HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Batı'dan Doğu'ya artan yoksulluk
02-06-2003
Batı'dan Doğu'ya artan yoksulluk

Batı'dan Doğu'ya artan yoksulluk

1 Haziran 2003 Nazif Gürdoğan Devlet, kurum, kuruluş ve kişilerin gelir seviyeleri ne olursa olsun, diledikleri her ürün ya da hizmeti satın alabilecekleri sınırsız kaynakları yoktur. Bunun için, devlet de, kurum ve kişiler gibi, kaynak bulma yanında, bulduğu kaynakla değişik alternatifler arasında seçim yaparak, en verimli bir biçimde kullanmak zorundadır. Yatırımların değerlendirilmesinde, eğitim ve üretim düzeyi, seçim sürecinin odak noktasını oluşturur. Batı'dan Doğu'ya doğru toplumların üretim gücü azalırken, Doğu'dan Batı'ya gidince de katlanarak artar. Çünkü toplumların eğitim seviyesinin yüksekliğiyle üretim gücü arasında doğru orantılı bir korrelasyon vardır. Toplumların eğitim seviyesi arttıkça, ürettikleri ürün, hizmet ve bilginin hacmi de büyümektedir. Türkiye üretim gücü sözkonusu olduğunda Avrupa ile Asya arasında yer alıyor. Türkiye Avrupa ülkelerinin en yoksulu, Uzak- doğu'nun kaplanları hariç Asya'nın en zenginidir. Yoksulluk görecelidir. Tarih boyunca bütün toplumların ana sorunu olmuştur. Yoksulluğu bütünüyle ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak yardımlaşma ve dayanışma kurumlarıyla, toplumda yoksulların oranı düşürülebilir. Eskiden toplumların yüzde doksanlara varan büyük bir çoğunluğunun yaşama biçimi birbirine eşit olduğu için, toplumdaki küçük bir azınlığın gelir düzeyinin yüksek olması çok rahatsız edici değildi. Avrupa ile Asya ve Amerika ile Afrika ülkeleri arasında gelir farkı oldukça önemli boyutlara ulaştı. Türkiye'de bile toplumun dörtte birine yakın bir kısmı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Toplumun değişik kesimleri arasındaki gelir ve eğitim farkının büyümesi, yoksullukla birlikte huzursuzlukları da büyütmektedir. Türkiye'de gelir farklılıklarının yatırıma değil de, gösteriş tüketimine yönelmesi, sosyal patlamayı körüklemektedir. Geçen hafta sonu "Deniz Feneri Derneği" benim de bilim kurulunda yer aldığım "Yoksulluk Sempozyumu"nda Türkiye'nin üretim güçsüzlüğünün ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel boyutları tartışıldı. Sempozyumun "açış konferansı için Nobel ödüllü İngiltere'de yaşayan Hint asıllı iktisatçı Amartya Sen düşünüldü ve bir Türk yüksek lisans öğrencisi aracılığıyla davet edildi. Ancak Sen altı aylık programı çok yoğun olduğu için, Türkiye'ye gelmeyi çok istemesine rağmen, sempozyuma katılamadı. Bütün dünyada yoksulluk deyince, ilk defa akla Hindistan gelir. Hindistan'ı görmeyenler yoksulluğun ne demek olduğunu kavrayamaz. Dünyanın nüfus açısından en büyük ikinci ülkesi, yoksullukta ilk sırada yer alıyor. Özal yoksulluğun ne demek olduğunu göstermek için, kalabalık bir işadamı, politikacı ve bürokrat grubunu Hindistan'a götürmüştü. Guy Sorman'ın "Delhi halkı her an ayaklanacakmış gibi sanki" dediği Hindistan bir çelişki ve yoksullar ülkesidir. Sen İktisat bilimine açlık ve yoksulluğun incelenip, ölçülmesi konusunda yeni yöntem ve teknikler kazandırmış bir akademisyendir. Yoksulluğun giderilmesinde, üretim pastasının büyütülmesi kadar paylaşılması da büyük önem taşır. Artık bölgesel kaynakların değerlendirilmesinde kârla birlikte ücret, maaş, vergi, faiz ya da kâr payı gibi, katma değeri oluşturan kalemi ve sosyal etkilere de bakılmalıdır. Yoksulluğun paylaşılmadığı bir toplumda üretim pastası büyütülmediği gibi, sosyal patlamalar da önlenemez.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.