HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv 17 Ağustos'u Unutmadık
18-08-2004
17 Ağustos'u Unutmadık

17 Ağustos'u Unutmadık

17 Ağustos 1999 tarihi yüreklere büyük acılarla kazındı, Marmara´yı sallayan deprem üzerinden geçen 5 yıla rağmen unutulmadı, yüreklerimiz hala depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımız için yanıyor. Marmara Depremi´nde hayatını kaybedenlere bu vesileyle tekrar Allah´tan rahmet, geride kalan yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Bir daha böyle büyük acılar yaşamamak dileğiyle, hepimizin duygularına tercüman olan Deniz Feneri Derneği İzmir Şube Başkanı Hamit Kunt´un dizeleri ile baş başa bırakıyoruz sizleri... Ateşin Düştüğü Yer Yıllardır uzak bacalarda seyrederdik bu ateşin dumanlarını Uzak diyarlardan yükselirdi alevler Kasırgalar uzak yüreklerde kopar çığlıklar uzak ellerden gelirdi Düştüğü yerleri yakıp kavuran almadığı canları öksüz bırakan ateş Haberlerden bir haberdi sadece Zannettik ki Japonya´dır bu ateşin vatanı İran´dır, Suriye´dir, Pakistan´dır Olsa olsa en yakın Adana´dır, Dinar´dır, Erzincan´dır Kim, nasıl nerden bilirdi ki Bizim de tam altımızdan ateşten ırmakların geçtiğini Alevden canavarların yaşadığını ayaklarımızın altında Ayın ve yıldızların en parlak gecelerini yaşadıklarındaki o gizemli anlamı... Kim, nasıl, nerden bilebilirdi ki! Ben nerden bilebilirdim İlk kez kapı dibinde yattığım kanepenin bana dokuz saat mezar olacağını... Nasıl düşünebilirdim ki kömür gözlü oğlumun o incecik dudaklarıyla yanaklarımdan iki kez öperken İkincisinin, dünya dudağıyla yanağıma kondurduğu bir veda busesi olduğunu... Ben nerden bilebilirdim ki. Ben bilemedim Kimsecikler bilemedi... Ateşin randevusu Marmara karargâhı Gölcük´müş Hep düştüğü yerleri yakan ateş bu kez Gölcük´e düşmüş Aah Gölcük, Gölcük Evlerin, yolların yıkıldı Gölcük Kavaklı´n, sahilin yok oldu Gölcük Geç başlamış derin uykulardan öyle bir yer gürültüsüyle uyandık ki! Sanki topaç gibi çevrildi dünya Dağlar yuvarlandı devrildi dünya Yeryüzü kaydı altımızdan Göçtü üstümüze gökler ... Saniyeler içinde ne olduğunu anlamadan Ayrıldı beden kılıfından binlerce canlar Can pazarı... Ne korkunç Pazar Yıkılmış binlerce bina binlerce canlı mezar Aah Gölcük, Gölcük Evlerin katmer katmer yıkıldı Gölcük O büyük kent hayalin yok oldu Gölcük Azrail´in yalın kılıç telaşlı nefesi damarlarımızda geziyor sanki Ne oldu? Neler oldu saniyeler içinde? Evimize ne oldu ? Bu taşlar,tuğlalar ,bu toprak da ne? Altımızdaki yatak ,baş koyduğumuz yastık Balkonun kapısı nerde? Öldük mü? Ölüyor muyuz? Neredesin? Sağ mısın yıllarca bir yastığa baş koyduğum? Gel, beri gel... Şu tuğlaya baş koyalım şimdide Duyuyor musun çığlıkları Ağlayanlar... İnleyenler... Azrail´in listesine girmek için yalvaranlar... "Yeteer... Dayanamıyorum... Al canımı Allah´ım Al canımı Allah´ım" Aah Gölcük Gölcük Canların üstüne yıkıldın Gölcük 45 saniyede yok oldun Gölcük Peygamber kıssasında anlatılan; Kaldıkları mağaranın ağzı kocaman bir taşla kapanan o üç genç adam gibi Cımbızla iyilik aramaya koyulduk dağarcığımızdan Salalar... Ezanlar... Dualar... Yastık yaptığımız tuğla üstüne iki darp bir niyet Ve iki rekat ibadet... Gerisi İnnallahe ala külli şey´in kadir... Ni´mel Mevla ve ni´men nasir "Allah her şeye kadirdir O ne güzel dost,ne güzel yardımcıdır" Mezardan mahşere uyanış gibiydi enkazdan çıkışımız Açtıkları uzun enkaz tünelinin başında bekleyenler Üç yüz yıllık uykularından uyanan Mağara Arkadaşlarını görmüşler gibi tekbirler söylüyorlar "Sübhanallah Allahü ekber Allahü ekber" Bu ne tarifsiz manzara Allah´ım Kartondan yapılmış gibi kırılmış, çökmüş bütün binalar Ağlıyor, hıçkırıyor, dövünüyor gidenlerin ardından yetim kalmış çocuklar yüreğine evlat acısı çökmüş yanık böğürlü babalar, analar... On binlerce can gitmiş Sen de gittin ey oğul Canıma düştü ateşin Yakıp gittin ey oğul Akşamdan veda mıydı Bakıp gittin ey oğul Özüme evlat acısını Sokup gittin ey oğul Özlediğin cennete Erken ulaşmak için Anadan ve babadan Geçip gittin ey oğul Devirdik dağ gibi betonları Yüzünü görmek için Kısıldı seslerimiz Sesini duymak için Ama sen ,can parçam Koyup dünyanın tüm derlerini ardına Çekip gittin ey oğul Dert bizim şimdi çile bizim, yük bizim Ateş öyle bir düştü ki yüreklerimize alevler dünyayı sardı Şehidim Üğründü bütün dünya koptu da geldi Ne dostluk, ne düşmanlık Felaketi gören yüreklerde ortak bir payda insanlık Hayatın anlamı değişti bir anda Makam bükmüş boynunu acziyeti oynuyor Şöhret eli koynunda yetim kalmış bir çocuk Gurur enkaz altında ölmüş yatıyor Ama senin vedasız gidişin Ey oğul Canımı acıtıyor... Hamit Kunt 17 Ağustos 2000
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.