HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Gelir Eşitsizliği Azalıyor mu?
25-04-2005

Gelir Eşitsizliği Azalıyor mu?

Seyfettin Gürsel Nisan 2005 Önce Deniz Feneri'nin kahredici anketi, ardından Dünya Bankası'nın raporu, gelir eşitsizliği ve yoksulluk sorununu yeniden gündeme taşıdı. "Dünya Kalkınma Göstergeleri" raporuna göre Türkiye, gelir eşitsizliğinde sondan 16'ncı. Bu yeni değil. Kötü durumda olduğumuzu biliyorduk. Ama rapor, aynı zamanda gelir eşitsizliğinde önemli azalma olduğunu da dolaylı olarak söylüyor. Raporda Türkiye'nin Gini ( ) katsayısı, 40 olarak veriliyor. Karşılaştırma yapabileceğimiz bir önceki dönem olan 1994'te Gini katsayısı ölçümümüze göre 455 ("Türkiye'de bireysel gelir dağlımı ve yoksulluk", TÜSİAD 2000), Dünya Bankası'nın ölçümüne göre 44.7 idi. Yuvarlak hesap 45 olarak kabul edebiliriz. DİE, bu katsayıyı 2003 için 42 olarak ölçtü ve zamanında duyurdu. Bu arada ölçümlerin örneklemin tamamı üzerinden eşdeğer bireysel gelirler hesaplanarak yapıldığını belirteyim. DİE'ye göre Gini katsayısında 3 puanlık, Dünya Bankası'na göre 5 puanlık iyileşme var. 1994-2003 karşılaştırması yüzde 10'luk gelir dilimleri itibariyle yapıldığında (aşağıdaki tabloya bakınız) şunu görüyoruz: En zengin son dilim hariç diğer tüm dokuz dilimde 2003 gelir payları 1994'ün paylarından daha yüksek. Örneğin en yoksul yüzde 10'un payına 1994'de yüzde 2,1 düşerken, 2003'te 2,3 düşmüş. Üstelik iyleşme düşük gelirlerde göreli olarak daha fazla. Son dilimde pay, doğal olarak düşüyor: Yüzde 36,9'a karşı yüzde 33,2. Gelir eşitsizliği kuramı açısından bu tablonun anlamı çok açık: 1994'ten 2003'e gelir eşitsizliği azalmıştır. Gelir eşitsizliğinde bu boyutlarda iyileşmelerin olabilmesi için önemli yapısal değişiklikler gerekir: Örneğin Maliye, gelir vergisini adam gibi toplamaya başlar. Ya da reel ücretlerde dikkate değer artışlar olurken aynı zamanda artışlar esas olarak düşük ücretlerde meydana gelir. Aksi yönde bir gelişme de eşitsizliği azaltabilir: Yüksek ücretler düşerken düşük ücretler (zaten yeterince düşük oldukları için) yerlerinde sayarlar. Bildiğim kadarıyla son yıllarda ne gelir vergisi adam gibi toplanmaya başladı, ne de reel ücretlerde artış oldu. Buna karşılık ücretler arası eşitsizlikte 2001 kriziyle birlikte azalma oldu. Son derece karmaşık bir süreç olan gelir eşitsizliğinin ölçümü kolay değildir. Özellikle karşılaştırma yaparken dikkatli olmak gerekir. DİE'nin 2003 anketi esas olarak harcama anketi olup birincil amacı enflasyon için yeni tüketim sepeti oluşturmaktı ve gelir dağılımı için pek uygun değildi. Dünya Bankası, 40 Gini değerini harcama-tüketim rakamlarından hesaplamış. Oysa, raporun da belirttiği gibi harcamama-tüketim dağlımı, gelir dağlımınından her zaman daha az eşitsiz çıkar. 1994 Ginisi (0,45) ve DİE'nin 2003 Ginisi (0,42) gelirden hesaplanmıştı. DİE'nin 0,42 rakamı için anketin uygunsuzluğu dışında iki şey söylenebilir. Birincisi, anketörler en eşitsiz dağılan faiz gelirlerini yakalamaktan çok uzak. Oysa 1994'ten sonra reel faizler çok yüksek seyretti. Bu dinamiğin eşitsizliği artırıcı etkisi ne yazık ki sonuçlarda görülemiyor, ikincisi, yukarıda belirttiğim gibi ücretler arası eşitsizliğin azalması Gini katsayısını düşürmüş olabilir. Yarın devam edeceğim. ( ) Bir toplumda yıllık toplam gelir herkese eşit olarak dağıtılmışsa Gini katsayısı "sıfır"dır (gelir eşitsizliği yok). Geliri bir tek kişi almışsa Gini katsayısı "1"dir (gelir eşitsizliği en yüksek).
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.