Peygamber da ona müsaade etti. Ben onun aldığı bu müsaadenin başkasına ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Hz. Peygamber iki koç kesti. Ardından insanlar küçük bir koyun sürüsüne doğru gidip sürüyü aralarında taksim ettiler yahut parçalara ayırdılar. (Müslim)

“Resulullah (S.A.V), Ramazan Bayramı namazına bir şeyler yemeden çıkmazdı. Kurban Bayramı’nda ise, namazdan dönünceye kadar bir şey yemezdi.” (Büreyde, Kütüb’ ü Sitte: 3048)

“Resulullah (S.A.V) buyurdular ki: “Allah indinde günlerin en büyüğü Kurban Bayramının olduğu gündür. Bunu, fazilette nefr günü takip eder.”(Abdullah İbnu Kurt, Kütüb’ü Sitte: 4561 )

Berâ bin Azib (r.a)’dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (S.A.V) şöyle buyurmuştur: ”Topal hayvan, tek gözlü hayvan, hastalığı belli olan hayvan, zayıf ve cılız hayvan kurban edilmez.” (Ebu Dâvud, Dahaya:5)(İbn Mâce, Edahi:8)

Ebu Hureyre (r.a) şöyle anlatmaktadır: Resulullah (S.A.V): “İslâm’da fera ve atire yoktur” buyurdu. Ravi İbn Rafi kendi rivayetinde: Fera, hayvanın doğurduğu ilk yavrulardır. “Cahiliye devrinde müşrikler bu ilk yavruları putlarına kurban ederlerdi” izahını eklemiştir. (Müslim)

Berâe (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Dayım Ebu Bürde kurbanını namazdan evvel kesti.

Bunun üzerine resulullah (S.A.V): “Senin bu koyunun yalnız et içindir” buyurdu.

Ebu Burde: “Ey Allah’ın Resulü! Bende bir keçi oğlağı var” dedi. Hz. Peygamber: “Onu kurban et. Fakat senden başkasına yaramaz” buyurdu.Sonra da şunları ilâve etti: “Her kim namazdan evvel keserse ancak kendi nefsi için kesmiş olur. Her kim namazdan sonra keserse kurbanı tamam olmuş ve müslümanların sünnetine uymuş olur.”(Müslim)

Cundub bin Sufyan (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Kurban bayramı günü Hz. Peygamber (S.A.V) ile beraber hazır bulundum. Namazı kıldı, namazı bitirip de selam verince, namaz bitmeden önce kesilmiş olan bazı kurban etleri ile karşılaştı. Bunun üzerine: “Kim namazdan önce kurbanını kestiyse onun yerine bir kurban daha kessin. Kim kesmemişse besmele ile kessin” buyurdu. (Müslim)

Ukbe Bin Mir’in (r.a) haber verdiğine göre: Resulullah (S.A.V), ona sahabelere vekaleten taksim etmek üzere bir koyun sürüsü vermişti. (Ukbe de bunları taksim ettikten sonra) geriye bir oğlak kalmıştı. Ukbe bunu Hz. Peygamber’e söylediğinde: “Onu da sen (Ravi Kuteybe arkadaşlarına dağıtmak üzere) kurban et” buyurmuştur. (Müslim)

Ümmü Seleme (r.a) rivayet edildiğine göre Resulullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Kimin kesecek kurbanı varsa, zilhicce ayı (nın hilâli) girince kurbanını kesinceye kadar saçından ve tırnaklarından hiç bir şey kesmesin.”(Müslim)

Seleme bin Ekva’nın (r.a) naklettiğine göre: Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: “Kim kurban keserse bayramın üçüncü gecesinden sonra evinde kurban etinden bir şey bulunduğu halde sabahlamasın” buyurdu. Ertesi seneye girdiğimiz zaman sahabeler: “Ey Allah’ın Resulü! Kurban etlerini geçen sene yaptığımız gibi mi yapacağız?” diye sordular. Hz. Peygamber: “Hayır (bu yıl yiyin, yedirin, azık da edinin) çünkü geçen sene halk arasında geçim zorluğu vardı. Bu sebeple kurban etlerinin halk arasında dağıtılmasını arzu ettim” buyurdu. (Müslim)

Rafi bin Hadîc (r.a) şöyle rivayet etmiştir: Ben, Ey Allah’ın Resulü! Yarın düşmanla karşılaşacağız. Halbuki yanımızda bıçak yok! diye sordum. “Hayvanın kendi kendine ölmemesi için acele davran. Kesim bol kan akıtan bir şeyle yapılır ve üzerine Allah’ın adı anılırsa onu ye. Yalnız dişle tırnak müstesna. Bunun sebebini anlatayım: Diş bir kemiktir (kesmez), tırnak ise Habeş halkının bıçağıdır” buyurdu. Rafi bin Hadic dedi ki: Biz bol deve ve koyun ganimetine nail olduk. Bu sırada develerden birisi kaçmıştı. Derken mücahitlerden bir kimse onu ok atıp vurdu da bu suretle hayvanı durdurdu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V): “Bu hayvanlar vahşi hayvanlar gibi kaçıyorlar. Bunlardan herhangi biri kaçarsa işte böyle muamele ediniz” buyurdu.(Müslim)

Ebû Katâde (r.a)’den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (S.A.V) arefe günü tutulan orucun fazileti soruldu; o da: “Geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefâret olur” buyurdu. (Müslim)

İbni Abbâs (r.a)'dan rivayet edildiğine göre; Resûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Başka günlerin hiçbirinde, (zilhiccenin ilk on gününü kastederek) şu günlerde işlenecek ameli sâlihten, Allah katında, daha sevimli hiçbir amel yoktur.”Allah uğrunda yapılacak cihad da mı üstün değildir, Yâ Resûlallah? dediler.

“(Evet) Allah yolunda yapılacak cihad da. Ancak malını ve canını tehlikeye atarak cihada çıkan, şehit olup dönmeyen kimsenin cihâdı başka. (O, bundan üstündür), “ buyurdu. (Buhârî)

Câbir (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Hudeybiye’de, Rasûlullah (S.A.V) ile beraber deveyi de sığırı da yedi kişi için boğazlayıp kurban etmiştik. (Ebû Dâvûd, Dahaya: 6; İbn Mâce: Dahaya: 5)

Adiyy (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Sığır; yedi kişi için kurban olur.” Dedim ki: “Şayet karnından yavrusu çıkarsa?” “Onunla beraber yavrusunu da kes” dedi. “Ya topal hayvan ne olacak?” dedim. Dedi ki: “Kurban edileceği yere gidebiliyorsa kurban olur.” Dedim ki: “Ya boynuzu kırık hayvan ne olacak?” “Zararı yok dedi ve biz emrolunduk veya Rasûlullah (S.A.V), bize emretti ki: Kurban edilecek hayvanların göz ve kulaklarını dikkatle inceleyip alın.” (Ebû Dâvûd, Dehaya: 5; İbn Mâce, Dehaya: 8)

Süleyman bin Büreyde (r.a.)’in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (S.A.V) şöyle buyurdu: “Üç günden fazla kurban etinden yemeyiniz diye size yasaklama getirmiştim kurban kesenlerle kesmeyenler et yemekte denk olsunlar diye. Ama bu andan itibaren kurban kesen sayısı arttığı için dilediğiniz kadar yiyin, yedirin ve saklayın.” (Buhârî, Edâhî: 16; Müslim, Edâhî: 5)

Toplam