HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Ekmeği Ekmekle Yiyenler
01-08-2007

Ekmeği Ekmekle Yiyenler

31 Temmuz 2007 Hüseyin Öztürk Kıtlık ve yokluk çekmiş aileler, çocuklarını beslemek için ekmekten başka yiyecek bulamayınca; "buğday ekmeği katık istemez" diye karınlarını doyurmuştur. Tabii bir de buğday bulamayanlar vardı. Bu söylediklerim çok eski değil, bugün bile yaşanıyor. Ülkemizde halen bir dönümlük tarlası olan ve buğdaydan başka bir şey bulamayan insanlarımız var. İşte hafta sonu bu köylerden birini ziyarete gittim. Sözünü edeceğim köy, fakir illerimizden birine ait değil. Etrafı bin bir türlü zenginliklerle dolu, ekmeğin, yiyeceğin, paranın, pulun, her türlü zenginliğin bulunduğu İç Ege'nin orman köylerinden biri. Balıkesir sınırının hemen dibinde ama Çanakkale´nin Yenice İlçesine bağlı bir orman köyü olan Armutçuk köyü, halen 1945'lerin Türkiye´sini yaşıyor. Türkiye´nin en bol oksijenine sahip ormanların içerisinde her şeyden yoksun bir köy. Bundan beş yıl öncesine kadar köye devlet hiç gitmemiş desek yeridir. Köyün yolu yok, sadece orman yolu açılmış, köyden dışarı çıkmak isteyen insanlar, orman yolunu kullanmış. Köyün etrafı çaka çaka su dolu ama köye su bile getirilememiş, şimdi geliyor. Yıllar önce orman yetkililerinin müsaadesiyle kesilen ağaçlardan birer evlek, yani birer dönüm toprak elde edilmiş, bu topraklar üzerinde buğdaylar ekilerek, bir kısım aileler ancak ekmeklerini çıkarabilmişler. Köyde düz bir zemin bulmak mümkün değil. Bulunan her düzlüğe iki oda veya bir oda ev yapılmış, diğer küçük düzlüklere de tuvaletler yapılmış. Bağ ve bahçe derseniz, evlerin kapı önüne bir iki üzüm asması dikilmiş. Köyün birazca büyük bir düzlüğüne mütevazı bir cami yapılmış, her türlü yokluğa rağmen, dinlerinden ve değerlerinden vazgeçmemişler. Zaten onları bir arada tutan da değer yargıları ve dini öğretileri olmuş. Birlik için ellerinde kalan tek güçleri... . "bir gün olur kader bize de güler" demişler ve ellerinden geldiğince çaba sarf ederek kendilerinin fark edilmesini istemiş ve arayışlarım sürdürmüşler. Nihayet geçen yıl köyün ve köylünün halini sivil toplum kuruluşlarımızdan Deniz Feneri fark etmiş. Deniz Feneri İzmir Şube Başkanı Hamit Kunt, köy ve köylülerimizle ilgili bilgi eline ulaşır ulaşmaz, İzmir'den yola çıkıp varmış köye. Varmış köye demek yazıda kolay oluyor da, nasıl gittiğini anlatabilmek için en az yüz bölümlük televizyon dizisi yapmak lazım. Deniz Feneri yetkilileri köye girdiklerinde köylüler çok şaşırmışlar, çünkü ilk defa köylerinde kendi dillerinden anlayan ve yardıma gelen birileri olduğunu görmüşler. Çünkü o güne kadar gördükleri diğer insanlar, hep yurt dışından domuz avına gelen yabancılarmış. Hamit Kunt, ihtiyar heyetinden birkaç kişiyi bulmuş ye Deniz Feneri olarak köylüye! Köye yardım yapmak üzere geldiklerini, ihtiyaçlarının neler olduğunu sormuş soruşturmuş ve acil yardım statüsünde yapılması gerekenleri belirleyerek geriye dönmüş. Tarımın sınırlı olduğu köyde hayvancılığın tarıma göre daha iyi yapılabileceğinin belirlenmesi üzerine Deniz Feneri köyde isteyen ailelere keçi dağıtmaya başlamış, keçilerin bakımı, sağılması ve sütlerinin satılabilmesi için gerekli plan ve proje hayata geçirilmiş. Asıl ve en önemli mesele ise insanların sosyal yaşamları bakımından zor durumda olmaları. Evlerde banyoların olmaması, tuvaletlerin dışarıda uzak olması, kanalizasyonun zaten bulunmaması gibi her türlü hastalığa davetiye çıkaran manzaraya hemen el atılmış ve deniz feneri, tuvaleti ve banyosu olmayan evlere banyo ve tuvalet ilave etmeye başlamış. Bunun için köye inşaattan anlayan ustalar gönderilmiş ve kapı pencere için neredeyse bir mobilya atölyesi kurulmuş. Daha neler neler var. İnşallah fotoğraflar gelince ayrı bir haber olarak diğer detayları anlatacağım.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.