HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Deniz Feneri Derneği
20-07-2003
Deniz Feneri Derneği

Deniz Feneri Derneği

18 Temmuz 2003 Hüseyin Öztürk Dün İstanbul´da yoksulların doyurulduğu, açıkta kalanların giydirildiği, darda kalanların çare bulunduğu, kimsesizlerin kimselere kavuştuğu, "imdat" diyen bütün seslere cevap verildiği bir gönüllüler ordusu Deniz Feneri´ni ziyaret ettim. Deniz Feneri´nde çalışmak için "Mevlana ruhlu Yunus gönüllü" olmak gerekir. Bu sıfatlara uyan sevgili dostum Recep Koçak ta bu aileden. Yaklaşık altı aydır "geleceğim ve Deniz Feneri´ni yerinde tanıyacağım" diye söz vermeme rağmen ancak dün ziyaret edebildim. Eğer dün Deniz Feneri´ne gitmeseydim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi´nin basınla ilgili birimi hakkında son derece olumsuz bir yazı yazacaktım. Yine yazacağım ama tonajını biraz düşüreceğim. Deniz Feneri ile belediye basın biriminin ne alakası var. Hiçbir alakası yok. O konu benimle ilgili. Basın bürosunda Ali Müfit Gürtuna adına "kıyakçılık" yapıyormuş gibi gözüken ama Ali Müfit Bey´in kuyusunu kazan adamlarla hesaplaşmam lazım. Deniz Feneri yazısı kaynamasın diye o işi haftaya bırakıyorum. Çünkü önümde böylesine deryalar gibi güzellikler varken, kraldan çok kralcı geçinenlerin hesabını sonra da görsem olur. Öncelikle Deniz Feneri´ni kim akıl etti, kim kurdu ve kimler faaliyete geçirdiyse Allah onların yedi sülalesini cennetine koysun. Devletimiz, cumhuriyet tarihi boyunca böylesine harika bir gönüllü kuruluş görmemiştir. Abarttığımı söyleyenler varsa veya kendi kafasına ve kendi düşünce dünyasına göre aksini iddia edebilecekler olursa, ben de bir Deniz Feneri gönüllüsü olarak o kişileri hemen Deniz Feneri´ne götürüp gerekli brifingi verdirebilirim. Deniz Feneri´ni daha yakından tanıyıp öğrendiklerimi yorumlarken Fatih Sultan Mehmed dönemine kadar uzandım. Koca Sultan, kendisi başlı başına bir deniz feneriymiş zaten. Söz buraya gelmişken bizzat kendi ağzından bir örnek sunmak isterim. "Bizatihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle 10 cerrah, 10 tabip ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasib eyledim. Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul´a çıkalar, bilaistisna her kapuyu vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası ya da mümkün ise şifayap olalar, değil ise kendilerinden hiçbir karşılık beklemeksizin Darülaceze´ye kaldırılarak orada salah bulduralar. Maza Allah herhangi bir gıda maddesi buhranı da vaki olabilir. Böyle bir hal karşısında bırakmış olduğum 100 silah, ehli erbaba verile, bunlar ki, hayvanatı vahşiyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda Balkanlara çıkıp avlanalar ki, zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar. Ayrıca külliyemde bina ve inşa eylediğim imarethanede şehit ve şuhedanın harimleri ve Medine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye veya almaya bizatihi kendüleri gelmeyup yemekleri güneşin loş bir karanlığında kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle..." Evet, bugün Deniz Feneri Fatih Sultan Mehmed´in vasiyetnamesine uygun olarak ve daha gelişmiş bir şekilde bütün dünya insanlığına hizmette yarışıyor. Aslında Deniz Feneri bir insanlık destanı yazıyor. Bu destanı hepimizin okuması gerekir diye düşünüyorum. Devamı yarına inşallah...
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.