HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Gelemeyene Gidiyoruz
10-03-2011
Gelemeyene Gidiyoruz

Gelemeyene Gidiyoruz

Deniz Feneri yıllardır, her gün bıkmadan, usanmadan, ısrarla gelemeyene gidiyor...
Deniz Feneri yıllardır, her gün bıkmadan, usanmadan, ısrarla gelemeyene gidiyor... Kendi yemeğini yapamayacak kadar hasta, yaşlı ve engelli ihtiyaç sahibi ailelerin her gün kapısını çalıyor. Deniz Feneri Personeli ve gönüllülerinin birlikte gerçekleştirdiği "Gelemeyene Gidiyoruz" Projesi kapsamında yardım alan ailelere her gün 2 öğün sıcak yemek ulaştırılıyor. Deniz Feneri´nin Ankara ve İstanbul´daki Aşevleri´nden temin edilen yemekler özel sefer tasları ile tek tek evlere ulaştırılıyor. Giden görevlinin yolu bekleniyor her gün... Yemekler teslim edilirken hal hatır soruluyor, sohbetler ediliyor. Ayrıca Ankara ve İstanbul´daki Deniz Feneri Misafirhaneleri´ne gelen ihtiyaç sahipleri de sıcak yemek hizmetinden faydalanıyor. Geçtiğimiz hafta içinde Deniz Feneri Ankara ve İstanbul´da 1739 öğün sıcak yemek dağıtımı gerçekleştirdi... Siz de projeye bağışta bulunarak destek olmak ister misiniz? Bir Sıcak Yemek Dağıtım Görevlisinin Notlarından; Kapımı Tek Çalan Deniz Feneri Yalnızlık Yaradan´a mahsus. Gayrısına zordur yalnızlığa dayanmak. Gecelerin güne, günlerin aya, ayların yıla dönüştüğü ahrı ömürde düşünsenize yapayalnızsınız. Kapı duvar adeta. Gelen yok ki hatır soranınız olsun. Birkaç kuş konuyor her sabah erkenden pencerenize, hiç aksatmadan koyduğunuz ekmek kırıntıları için; bir de mahallenin kedileri uğruyor o da bazen. Eskileri anlatıyorsunuz her uğradıklarında onlara. Rahmetli babanızı, nasıl bir beyefendi olduğunu; annenizi... Ne çok üzerinize titrediklerini ve sizi yapayalnız koyup gittikleri o kaza gününü. Kedilerin ardından bakarken çiçekleriniz ilişiyor gözünüze. Dün sabah sulamıştınız ama olsun yarım mı kalacak anlatmak istedikleriniz. O an, Hayat arkadaşınız geliyor gözünüzün önüne. Sabahları kahvesini yudumlarken gazetesini okuduğu koltuğuna ilişiyor gözünüz; "Ah Akif Bey ah çok zor biliyor musun? İyi ki sen değilsin benim yerimde, nasıl dayanırdın yoksa. "Yalnızlık Dünyadayken Ölmek" derdin; o zaman, aman bey der geçerdim. Ama şimdi ne iyi anlıyorum seni. Senden miras kaldı artık ben de ağlayamıyorum. İçimde yanan volkanları söndürür ümidiyle hep içime akıtıyorum yaşlarımı ama yetmiyor. Oğlan evlenip ayrıldıktan sonra da hiç yalnız koymamıştı bizi. Sık sık gelirdi. Gelirdi de güneş doğardı evimize. Sanaymış düşkünlüğü belli yoksa ölümünün üstünden daha sene geçmeden ne işi vardı gencecik yaşında yanında. Seni görüyorum da o hiç gelmiyor rüyama söyle bari onu çok görmesin. Şimdi Gelin kendi gelmiyor, torunları da göndermiyor. Küçüğü o kadar benziyor ki oğlana, adaşın bu arada "Gelin istememişti de Ahmet dedesinin adını taşıyacak yavrum" diye kesip atmıştı. Arada dayanamıyor arıyorum, göremiyorum bari seslerini duyayım diyorum; çoğunlukla evde yoklar diyor gelin. Gideyim diyorum ah gidebilsem; serde kalmayınca gençlik istemek nafile. "Torunlarımı özledim kızım" diyorum; "Selamınızı söylerim" diyor... Beklemek zor da olsa eninde sonunda yanına geleceğimi bilmenin huzuruyla dayanıyorum. Ve çalan zil geçmişle gelecek arasındaki o uzun yolculuktan günümüze döndürüyor sizi... Usul usul mutfağa gidiyor her gün bir gün sonra dolu olan yenisiyle değiştirilmek üzere bırakılan sefer taslarını alıyor ve açıyorsunuz kapıyı. Merdivenlerden inen ayak sesini dinlerken, bu sesin sizin için anlamını düşünüyorsunuz. Geçen yıla kadar varlığını unuttuğunuz kapı zilinizi size hatırlatan, yaşlılık ve hastalıklar yüzünden ayakta bile durmakta zorlanırken alış veriş yapmayı bırakın mevcut gıdaları bile pişiremediğinizden yarı aç yarı tok yattığınız günleri mazi yapan, yıllar sonra size ilk kez anne diyen, hal hatır sorup derdinizi dert edinen ses bu ses. Deniz Feneri aşevinden tüm Deniz Feneri adına gelen size sadece yemek değil saygı ve sevgi getiren yüzünüzdeki ufacık bir tebessümü dünyadaki en büyük kazanımlardan sayan bağışçı, gönüllü ve çalışanların sesi... "Gelemeyene Gidiyoruz" projemiz tam da bu amaç için geçirilmedi mi hayata? Sevgi mutfağında saygıyla pişirilen yemeklerimizle tencere kaynayamayan evlerin sofralarını kuruyoruz. Kiminin evladı, kiminin kardeşi, kiminin arkadaşı oluyoruz. Hepsinden aynı duaları alıyor ve bunları tüm Deniz Feneri Ailesi adına kabul ediyoruz. Remzi Gümüş
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.