HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Bu Fener 10 Bin Gönüllüye Emanet
25-04-2005

Bu Fener 10 Bin Gönüllüye Emanet

24 Nisan 2005 Bugün Türkiye'de yoksulluk sınırının altında olan binlerce aile yaşıyor. Köyünde suyu olmayan ya da hayatında hiç fasulye yememiş çocuklara el uzatıyorlar. Öteki Türkiye'nin bir yüzü bu. Pek çok kişi refah düzeyinden yoksun zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor. Kimi gün karınlarını doyuracak bir somun ekmeğe, kimi gün de bir oyuncağa özlem duyuyorlar. Yedi yıldır onların sesine kulak veren ve gönüllülük ilkesiyle kamu yararına çalışan Deniz Feneri Derneği, gittiği her yerde çaresiz insanlara umut oluyor. 1998 yılından beri çalışmalarını sürdüren dernek bünyesinde maaşlı 160 personel ve 10 binin üzerinde de gönüllü bulunuyor. İstanbul, Ankara ve İzmir'de şubeleri bulunan derneğin ilk kurucu üyelerinden olan ve şu anda da genel başkan olarak görev yapan Engin Yılmaz, derneğin Türkiye'nin yoksulluk sorununa dikkat çekmek amacıyla kurulduğunu anlatıyor. Yardımseverlerden her türlü para yardımı, beyaz eşya, kıyafet, gıda, temizlik malzemeleri ve yakacak yardımlarını kabul ettiklerini söyleyen Yılmaz 'Yoksulluk kriterlerimizi tüm dünyada geçerli olan hususlara göre belirledik. Dil, din, mezhep ayırımı yapmaksızın yardıma ihtiyacı olan herkese yardım ediyoruz. Bir yıl içinde bize ne kadar yardım geliyorsa hepsini dağıtıyoruz, bekletmiyoruz. Zaten bir yılda gelen yardım ikinci yıl daha da arttığından derneğimiz büyüyor. Prensip olarak karşımızdaki insanı rencide etmemek için ikinci el yardım almıyoruz. Ancak beyaz eşyada kısmen iş görebilecek olanları kabul ediyoruz' diyor. İki yıl öncesiyle bugünün yoksulluk sınırlarının farklılık gösterdiğine inanan dernek üyeleri şu anda Türkiye'nin geldiği noktada Deniz Feneri Derneği olarak bir trilyon dağıtıyorlarsa devletin de bir katrilyon dağıttığını ve yavaş yavaş insanları sosyal güvenceye zorlayan bir durum oluştuğunu söylüyorlar. Kimi zaman yardım amaçlı kriterlerinin değişebildiğine dikkat çeken Yılmaz şöyle anlatıyor: 'Bir aile krizden ötürü zor durumda kalmış. Ama genel olarak yoksul değil. Biz onu bir defaya mahsus bulunduğu çukurdan tutup çıkartıyoruz. Böylelikle o kişide zor durumdan kurtuluyor ve yoluna devam ediyor. Zor durumda olanın elinden tutmak gerekiyor.' Acil durumlar için iki tır dolusu malzeme var Deniz Feneri Derneği'nin şubelerinin bulunduğu üç ilde derneğin istihdam ettiği sosyal inceleme elemanları bulunuyor. Bunlar kendi bölgelerindeki muhtarlıklardan, oturan insanlardan yardım alarak farkettirmeden yoksul ailelere ulaşıyor. Daha sonra bu ailelere yardım ediyorlar. Genel merkezde tüm işlemler barkod sistemine göre işliyor. Yardım yapan kişinin isminin yer aldığı bilgiler ve yardım yapılan ailelerin bilgileri burada depolanıyor. Derneğin www.denizfeneri.org adlı internet adresinde ise interaktif destek hattı kurulmuş. İsteyenler bağışlarını internetten yapabiliyor ya da soru sorduklarında anında yanıt alabiliyorlar. Çalışmalarını televizyon ekranlarına da taşıyan dernek çalışanları reytingi olmayan programların hemen yayından kaldırıldığını, buna rağmen haftada iki saat program yapabildiklerini söylüyorlar. Derneğe öyle yaşam hikayeleri geliyormuş ki, kimi zaman gözyaşlarını tutamadıklarını da gizlemiyorlar. Özellikle çocuklar onları çok etkiliyor. Oyun çağındaki çocukların zorluklara göğüs germek zorunda olmalarına dayanamıyorlar. Bağışçılar arasında siyaset, sanat, iş ve sosyete dünyasından ünlü isimler de bulunuyor. Berna Yılmaz, Bülent Ersoy, Emre Altuğ, Burhan Şeşen, Zara, Gülben Ergen, Fatih Kısaparmak, Nilüfer, Hülya Koçyiğit, Demet Tuncer, Ahmet Dursun, Murat Göğebakan, Filiz Akın, Kıraç, Funda Arar, Baha, BKM sanatçıları, Dilek Budak gibi pek çok sanatçı Deniz Feneri Derneği'nin çalışmalarına destek oluyor. Acil bir durumda hızlı organize olabildiklerine dikkat çeken Yılmaz 'Özellikle deprem gibi afet durumlarında cep telefonlarımıza alarm geliyor. Genel Sekreterimiz gönüllüleri hemen organize ediyor. Acil durumlar için iki TIR dolusu giyim, gıda, çadır ve battaniye gibi malzememiz bulunuyor. 1999 depreminde mağdur olan insanların kalıcı konutlara taşınmasına vesile olduk. Bu büyük bir mutluluk bizim için. İyi şeylere sebep olmak gurur veriyor bize. Bugüne kadar 192 bin aileye ulaştık. Bir ailenin de beş çocuklu olduğu varsayılırsa bu rakam artabilir' diyor. Unutulmaz yaşam hikayeleri Deniz Feneri Derneği Kurumsal İletişim Müdürü Recep Koçak yedi yılda pek çok yaşam hikayesine tanıklık ettiklerini ve bunlardan bir kısmının gerçekten son derece etkileyici olduğunu söylüyor. 80 yaşında ve on yılını karanlıkta geçirmiş olan Zehra Nine'nin öyküsünü anlatan Koçak 'Zehra Nine'yi bulduk. Aslında basit bir katarakt ameliyatına ihtiyacı vardı. Ameliyatını gerçekleştirdik ve gözleri açıldı. On yıl sonra ilk kez günışığıyla karşılaştı ve mutluluğumuz elbette tarifsizdi' diyor. Ardahan'da yaşayan yedi yaşındaki Hazal ise duymadığı için konuşamıyormuş. Dernek çalışanları kendisine işitme cihazı aldıktan sonra annesinden bir mektup almışlar. Ve anne mektupta 'Ben kızımın bana anne dediğini hiç duymamıştım. Size ömrüm boyunca dua edeceğim' diye yazmış. Bu da unutulmayan bir diğer hikaye. Gönüllüler üzüntülerini belli etmemek prensibiyle hareket etseler de çoğu zaman böyle olaylara kayıtsız kalamadıklarını anlatıyorlar. Ne de olsa onların saçtığı ışıkla aydınlanan pek çok insan var. -------------------------------------------------------------------------------- ÇOCUKLAR MUTLU OLSUN Reklam yazarı Çiğdem Tavkul, Deniz Feneri programında izlediği bir görüntünün ardından gönüllü üye olmuş: 'Programda bir çocuğa ne istersin diye sordular. Çocuk fasulye istiyorum dedi. Bu diyalog beni çok etkiledi. Hayatında hiç fasulye yememiş bir çocuk görmemiştim. Çocukları çok sevdiğim için gözyaşlarımı engelleyemedim o gün. Ben hep iyi yaşadım. Sıcak bir evim vardı, bir tane arabam var. Çok zengin olmasam bile sıkıntı çekmedim. Ama çocuğun yerine kendimi koyduğum zaman çok başka duygulara tanık oldum. Ve hemen derneği arayıp gönüllü oldum.' Aynı zamanda Binbir Çocuk Binbir Dilek projesinin fikir babası olan Çiğdem Tavkul, yoksul çocukların isteklerini yerine getirdiklerini söylüyor. Çocuklar derneğe dileklerini yazıp yolluyorlar. Bu yıl üçüncüsü gerçekleşecek projede bugüne kadar çok farklı istekler gelmiş. Bir çocuk sadece külotlu çorap isterken, birisi fasulye yemeği, birisi de ölen babasının yerine bir baba istemiş Deniz Feneri'nden.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.