HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Ah Nerde O Eski Çocukluğum...
02-11-2005
Ah Nerde O Eski Çocukluğum...

Ah Nerde O Eski Çocukluğum...

Küçük evimizin küçük penceresinden giren güneş tam yüzüme değmişti aylardan ağustostu ve çok sıcaktı... Susamıştım küçük yüzüm tomurcuk tomurcuk terlemişti üstelik saat daha ondu...

Bu gün sonunda ya "aferin"le beraber para alacaktım ya da herkesten "dayanamadı" sözünü duyacaktım...

Dayanmaya karar verdim ve tekrar uyumak için uzandım çünkü gün oldukça uzun ve sıcak olacaktı... Belki uyursam uyanınca susuzluğumda geçmiş olacaktı... Uyuyup uyuyamadığımı hatırlamıyorum ama o güne dair aklımda kalan tek şey delicesine bir susuzluktu... İyi şeyler düşünerek kafamı dağıtıyordum orucu babama satsam da diğerlerinden de para alacaktım, annem benim en sevdiğim yemekleri yapacak ben iftar öncesi verilen paralarla gazoz leblebi şeker aklıma ne gelirse alabilecektim... O zamanlar dikmen ağaçlık ve müstakil evlerden oluşan koca başkentin küçük bir semtiydi, mahallemizi dolaşmaya başladım gördüğüm herkese bilvesile oruçlu olduğumu söylüyor aferin maşallahlarla daha bir gururlu yürüyordum... O gün bizim mahallede herkes benim oruçlu olduğumu biliyordu -ki bilsinler diye mahalleyi karış karış gezmiştim... İnanmayan arkadaşlara istersen dilime bak diye dilimi bile göstermiştim. O dönem dili göstermek orucun fiili en büyük nişanıydı Saat dört gibi çok yorgun bir şekilde eve gelmiş annemin oğlum istersen orucunu boz lafına çok sert cevap vermiştim... Daha tamı tamına dört buçuk saat vardı ve artık benim için o gün o oruç tutulmalıydı hele böylesine sonuna yaklaşmışken asla bozulmamalıydı. Biraz uyuyabilmek için Allah´a dua ediyordum. Hem de büyük adamlar gibi "oruç ağzımla" falan diyerek duamı güçlendiriyordum Ve uyumuştum... Uyandığımda ise dünyanın en mutlu çocuğu bendim saat yedi buçuk olmuştu. Hem hava serinlemiş hem de iftara sadece bir saat kalmıştı.. Hemen bahçeye koştum annem ve babam ordaydı babamdan orucun ön ödemesini rica edip doğru dede bakkala koştum kendime göre iftarlıklarımı alıp bakkaldan hemen çıktım. Şimdi ilk iş hızla bütün mahalleyi tekrar dolaşmalıydım ve şu mesajı vermeliydim... "Orucu hala tutuyorum bozmadım, yıkılmadım, ayaktayım isterseniz dilime bakın.... Mahallemizi arz-i endamım yaklaşık kırkbeş dakika sürmüştü ve çok şükür herkes oruçlu olduğumu duymuştu. Duymayanlara da teravih çıkışı zaten öyle ya da böyle duyururdum... Eve girdiğimde tüm zerafeti ve güzelliğiyle yer sofrası hazırdı. İçerdeki koku tarif edilemez güzellikteydi, benim sevdiğim yemekler yapılmıştı.... Kendimi o gün çok özel ve önemli hissetmiştim. TRT zaten açık olurdu. İftara doğruda Asaf Demirbaş´ın soruları bitip de Yunus´dan şiirler okunmaya başlandığı an ben kapıya çıkmış olurdum. Sanki oraya ezan sesi daha erken gelirmiş gibi, annem de zaten oğlum bi kapıya çık derdi. Demek ki her tarafı açık gecekonduda annem de belki duyamayız kaygısına düşerdi... TRT´de ezan okunsa bile bizim caminin ezanı ayrıydı... Ve ezan okunmuştu... Okunduu diye bağırarak eve girdiğimde annemin "duyduk oğlum" lafı hala kulaklarımda; e madem duyacaktık ben niye kapıda beklemiştim ki... O suya uzanırken ki halim ne kadar görülmeye değerse herkes önce benim içmemi beklemiş beni seyrederken adeta onların susuzluğu geçmişti... Bizim neslin çocukları yani orucun ağustos ayına gelenine rastlayanlarına bakın ne kadar bilinç altlarına yerleşmişse bu kış ortasına denk gelen ramazanlarda bile sahurda deli gibi su içerler aman susuz kalmayalım diye... O gün o oruç tutmuş olmanın verdiği hazzı yaşantım boyunca başka nerden aldım bilemem... O hazzı sadece para ve hediyeler verdi diyemem öyle olsa bayramların tadına yakın olurdu, anlatmak istediğim bu bambaşka bir şeydi... Bu yüzden çocuklarınıza çocukken mutlaka bir gün bile olsa oruç tutturun ve onu bu duygudan asla mahrum etmeyin... Ah eski ramazanlar diyenler unutmayın Eskiyen ramazanlar değil bizleriz... Hepinize çocukluğum tadında bir ramazan diliyor bu vesile ile Deniz Feneri Derneği´nin takdire şayan çalışmalarına şapka çıkarıyor, Bedirhan Gökçe´ye ihtiyaç duyulan her yerde, her zaman kendilerine bir telefon kadar yakın olduğumun da altını çiziyorum... Sevgim ve yüreğimle... Bedirhan Gökçe denizfeneri.org.tr için kaleme aldığı bu güzel anısı ve güzel yüreği için Bedirhan Gökçe'ye teşekkür ediyoruz. Deniz Feneri
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.