HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Deniz Feneri Derneği 9 Eylül 2008 Basın Toplantısı.
10-09-2008
Deniz Feneri Derneği 9 Eylül 2008 Basın Toplantısı.

Deniz Feneri Derneği 9 Eylül 2008 Basın Toplantısı.

Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Engin Yılmaz´ın konuşması
oSon haftalarda basınımızda çıkan haberlerde, Almanya´da faaliyet gösteren Deniz Feneri e.V. adında bir Alman derneği hakkında başlatılan dava sürecinin ardından, bu dava ve özellikle de iddianame üzerinden, söz konusu Alman derneği ile Deniz Feneri Derneği arasında çeşitli sentetik ilişkiler kurulmakta, bu sentetik ilişkiler üzerinden Deniz Feneri Derneği, yaptığı işler ve üstlendiği misyon yaralanmaya çalışılmaktadır. Bugün bu basın toplantısı ile söz konusu bu haberler sonrası kamuoyunun zihninde oluşan soru işaretlerini gidermek istiyoruz. Ancak öncelikle, DF´nin yapısı, kurumsal değerleri ve işleyişi hakkında kısa bir bilgi vermek yerinde olur düşüncesindeyiz, zira, bu yapı ve değerler, DF´nin kendini konumlamasında referans aldığı kaynaklardır. Haberlerde yer alan iddialara karşı kendisini konumlarken de yine bu yapıyı ve değerleri referans almaktadır. oÖncelikle altı çizilmesi gereken nokta, Deniz Feneri Derneği´nin şeffaf yönetişim ilkesiyle yönetilen bir kurum olduğudur. DF, kuruluşundan bu yana, Türkiye´de sivil toplum mentalitesinin gelişmesi ve güçlenmesi için çalışırken, bir taraftan da, yardımseverliğin sivilleşmesi için çaba göstermiştir. Yardımseverliği sivilleştirmenin en önemli ön şartlarından bir tanesi, yardım kuruluşlarının şeffaf ve hesap verebilir olmalarıdır. İşte bu çerçevede bizler kurulduğu günden bu yana iç Denetim ve kamu denetimleri yanında 2001´den beri ISO 9001 Kalite Yönetim sistemi ile çalışmakta iken bununla da yetinmeyerek, 2004 yılından itibaren, tüm mali tablolarımızı bağımsız Denetim kuruluşuna denetletmekteyiz. Bugün, kendimizle ilgili bu kadar emin, bu kadar açık konuşabilmemizi de buna borçluyuz. oŞunun da altını çizelim: söz konusu Alman derneği hakkındaki soruşturma başladıktan sonra Mayıs - Ağustos 2007 tarihleri arasında üç ay süreyle İçişleri Bakanlığı denetiminden geçtik. Denetim sonucunda hem Almanya´da bulunan dernek hem de Kanal 7 televizyonu ile olan ilişkilerde suç unsuruna rastlanmadığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede daha evvel yaptığımız çağrıyı yineliyoruz: isteyen herkes derneğimize gelerek tüm çalışmalarımızı bizzat izleyip faaliyetlerimizi denetleyebilir. oGeçtiğimiz aylarda, özellikle Almanya´da bu soruşturmanın açılmasının ardından, Alman milletvekilinin de içinde olduğu bir grup derneğimizi ziyaret etti ve son derece olumlu izlenimlerle ayrıldı. İçinde bulunduğumuz `simülasyon´ çağında, bazı konularda en sağlıklı bilgilere ulaşabilmek için kaynağa gitmek ve bizzat görmek gerekiyor. İşte bu yüzden diyoruz ki, kapımız herkese açık. Halkımızın denetiminden geçmemiz kadar doğal bir şey olamaz, biz onlar için çalışıyoruz. oAlmanya´da yürütülmekte olan operasyon, açılan dava ve söz konusu dernek ile ilgili olarak bazı konuların altını çizmek istiyorum: Bazı basın yayın kuruluşları tarafından iddia edildiği gibi Almanya´da hakkında soruşturma yürütülen Alman derneğinden yasal olmayan yollarla herhangi bir şekilde para aktarımı olmamıştır. Deniz Feneri gerekli yasal prosedürler çerçevesinde Deniz Feneri e.V. adındaki Alman derneğinden üç yıl içinde toplam 6. 940.000 Avro bağışı tamamen yasal prosedürlerle ve bankalar yoluyla kayıt altında kabul etmiştir. Bu bağış nedeniyle derneğimizin suçlanmasını art niyetli bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Zira derneğimiz aynı yasal çerçevede yurt dışındaki başka kuruluşlardan da bağış kabul etmiş hatta AB fonlarından kaynak kullanmıştır. oBu çeçevede Türkiye´deki sivil toplum kuruluşlarına yurtdışından bir yılda yaklaşık 60 milyon dolar bağış ve fon girişi olmaktadır. oKamuoyumuz şu soruyu sorabilir: `Bu dernekle bir ilginiz olmadığını söylüyorsunuz, ama aynı adı taşıyorsunuz ve bu ismi kullanmalarına bir itirazınız da olmuyor. Bu bir çelişki değil mi?´ Evet, bu ilk bakışta bir çelişki gibi görünebilir. Ama, Deniz Feneri ´nin Türkiye´de yardımseverlik alanında gerçekleştirdiği önemli çalışmaların ardından sadece Almanya´da değil, Türkiye´de ve yardım çalışmalarımızı yürüttüğümüz pek çok coğrafyada derneğimizin adını taklit eden, kullanan kurumlar ortaya çıktı. Bu, başarılı olmuş her markanın kaderidir. Biz, Deniz Feneri olarak kurumsallığa ve kurumsal yönetişime verdiğimiz önem çerçevesinde, bütün bu oluşumlar hakkında gerekli tedbirleri sürekli aldık. Adımızı kullanan bu oluşumları ya çatımız altına katılmaya davet ettik, ya da bu isimleri değiştirmemeleri durumunda tescil edilmiş bir marka olan Deniz Feneri ´ni koruyacağımızı ilan ettik. Şu anda Alman makamlarının hakkında soruşturma yürütmekte olduğu bu Alman derneğine de aynı uyarı yapılmıştır. Bugün bir kez daha, açık ve net bir şekilde belirtmek istiyorum: bu Alman derneği ile aramızda hiç bir resmi ve hukuki bağ bulunmamaktadır. Deniz Feneri Derneği, kendisine yasal yollarla gelen yardım parasını, Türkiye´nin veya dünyanın başka bir yerinden gelen herhangi bir fona uyguladığı prosedürü uygulamış ve kabul etmiştir. Bunun dışında kendileriyle hiç bir ilişkimiz olmadığı gibi, hiç bir organik veya yasal bağımız da yoktur. oBunun da ötesinde, söz konusu bu derneğe yapılan suçlamalardan en büyük zararı gören bizler olduk. Yapılan bütün yayın ve haberlerde bütün uyarılarımıza rağmen logo ve görüntülerimiz kasıtlı olarak kullanıldı; kamuoyu nezdindeki itibarımız planlı ve bilinçli bir şekilde karalandı; gerek bizden yardım bekleyen milyonlarca ihtiyaç sahibi gerekse bize sürekli destek veren binlerce bağışçı ve gönüllümüz rencide oldu. Bu linç girişimine her ne şekilde olursa olsun sebep olan ve katkıda bulunan kişi ve kuruluşlara karşı her türlü yasal hakkımızı saklı tutuyor ve adım atmak için devam etmekte olan yargı sürecinin sonlanmasını bekliyoruz. oYine geçtiğimiz haftalarda, basında yer alan haberlerde, benim Almanya´ya giderek bu derneğin yöneticilerini savunduğum şeklinde tamamen gerçekdışı bilgiler yer almıştır. Değerli basın mensupları, Almanya´ya bu soruşturmanın açılmasının ardından söz konusu dernek ile hiç bir yasal ve organik bağımızın olmadığını Alman makamlarına deklare etmeye gittim. Verdiğim ifadenin hiç bir yerinde söz konusu derneğin yöneticilerine kefil olmadım. Sadece, derneğin yapmakta olduğu işin kamu yararına bir iş olması, bir hayır işi olması dolayısıyla `suçsuz olduklarını umuyorum´ şeklindeki dileğimi ifade ettim; bu dileğim, söz konusu kişilerin iyiliği için değil, bu insanlara güvenerek milyonlarca Avro parasını bu derneğe bağışlayan iyi niyetli insanların iyiliği içindi. Bu sözlerimin nasıl olup da `suçsuz olduklarından eminim´ şeklinde çevrildiğini anlayamadım. Bugün burada, sizin huzurunuzda tekrar ifade etmek istiyorum: söz konusu Alman derneğinin şu anda yargılanması devam eden yöneticileri hakkında bu aşamada hiç bir yargımız olamaz. Bu, evrensel insanlık vicdanının bir gereğidir. oEvrensel insanlık vicdanı, DF´nin bugüne kadarki tüm faaliyetlerinde ana şiarı olmuştur: DF´nin sadece Türkiye´de veya Endonezya´da değil, ama aynı zamanda Bulgaristan, Çin ve Myanmar´da yardım faaliyetleri yürütmesini sağlayan da bu evrensel insanlık vicdanıdır. Bizler, inançlarımızı ve kendi kişisel tercihlerimizi hayırseverlik müessesesinin dışında tutmamız gerektiğine inandık, halen inanıyoruz ve inanmaya devam edeceğiz. Deniz Feneri , bütün insanların derneğidir; belirli bir coğrafyanın, milliyetin veya inanışın derneği değildir. Herkese her zaman, hiç bir kayıt ve şart koşmaksızın açıktır, böyle de olmaya devam edecektir. oBugün burada bir araya gelmişken derneğimizin Kanal 7 ile olan ilişkisine de açıklık getirmekte fayda var: bizim bu kanal ile olan ilişkimiz profesyonel bir ilişkidir, çünkü Kanal 7, derneğimizin misyonunun önemli bir taşıyıcısı olan Deniz Feneri programını başladığı yıldan bu yana, bir sosyal sorumluluk anlayışı çerçevesinde yayınlamakta ve tanıtımda destek olmaktadır. Yani, daha net bir ifade ile, hiç bir gelir kazandırmayan bir programa, tamamen sosyal sorumluluk çerçevesinde evsahipliği yapmaktadır. Bu sosyal sorumluluk anlayışının Kanal 7´yle sınırlı olmadığını biliyoruz ve bizi ağırlamaya hazır olan tüm kanallar ile görüşmeye hazırız. Bu programı gerek prodüksiyon gerek tanıtım olarak daha ileri götürecek imkan ve güce sahip olan tüm medya kuruluşları ile görüşmeye hazırız. Bu programın başarısı bizim için önemli, çünkü bu program yardım bekleyen milyonlarca insan ile yardım etmek isteyen milyonlarca insanı bir araya getiriyor. Bu yüzden, altını çizerek tekrarlamak istiyorum, Kanal 7 ile olan profesyonel ilişkimizi tüm medya kanalları ile kurabiliriz. Açık olan her kapıyı çalmaya hazırız. Zaten halihazırda programımız seksene yakın radyo ve TV´de yayınlanmakta. oArkadaşlar, biz bundan on yıl önce yola çıktığımızda misyonumuzu çok net bir şekilde belirledik: yardımlaşma kurumunu sivilleştirmek, kamu zihniyetinin hantallığından kurtarmak, rekabeti getirerek diğer sivil toplum örgütlerini ve kamu kurumlarını da kendilerini geliştirmeye, açmaya ve hesap verilebilir kılmaya itmek. Bizler, bu misyonumuzda başarılı olduğumuzu düşünüyoruz. Bugünkü başarılarıyla takdir toplayan pekçok sivil toplum kuruluşunun bu noktaya gelmesinde bu mentalite değişikliğinin ve bizim gibi sivil toplum kuruluşlarının varlığının çok etkisi olmuştur, buna inanıyoruz. oBu yolu biz tek başımıza açmadık. Son on yılda Türkiye´nin giderek daha da özgürleşen ve global standartlara doğru yürüyen sivil toplum platformunda faaliyet gösteren bizim gibi pek çok sivil toplum kuruluşunun ortak çabası bu dönüşümü mümkün kıldı. Bu kuruluşlar, gerek dünya görüşlerinin, gerek faaliyet alanlarının, gerekse gönüllülerinin ve destekçilerinin çeşitliliği ve farklılığıyla, demokratik bir toplumda sivil toplum örgütlerinin ne kadar faydalı işler yapabileceğini ve ne kadar hayati fonksiyonlar üstlenebileceğini kanıtladılar. Farklı görüşlerden ve hayat tarzlarından insanların bir arada, barış içinde ne kadar güzel işler çıkarabileceğini ispatladılar. oAma hayata bu zengin çerçeveden değil, partizan çerçeveden bakan pek çok çevre, bu kuruluşlardan ve faaliyetlerinden rahatsız oldular. Zaman oldu yaptıkları akademik çalışmaları yargıladılar; zaman oldu global bağlantılarını ve networklerini yargıladılar; zaman oldu sırf dünya görüşlerine uymadığı için kamuoyu nezdinde karalamaya çalıştılar. Biz bu partizan bakış açısının ülkemizde halen ne kadar kuvvetli olduğunun, üzülerek de olsa, farkındayız. Kendimizden ve yaptıklarımızdan da eminiz. O yüzden, bütün bu koparılan kıyameti ve hengameyi, bu Alman derneği ile aramızda kurulan sentetik bağlantıları, verdiğimiz ifadelerin yanlış çevirilerini, bu olaya ilişkin haberlere konulan başlıkları ve varılan yargıları, tebessüm ve olgunlukla karşılıyor, adaletin her zaman ve her yerde, ama özellikle ve öncelikle kamuoyunun vicdanında tecelli edeceğine yürekten inanıyoruz.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.