HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Fatma'nın Poğaçası Boğazımıza Takıldı
19-04-2005

Fatma'nın Poğaçası Boğazımıza Takıldı

18 Nisan 2005 Burak Kara Zenginliği "Sabahları poğaça yemek" diye anlatan Fatma'nın VATAN'da yer alan bu sözleri vicdanları sarstı. Deniz Feneri Derneği'nin '1001 Çocuk 1001 Dilek' kampanyası, Türkiye'nin öteki çocuklarını, tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Önceki gün VATAN'a konuşan 11 yaşındaki Fatma Çelik'in "Zenginlik her sabah poğaça yiyebilmektir" sözleri ise kelimenin tam anlamıyla binlerce hayırseverin boğazına takıldı. Her şey Deniz Feneri Derneği'nin Türkiye'nin 7 bölgesindeki en fakir 7 okulun öğrencilerine 'Doğum ününde hediye paketi verilse içinden ne çıksın istersin?' sorusunu yöneltmesiyle başladı. Oyuncak değil iş istediler Minik ellerin yazdığı mektuplarda kimi bez bir bebek yerine babasına iş; kimi de annesi için ilaç parası istiyordu. Yaşları 8 ile 12 arasında değişen çocukların verdiği iç burkan cevaplar ise 2 gündür VATAN'da yayınlanıyor. Deniz Feneri Derneği 7 Nisan'da çocukların dilek mektuplarını yayınlamaya başladı. 15 Nisan'a kadar bağışçılar 283 çocuğun dileğini yerine getirmişti. Ancak projenin haberi 16 Nisan'da VATAN'da çıktıktan sonra dileği gerçekleşen çocukların sayısı katlanarak arttı; dün 403'e bugün ise 506'ya ulaştı. VATAN'ı arayan çok sayıda okur 'Nasıl yardım edebiliriz?' diye soruyordu. Her bir telefon, bir çocuğun daha dileğinin yerine getirilmesi anlamına geliyor. Kimi öteki Türkiye'nin çocuklarına ulaşmak istiyor; kimi para gönderip dileklerini yerine getirmek. Ama daha yüzlerce çocuk var yardım eli bekleyen. Ünlülerden de yardım Deniz Feneri Derneği Kurumsal iletişim Müdürü Recep Koçak VATAN'ın kampanyaya çok büyük destek sağladığını söylüyor: VATAN'ın desteğini çok önemsiyoruz ve teşekkür ediyoruz. Bizi yeni hayırseverlerle buluşturdu. Bir gazete bu kadar çok çocuğun sevinmesine nasıl katkıda bulunabilir, onu gösterdi. VATAN'a olduğu gibi bizim de çağrı merkezimize çok sayıda telefon geliyor. Yardım etmek isteyenlerin sayısı her dakika artıyor. Bu çok sevindirici bir tablo. BKM oyuncuları çocuklarımızı oyunlarına davet etti; onlarla kuliste bir araya geleceklerini söyledi. Tatilya destek verdi. Onur Air, çocuklarımızı istanbul'a getirmek için bize destek oldu. Dolmabahçe, Topkapı, Beylerbeyi Sarayları çocuklarımızı davet etti. Hülya Koçyiğit, Filiz Akın, Murat Göğebakan, Deniz Arcak, Baha gibi sanatçılarımız ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Katkısı olan herkese minnettarız... Karnımız aç, annem hasta oyuncağı ne yapayım? Öteki Türkiye'nin çocuklarından biri de Duygu Y. 10 yaşında, iri siyah gözleri insanın içine işliyor. Duygu yaşıtlarına göre daha zayıf. Mektubunu okuduğumuz zaman bunun nedenini anlayabiliyoruz. Mektubunda söyle sesleniyor. "Benım adım Duygu. Ben 10 yaşında bir kızım. Annemle babam boşandı. Annem böbrek hastası olduğu için çalışamıyor. İlaçlarını alamıyor. Doktor ağabey annemin sürekli ilaç kullanması gerektiğini söylüyor. İlaçlarını alamadığımızda vücudu şişiyor. Annemin üşümemesi gerekiyormuş. Bizim evimizin her yeri akıyor, Ben de annem de çok üşüyoruz. Çok korkuyorum ona birşey olacak dîye. Annem benî yuvaya verecek, ben annemden hiç ayrılmak istemiyorum. Yarına yiyecek yemeğimiz bile yok." Babasının haberi yok Duygu, annesi hasta olduğu için babasıyla yaşıyor. Onunla evlerinin yakınındaki çocuk parkında buluşuyoruz. Ama babasının haberi yok. O, Duygu'nun Deniz Feneri Derneği'ne yazdığı mektubu bile bilmiyor. Çünkü alkol ve uyuşturucu bağımlısı. Sıcacık, içten bir kız çocuğu Duygu. Merhabalaşıyoruz, elimi öpüyor. Çocuk parkının bankında yanıma oturuyor, konuşmaya başlıyoruz. Derslerini soruyorum, sesi titreyerek, teşekkür aldığını söylüyor. Bu duruma çok sevinmediğini çünkü hedefinin takdir almak olduğunu belirtiyor. Karne hediyesi olarak bisiklet istiyormuş ama bunu kimseye söyleyemiyor: Zenginlik tatile gitmektir "Bizim mahallede bir kız var babası ona hep yeni bir şeyler alıyor, giysiler, bisiklet, tokalar, oyuncaklar.. O kız hep beni kıskandırmaya çalışıyor. Oysa ben ona 'Güle güle giy' diyorum. Ben hiçbir isteğimi kimseye söyleyemiyorum. Karnımız açken, annem hastayken yeni giysiler ya da oyuncakları onlardan nasıl isterim ki? Bu nedenle beni kıskandırmaya çalışan o kızı kıskanmıyorum. Onu kıskanacak halimiz olmadığının farkındayım." İşte tüm bu şartlar altında, diğer yaşıtlarının farkında olmadığı bir çok şeyin farkında Duygu. "Zenginlik ile fakirlik arasındaki fark nedir" diye soruyorum, minik ellerini iki yana açıp, "Zengin birçok bez bebeği olandır. Bazen arkadaşlarım 'Tatile denize gittik' diyor. Ben hiç denize gitmedim. Zaten fakirler denize nasıl gitsin ki!" diyor. Duygu her gece yatmadan dua ediyor Tanrı'ya: "Önce Sübhaneke'yi okuyorum, sonra annemin iyileşmesini, herkesin işinin olmasını, güzel evimizin olmasını istiyorum. En iyi doktorların anneme bakmasını, en iyi ilaçlan içmesini istiyorum. Bu zor günlerin artık bitmesini istiyorum. Allah kimseyi aç bırakmasın" Nasıl yardım edebilirsiniz? Deniz Feneri Derneği'nin www.denizfeneri.org.tr adresinden dileği yerine getirilen çocukların ve dileğinin gerçekleşmesini bekleyenlerin sayısı dakika dakika takip edilebiliyor. Siz de bir çocuğa yardım eli uzatmak istiyorsanız, www.denizfeneri.org.tr adresine girmeniz ya da 0212-414 60 60'ı aramanız yeterli... Zenginler balkonlu evde oturur, fakirler bodrumda Duygu A. sadece 12 yaşında. Ama hayatı sorgulamaya çoktan başlamış: "Benim diğer zengin çocuklardan farkım ne" diye soruyorum, annem "kader" diyor. Ama ben bu kaderi çok çalışarak değiştireceğim Ben Duygu. 5. sınıf öğrencisiyim. Bugüne kadar hiç yeni önlük giymedim, yeni kıyafet almadım. Sizlerden ricam şudur. Bütün çocuklar gibi 23 Nisan'da bizim de sevinmek hakkımız. Yeni giyinmek istiyoruz. Babam hasta, sürekli çalışamıyor, ayakları yara, özel ayakkabı yaptırdı yürüyebilmek için." Deniz Feneri Derneği'nin 1001 Çocuk 1001 Dilek' kampanyasına bu mektubu yazan Duygu'nun 2 kardeşi, hasta babası, annesi ve babaannesi ile birlikte yaşadığı eve konuk oluyoruz. Bayrampaşa'nın fakir mahallelerinden birinde, bodrum katta yaşıyor Duygu A. ve ailesi. "Yağmur yağmaması için dua ediyoruz, bodrumu ya su basıyor ya da rutubet her şeyi mahvediyor. 150 milyon kira veriyoruz ve hepimiz çok hastayız" diyor anne Yelvide A. Duygu ise dileklerinin daha fazla olduğunu ama utandığı için hepsini yazmadığını söylüyor. "Sence zenginlik nedir" diye soruyoruz, "Zenginler 2 ya da 3'üncü katta, balkonlu evde oturur. Biz bodrumda oturuyoruz. Eşyalarımız kırık çıkık, buzdolabımız bir gün çalışıyor, iki gün bozuk. Anneme yeni bir buzdolabı istiyorum. Kardeşlerimle daha rahat ders çalışabilmek için bir çalışma masamızın olmasını, hatta diğer zengin çocuklarındaki gibi bilgisayarımızın olmasını isterdim. Oysa biz kalemlerimizi bile bitene kadar kullanıyoruz. Zenginlerin çocukları ödevlerini bilgisayarlarda yapıyorlar, ben de ödevlerimi bilgisayarda yazmak ve öğretmenime vermek isterdim. Ama görüyorsunuz tüm bu istediklerim bizim için hayal. Babam şeker hastası ve işe çok zor gidiyor. Ayakları su topladığı için yürüyemiyor. Bu isteklerimin hepsinin rüya olduğunu biliyorum" diyor.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.