HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Buradan Buraya
09-02-2003
Buradan Buraya

Buradan Buraya

8 Şubat 2003 Damga Türkiye`de gerçekten iyi şeyler de oluyor Yardımseverlere sesleniyoruz... Aşağıdaki numarayla sayısız insanın hayatını kurtarabilirsiniz. İhtiyacı olanlara sesleniyoruz... Aşağıdaki numara hayatınızı kurtarabilir. Onlar sizin için gecelerini gündüzlerine katarak çalışıyorlar... Deniz Feneri Dernegi 0 212 665 82 00 www.denizfeneri.org.tr TÜRKİYE tam bir tezatlar ülkesi... Açlık sınırı 390, yoksulluk sınırı 1 milyar 100 milyon lira. Ve en acısı da yoksulluk sınırını, 70 milyonluk ülkemizde sadece 37 bin kişi geçebiliyor. Televizyon ekranları, gazeteler, her gün sadece parası olmadığı için hastalıktan ölenler, çocuğunu sokağa terk edenler, sokakta yaşayanlar, yani gözü yaşlı insanlarla dolu... İLK IŞIK DOĞDU DENİZ Feneri de işte bu karanlığı aydınlatmak için 6 yıl önce yandı. Başta sihirli kutu olan televizyonun gücünden yararlanarak, insanları öldüren yoksulluğa dikkat çekmek için bir televizyon programıyla işe başladı Deniz Feneri... Sokak sokak yoksul insanlar tespit edildi, amacı `reklam` değil, sadece `yardım etmek` olan `gerçek yardım severlerin` desteğiyle onların hayatlarında bir umut ışığı yakıldı yoksulluğa... KARANLIK BÜYÜKTÜ YOKSULLUK o kadar büyük, yoksul sayısı o kadar çoktu ki, bu ağır ve meşakkatli işin altından sadece televizyon programıyla kalkmak mümkün olmadı... Ve Deniz Feneri, 1998 yılında dernek çatısı altında toplandı. Dernek başkanlığına da Avukat Yusuf Atalay seçildi. Onlar, yıllar geçtikçe yoksulluğun boyutlarının ne kadar büyüdüğünü de başvuru rakamlarıyla tespit ettiler: 1998: 53 kişi, 1999: 2 bin 714 kişi, 2000: 13 bin 122 kişi, 2001: 17 bin 096 ve 2002: 40 bin 793 kişi... Ve dernek 5 yılda tam 73 bin 778 yoksul insanın umudu haline geldi... DEVLET HABERSİZ!.. YOKSULLUK ve açlık çok büyük ama devletin bundan heberi yok. Deniz Feneri de, yoksulluğun boyutlarını devletin kaynaklarından değil, kendilerine ulaşan başvurulardan öğreniyor. Başkan Atalay, `Türkiye`de insanların yüzde 2.5-3`ü açlık sınırında yaşıyor. Biz de çoğunlukla açlıkla mücadele ediyoruz. Ama devlet yoksulunun kaydını tutmuyor. Böyle olunca sosyal devlet görevini yerine getiremiyor` diye yakınıyor. GIDA VE PARA YARDIMI ÇALIŞMALARINI uluslararası seviyeye ulaştırmak için İSO 9002 Kalite Belgesi de alan dernekte, gönüllülerle birlikte 100 kişi çalışıyor. 2002`de yıllık bütçeleri 10 trilyon liraydı. Her ayın 5`ine kadar belirlenmiş ailelere 75-200 milyon lira arası nakit yardımı yapılıyor. 10`una kadar da gıda yardımı ulaştırılıyor. Afet hallerinde ise hemen o bölgeye acil yardım ulaştırılıyor. SÜT DE VAR BULGUR DA GIDA yardımları ikiye ayrılarak gerçekleştiriliyor. Biri kuru bakliyat, diğeri kahvaltılık olmak üzere 2 koli hazırlanıyor. Yardım paketlerinin içinde beyaz peynir, çay, hazır çorba, reçel, salça, sıvı yağ, süt, şeker, zeytin, bulgur, kuru fasulye, mercimek, makarna, pirinç, tuz ve un bulunuyor. Her ay gıda yardımı götürülüyor. Yılda 2 kez giyim, kira va nakit yardımı da yapılıyor... RENCİDE ETMEDEN... ÇOCUKLARIN eğitim durumlarıyla da yakından ilgilenen dernek, okul malzemelerini karşılıyor. Dahası yardımların tamamı ihtiyaç sahibinin kapısına kadar götürülüyor. Onların Deniz Feneri`ne gelmesi istenmiyor. Çünkü amaç rencide etmeden mümkün olan yardımı yapmak. AMAÇ İŞ EDİNDİRMEK `KARINLAR doyduğu zaman diğer sorunların ortaya çıktığını` belirten Atalay, amaçlarının sadece gıda ve para yardımıyla sınırlı olmadığını da anlatıyor. Kişileri iş edindirme gayretleri ön sıralarda geliyor. Örneğin dul kadınlara Halk Eğitim Merkezi`nde beceri kazandırılıp, bir işe girip çalışmaları sağlanıyor... ENGELLİLERE DESTEK DERNEK, engellilere yönelik çalışmalarda da inanılmaz çalışmalar yapıyor. Sivas`ta görme engellilere çorap örme makinası götüren, Etiyopya`da açlıktan ölenler için 3 ayda 700 bin dolar toplayarak ulaştıranlar da Deniz Feneri ekibi... Hatta ekip, bazı kişilerin prim borcunu ödüyor, emekli olup, kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamaya çalışıyor... HER ŞEY DEV DEPODA TÜM malzemeler İstanbul Zeytinburnu`ndaki depoda tasnif ediliyor. Burada tekerlekli sandalyeden ilaca kadar her şey var. Her ailenin bir dosyası tutuluyor. Bozulabilecek gıdalar soğutucularda saklanıyor. Tüm yardım malzemeleri 2-3 kişinin kontrolünden geçiyor. Makarna gibi açık gıdalar paketleniyor. İkinci el giyim yardımı kabul edilmiyor. Ancak ev eşyaları kullanılabilecek durumdaysa ihtiyacı olanlara ulaştırılıyor. Giysiler ve kırtasiye malzemeleri de yaş grubuna göre düzenleniyor. HERKESE `EVET` YOK ANCAK her başvuru kabul edilmiyor. Başvuruların yüzde 35`i geri dönüyor. Dernek ihbar sistemiyle çalışıyor ve ihtiyacın mutlaka belgelenmesini istiyor. Nüfus cüzdanı fotokopisi, ikametgah ve muhtardan durumunu anlatan bir yazı gerekiyor. Rencide edilmeden bir form dolduruluyor. Bedensel problemlerden beden ölçülerine kadar her şey kaydedilip hayat standardı belirleniyor. TEHLİKE ÇOK BÜYÜK DERNEK Başkanı Yusuf Atalay, 5 yıldır edindiği tecrübeyle tespitlerini ise şöyle ifade ediyor: Başvurular 1970 doğumlulara kadar indi. İşsizlik, göç ve özürlülük en büyük problem. Biz açlık sınırı ile mücadele ediyoruz. Türkiye`de en tehlikeli alan bu. `Bir haftadır eve bir lokma ekmek girmedi` diye gelen var. Büyük bir yangın bu. Biz söndürmeye çalışan küçük bir damlayız. Bu devlet politikası haline gelmezse yoksulluk zengini de rahatsız edecek... BİRİ DUL, BİRİ SAKAT ÖNEMLİ tespit ile çalışmalarını genişleten, yardımlarla ayakta duran Deniz Feneri`nin hayatını değiştirdiği kişilerden biri: Gül Aydın... Bahçelievler`in arka sokaklarında, izbe bir evde oturuyor. Eşi ölmüş. 4 yavrusundan biri hapiste, biri askerde... 14 yaşında olan bir bisikletçide çalışıyor. Eve para getiren tek kişi de o. Annesi, 10 yaşındaki kardeşi ve babaannesine de bakan da yine o... SEFALETİN RESMİ ÇELİK ailesi de sefaletin resmi gibi... Esenler`de çatısı bile olmayan, naylonlarla kaplanmış evde oturuyor. Aile reisi Abdürrezzak Çelik... 3 yıldır işsiz. Zaten elinden sakat. 20 gündür banyo bile yapmamışlar. Çünkü faturasını ödeyemedikleri için suları kesik. Çöpten buldukları eşyalarla yaşıyorlar. En büyüğü 11, en küçüğü 6 yaşında olan çocukları ise yaşadıkları sefaletin aksine pırıl pırıl gülümsemeye devam ediyor...
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.