HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Cennet Vadi Nasıl Cehenneme Döndü
11-11-2005

Cennet Vadi Nasıl Cehenneme Döndü

10 Kasım 2005 İbrahim Karagül Edelman gitti, ben şimdi kime hesap soracağım! Bir yıl önce bugün, yani 10 Kasım. Amerikan ordusu dünyaya kapattığı Felluce'yi bombalıyor. Napalm bombalarıyla, fosfor bombalarıyla, zehirli gazlarla. Sayısız ölü... Kim öldü, ne kadar öldü, bilinmiyor. Yerle bir edilen Felluce... Kimyasal silahlarla öldürülmüş insanların cesetleri sokakta; erimiş bedenler, kömürleşmiş kadın ve çocuk bedenleri, kemikleri birbirinde ayrılmış yaşlılar! Feryatlar yükseliyor, doktorlar dünyaya çağrılar yapıyor ancak "gelin bu vahşeti tespit edin" çağrılarını kimse duymuyor. Kimyasal silahlarla öldürülenlerin çok azının cesedi hastane morglarına ulaşıyor. Toplu olarak gömülüyorlar. Kanıtların gizlenmesi için kent haftalarca dünyaya kapatılıyor. Ne yazık ki, Halepçe'de Saddam Hüseyin'in kimyasal saldırılarında 5 bin Kürt ölmüşken Kürt birlikleri de Felluce'de bu cinayetlere ortak oluyor. Yine Irak'ın kimyasal silahlarından yüzlerce, belki de binlerce İran askeri ölmüşken İran destekli Bedir Tugayları da katliamda yerini alıyor! Bütün bunlar, Yeni Şafak gazetesinde ve bu köşede ayrıntılarıyla yayınlandı. Tıpkı Irak'taki işkence ve tecavüzlerin ilk kez yayınlanması gibi. Resimleri, kimyasal silahlarla katledilenlerin resimlerini yayınlamadık. Çünkü, vahşet örneklerine bakabilmek herkes için mümkün değildi. Amerika'nın korkunç sansüründen nasiplenen, ya da gönüllü olan ABD ve dünya basını gibi, Türk basını da bu iddialara uzak durdu. Ne zaman ABD basını gündemine aldı, ondan sonra Türk basını da insafa geldi. Irak Sağlık Bakanlığı'ndan bir yetkili, Amerika'nın Felluce'de kimyasal silahlar, hardal gazı ve sinir gazı kullandığının tespit edildiğini açıkladı. 3 Mart 2005 tarihinde konuyu bu köşede yine gündeme getirdim. Daha önce, işkence ve tecavüzler konusunu gündeme taşımaktan sabıkalı olduğumuzu bile bile. Amerikan Ankara Büyükelçiliği, o zaman, kaynağımızın porno siteleri olduğunu iddia etti. Bizi yalanlamak için yapılan haberleri üs üste Hürriyet gazetesinde yayınlattı. 3 Mart tarihli yazıma karşı ise, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği 8 Mart tarihinde bir açıklama yayınladı. Özetle şöyle: "3 Mart tarihli "Yeni Şafak" gazetesinin bir yazarı (yani ben!), Irak Sağlık Bakanlığı'ndan bir yetkilinin iddiasına dayanarak, Amerikan güçlerinin Felluce'deki operasyonlar sırasında kimyasal silahlar, hardal gazı ve sinir gazı kullandığı haberini köşesine taşımıştır. Benzer iddialar daha sonra Venezüela Devlet Başkanı Hugo Chavez tarafından yinelenmiş olup, aynı gazetenin 6 Mart tarihli sayısında yer almıştır. Gerçekte böyle bir haber yoktur ve Amerikan güçleri Felluce'de ya da Irak'ın herhangi bir başka yerinde bu tür silahlar kullanmamıştır." Bu kadar değil... Aynı açıklamada, gazetemi ve beni El Kaide iddialarını seslendirmek, örgüt kaynaklarını kullanmak, bir açıdan El Kaide yanlısı olmakla itham ettiler. Hem beni hem gazetemi yalancılıkla suçladılar. Venezülella'dan Çin'e kadar dünya genelinde bir yalan operasyonunun parçası olduğumu öne sürdüler. Açıklamalar o zamanki ABD Büyükelçisi Eric Edelman'ın öfkesinin sadece görünen kısmıydı. ABD ziyaretinden döner dönmez, ilk iş olarak Pentagon adına girişimlerde bulunan kişi, her fırsatta ABD adına aleyhimde girişimde bulunanlar, şahsıma yönelik psikolojik baskı, yıpratma kampanyasında görev alanlar şimdi nerede? Unutmuş değilim; yeri ve zamanı gelince kendilerine soracağım o kadar soru var ki! 9 Mart'ta "Ne demek oluyor bu? Beni de mi Guantanamo'ya götüreceksiniz" başlığı altında iddiaların kaynağını birer birer verdim. Bazılarının resmi kaynaklar olduğunu bildirdim. İddiaları kanıtlamak için insan hakları mensupları ve doktorlardan bir heyet oluşturup Felluce'ye gönderme çağrısı yaptım! Kanıt resimleri neden yayınlayamadığımızı da belirttim. Aynı yazıda, dünyanın bugünlerde tartışmaya başladığı gizli cezaevleri ve Gulfstream 5 uçaklarıyla nasıl işkence uçuşları yapıldığını da ortaya koydum. Bağdat Havaalanı yolunda ABD askerlerinin kurşununa hedef olup yaralanan İtalyan gazeteci Guiliana Sgrena'nın (bir İtalyan istihbarat görevlisi de öldü) Felluce katliamını belgelendirdiği ve dünyaya duyurmak istediği için saldırıya uğradığını yazdım. Bir yıl sonra dünya, bugün, yani katliamın yıldönümünde Fullece gerçeklerini doğruladı. Felluce'de kimyasal silahların kullanıldığı gerçeği ABD askerlerinin itiraflarıyla birkaç gündür Avrupa televizyon ve gazetelerinde ön sırada . İtalyan RAI televizyonunun salı günü yayınladığı "Fellujah: The Hidden Massacre" adlı belgeselinde, ABD askerlerinin itirafları var. Aldıkları emirleri ve uygulanan vahşeti açıkça anlatıyorlar. Beyaz fosfor bombalarıyla bedenleri yananları anlatıyorlar. Aynı yöntemle öldürülen kadın ve çocuklar gördüklerini söylüyorlar. Kimyasal silahların sivil-direnişçi ayırımı yapılmadan halka karşı kullanıldığını belirtiyorlar. İtalyan basını ile BBC, Independent, Guardian gibi İngiliz medyası da konuya geniş yer ayırdı. Bu kaçıncı? Bir gerçeği ilk kez seslendirmenin bedelinin ne olduğuna çok tanık oldum. Bir gazeteci, onurlu ve dürüst bir insanın, hiçbir çıkar hesabı yapmadan doğruların peşinde koşmasının bedelinin ne olduğuna da... İlk yazan siz olursunuz, tartışır kamuoyunun dikkatini çekersiniz. Üzerinize hışımla gelinir, yıpratılır, ezilirsiniz. Psikolojik baskı altına alınırsınız. Özgüveniniz hedef alınır. Bir süre sonra gerçekler gizlenemez hale gelir. Ancak olayın sıcaklığı kaybolmuş, olayı gizlemek isteyenler başarıya ulaşmıştır. Resmi yalanlar yine başarılı olmuştur. Siz, yazdıklarınızla ve sıkıntılarınızla kalırsınız. Bazı gazeteler, bu köşede dile getirdiğim gerçekleri yalanlamak için Edelman'ın dilinden haberler yayınlayıp yalanlarla kamuoyunun zihnini çelen gazeteler, geri dönüp o haberlere bir kez olsun bakabilir mi? Yüzleri kızarır mı? Sanmıyorum... Pentagon ve bazı lobiler adına bizi izleyip rapor verenler, yıpratma kampanyalarında rol alanların yüzleri kızarır mı? Birazcık suçluluk duyarlar mı? Sanmıyorum... Ama yeri ve zamanı gelince kendilerine soracağımız çok soru var. Ve bu sorular sorulacak! Yalanladığı her şey doğrulanan Edelman gitti. Ama ben doğruları yazmaya devam ediyorum!
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.