HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv 76 Bin Aileye yardım Yapıldı
28-03-2003
76 Bin Aileye yardım Yapıldı

76 Bin Aileye yardım Yapıldı

27 Mart 2003 Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Av. Yusuf Atalay; " Yeryüzünde yardıma muhtaç son insana ulaşıncaya kadar, çalışacağız" dedi. 14 Mart 2003 Hamit ETEEVRANS Yardımseverlerin yardımlarını planlı ve programlı bir şekilde gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak ve hayırsever kişilerle ihtiyaç sahiplerini buluşturmak amacıyla Temmuz 1998'de kurulan, Deniz Feneri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, zaman içinde ülke genelinde hizmetler yürüten bir sivil kuruluş haline geldi. Tüzüğünde belirlediği amaçlar doğrultusunda yoğun çalışmalar yapan Dernek, yardımsever vatandaşların sunduğu imkanları değerlendirerek, araç-gereç ve personel yapılanmasını büyük ölçüde tamamladı. Dernek çalışmalarını uluslararası standartlar seviyesine çıkararak ISO 9000 kalite Yönetim Sistemi çalışmaları yapan ve 2001 yılı sonunda da ISO 9002 Kalite Belgesi alan derneğin Genel Başkanı Av. Yusuf Atalay ile Derneğin yaptığı çalışmaları ve derneğin kuruluş amacını konuştuk. "Yeryüzünde yardıma muhtaç, son insana ulaşıncaya kadar çalışacağız" diyen Genel Başkan Atalay konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı: -Deniz Feneri Derneğinin gelişimini anlatır mısınız? ATALAY: Deniz Feneri, ilk olarak bir Televizyon programı olarak başladı. Bu da Şehir ve Ramazan programı olarak Kanal 7 ekranlarından izleyiciye yansıtıldı. Deniz Feneri, o programla birlikte hayata geçti. Programın amacı yoksulluk sorunlarına dikkat çekmek ve yardım severliği teşvik etmek. Ramazan ayı münasebetiyle program her gün yayımlandı. Böylece ilk tohumları televizyonda atılan oluşum, gelişerek bir yardım derneği olarak buralara kadar geldi. Ülkemiz için böyle bir sivil toplum kuruluşu gerekiyordu. 1998 yılında derneğimizin müracaatı yapıldı. O günden bugüne kadar da yoksulluk alanında çok yoğun bir şekilde çalışmalar yapıldı. Deniz Feneri, ilk kurulduğu günden bugüne kadar çok büyük mesafeler kat etti. O zaman sadece İstanbul'a seslenen derneğimiz, şimdilerde bütün Türkiye'ye sesleniyor. Derneğimizin Ankara ve İzmir'de şubeleri var. Bize müracaat eden aileler bakımından 76 bin aileye ulaştık. Bunların bir kısmına sürekli yardım devam ediliyor. alışmalarımızda öncelikle yoksulluk sorununu iyi anlamaya çalıştık. Yoksulluğun ne demek olduğunu, bu alanda ne yapılırsa insanlara nasıl faydalı olunacağını derinliğine araştırdık. Yapılan yardımların yararlı olup olmayacağını, insanların neye ihtiyaçları olup olmadığını 5 yıllık zaman dilimi içinde anlamaya çalıştık. Netice itibarı ile gördük ki, sorunun gerçekten kökten çözümüne katkı sağlayacaksak insanlara maddi gereksinimleri olan birkaç koli gıda ve giyim yardımlarının yapılması ile sorunun çözülmeyeceği kanaatine vardık. Yoksulluk kendisine has çok farklı kültür. O insanın içinde bulunduğu psikolojik durumu düşünün. Bu insan evine en kısa yoldan nasıl ekmek götürebileceğini düşünür. Bu yolda da topluma zarar verici davranışlara yeltenme başlıyor. Türkiye'de kapkaççılık almış başını gidiyor. İnsanlar durup dururken bu davranışlara yönelmez. Bu davranışları sırf çaresiz kaldıkları için yapıyorlar. Yoksulluk sorununun çok hızlı bir şekilde çözülmesi gerektiğini ve bunun oturmuş bir kültür haline gelmemesi için ciddi çalışmaların yapılaması gerektiğini düşünüyoruz. Balık Tutmayı Öğretiyoruz -Bu uğurda şimdiye kadar yaptığınız çalışmalar ? ATALAY: Derneğimizin bir tüzüğü vardır. Biz de o tüzük doğrultusunda yoksul insanlara gıda, giyim, barınma, eğitim, sağlık, yakacak ve nakit alanlarda yardımlar yaparız. Bunu beş yıldır sürdürüyoruz. Yaptığımız çalışmalar, insanların daha çok maddi gereksinimlerini karşılamaya yöneliktir. Bize müracaat eden aileleri sosyal incelemeye alıyoruz. Bizzat mağdur kişinin evine gidip bir rapor tutuyoruz. Bunları da vali ve kaymakamlar ile yazışarak gerçekleştiriyoruz. Bizim takip formumuz doğrultusunda aile incelenerek hayat standartları ölçüyor. Dolayısıyla ailenin kriterlerinin bize uyması gerekiyor. Bunun ardından değerlendirme kurulumuz aileye yapılacak yardımları tespit ederek yerine ulaştırıyor. Bu yardımlar, giyim, gıda, sağlık, eğitim, barınma, yakacak ve nakit olabiliyor. İncelemenin sonucunda ailenin neye ihtiyacı varsa, ona göre davranılıyor. Ailenin tespitini yapan arkadaşlarımız aile fertlerinin tek tek ayak numaralarını, bedenlerin ve ölçülerini alırlar. Dolayısıyla ayakkabının uymaması gibi bir durum ile karşılaşmıyoruz. Getirilen ayakkabı eğer mağdur kişinin ayağına uymuyorsa o yardım zaten yapılmamış demektir. Yardım ettiğimiz ailelere de iş potansiyeli olan insanlara meslek kazandırmaya çalışıyoruz. Onların tek başlarına ayakta durmalarına yardımcı oluyoruz. Tabiri Caizse, 'Balık tutmayı öğretiyoruz' Bu proje ile ilgili birçok çalışmalarımız oldu. Mesela; görme engelliler için çalışabilecekleri bir fabrika kurduk. Çorap örme makineleri koyduk. Görme engelli olmaları bir sorun yaratmıyor. Çünkü onlar için özel bir teknoloji getirdik. Otomatik olarak çorap imal ediyor ve para kazanıyorlar. Yine İzmit'te bir 'galoş' üretme sahası kuracağız engelli arkadaşlarımıza. Ve onlara da galoş üretimi yapabilecek ve para kazanabilecekler. Yardım ettiğimiz aileler de iş gücü ve becerisi olan kadınlara da Halk Eğitim Merkezleri'nde özel kurs veriyoruz. Geçtiğimiz yıl birçok kişiyi oraya gönderdik. Orada dikiş kursu verildi. Kursu başarıyla bitiren kadınlara da dikiş makinesi hediye ettik. Öte yandan yine yardım ettiğimiz ailelerde genç çocukların belirli bir meslek sahibi olabilmeleri için muhasebe, bilgisayar ve ehliyet kurslarına yolluyoruz. Böylece ailede çalışabilecek kişiye eğitim verilerek kişinin bir zaman sonra, ailesine yardımcı olabileceği ve evine para getirebileceği bir konuma getiriyoruz. Tabii, bunların makro planda yapılması gerekir. Biz bir dernek olarak kendi çapımızda bütün bunları yapmaya çalışıyoruz, bunu bir dernek politikası haline getirmeyi düşünüyoruz. İnsanlar için sektörler bazında işgücü oluşturulması lazım. Türkiye hangi alanda gelişecekse o alana yönelik iş ve eğitim gücünün oluşturulması gerekir. Devletin makro bir plan ile bunu yönlendirmesi gerekir. Ama yine de kendi çapımızda olabildiği kadar yoksul insanlara yardım etmeye çalışıyoruz. Mesela, bir kişi bize gelerek bize,"ben çay ocağı açacağım, bende yeteri kadar para yok." diyor. Biz de o kişinin o tezgahını kurmasında yardımcı oluyoruz. Hiç çalışamayacak durumda olan bedensel engelliler açısından, farklı bir yöntem ile çalışıyoruz. Bize vatandaş gelerek işte, "benim 4 ya da 8 ayım kaldı sigortadan emekli olabilmem için. Artık çalışacak bir durumda değilim."diyor. Bu o insan için çok önemli bir avantajdır. Siz o aileye her ay yardım etmektense ona 4 ya da 8 ay yardım edin. Böylelikle emekli olmasını ve her ay düzenli olarak maaş alması sağlayın. Bu gibi çalışmalar da yapıyoruz.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.