HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Bayram Gelmiş Neyime
22-01-2005

Bayram Gelmiş Neyime

21.01.2005 Şeref Oğuz Bayramların en güzel yanı, sosyal yardımlaşmanın, `bayramdan bayrama dahi olsa´ gündeme gelmesidir. Bu dönemlerde `aile içi iletişim´ artıyor, kamu vicdanı yoksulları hatırlıyor. Yoksulluk, tarihin en büyük belalarından biri. Musallat olduğu toplumları veya aileleri, bireyleri, ait olduğu medeniyetin taşrasına itiyor. Toplumsal barışı bozuyor, düzenleri sarsıyor. Türkiye´de DİE´nin verilerine göre her bin kişiden 14´ü aç. Yani asgari gıda ihtiyacının altında yaşıyor. Gıda dışı harcamaları da hesaba katarsak, ki buna yoksulluk diyoruz, her bin kişiden 270´i yoksul. Peki dünyada yoksulluk sadece bizim başımızda mı? Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD´de geliri ayda 1223 doların altındakiler yoksul sayılıyor ve Amerikan ailelerini yüzde 10´u yoksul. Bu da 13 milyon aile ediyor. Türkiye´de yoksulluk sınırı, Kamu-Sen´in araştırmasına göre 858 YTL. Dünyanın en yoksul ülkelerinde ise bu sınır, 30 dolar civarında. Yoksulluğun belki de en yıkıcı yanı, `kaybedeceği bir şeyi olmayanların´ gösterdiği tepkide saklı. Barışın en büyük düşmanı olan yoksulluğun ortadan kaldırılması için neredeyse bir asırdan beri, sistematik çalışmalar yapılıyor. Genelde ulusal ve uluslararası düzeydeki bu çalışmaların verimine bakıyoruz. En başarılı projeler dahi ancak yoksulluk artış oranını yavaşlatabilmiş. Çoğu, yoksulluğu daha da artırmış bulunuyor. Dünya Bankası ve benzeri küresel organizasyonların el attığı yoksul ülkelerde, gelir dağılımının daha da bozulduğu, yoksul sayısının patladığı gözlemlenmiş. Bu da yoksullukla mücadele yaklaşımlarının yeniden gözden geçirilmesi sonucunu doğurmuş. Artık ülkeden ülkeye yardımların bir işe yaramadığı, yoksullar için oluşturulan fonların yoksullardan ziyade yoksulların sırtından siyaset yapanlara yaradığı ortaya çıkmış. Devletlerin kendi yoksullarına yönelik çalışmaları da son derece verimsiz sonuçlar doğurmuş. 19 milyon yoksul ile bayrama giren ülkemizde şimdi yoksullukla mücadele için yeni bir yol deneniyor. Sosyal Güvenlik Reformu´nun üçüncü ayağı olan ve yoksulluk sınırı altında yaşayanlara devlet tarafından yardım yapılmasını öngören Primsiz Ödemeler Kanun Tasarısı Taslağı nihayet tamamlandı. Bu sayede devletin sosyal hizmet ve yardımları tek çatı altında toplanıyor. Yoksul kişilerin tespiti bu işin en zor yanı. Neticede yardım için fon oluşturmak kadar bu yardımın doğru ellere ulaşması da gerekiyor. Taslağı hazırlayanlar da yardımların adil dağılması konusunda tedbir geliştirme ihtiyacı hissetmiş. Devlet tarafından sosyal yardım verilen kişilerin takibini sağlamak için bir veri tabanı hazırlanacak. Bu sayede devlet yardımlarının hak edene hakettiği ölçüde ulaşmasına çalışılacak. Peki bu başarılabilir mi? Eski anlayışla hareket edersek yardım dağıtımı adaletini sağlayamayacağımızı düşünüyorum. Benzer bir yaklaşımla yeşil kart uygulaması çıkarmış ve bu sistemin kısa sürede iflas ettiğini görmüştük. Yoksullar için geliştirilen bu sistemden en fazla faydayı, kurnazlar sağlamıştı. Taslağın kapsamındaki yoksul tanımında fazlaca sorun yok. Sokakta yaşayan veya fiziksel, cinsel istismara uğrayan, madde bağımlısı olan, fuhuş ve dilencilik gibi sosyal tehlikelere karşı savunmasız bırakılan çocuklarla, böyle çocukları olan muhtaç aileler... 65 yaşını doldurmuş olup, bir gelir ve aylık almayanlar... Malul sayılmasını gerektirecek düzeyde özürlü olan ve durumlarına uygun işe yerleştirilemeyen kişiler... Fakat sorun şu; gerçek ihtiyaç sahiplerini, geleneksel kamu kurumlarıyla belirleyince sistem kokuşuyor. Yıllarca desteklediğimiz ve canımız bildiğimiz Kızılay´ın kokuştuğunu ancak depremde anlayabildik. Burada benim önerim, sayıları giderek artan, ulusal ve yöresel yardım kuruluşları ve hayırsever örgütleri işin içine sokmaktır. Yoksulluk Sempozyumu yapacak kadar bu işe odaklanmış Deniz Feneri gibi binlerce sivil toplum örgütümüz var. Yeni taslak, kamuyu belki hakem ve düzenleyici rolde tutarak, yoksula doğrudan ulaşmayı, bu sivil toplum örgütleri üzerinden hayat geçirme yöntemini denemeli. Zaten gelişmiş dünya da artık bunu yapıyor.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.