HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Haneleri Kriz Vurdu 2
21-02-2003
Haneleri Kriz Vurdu 2

Haneleri Kriz Vurdu 2

17 Şubat 2003 Haneleri kriz vurdu...(2) Kriz, en üst yüzde 5'lik hanelerde çalışan sayısını azalttı; mutfak alışkanlıklarını bir hayli değiştirdi Çalışanlar azaldı yemekler değişti 2001 krizi en üst yüzde5'te yer alan hanelerin ortalama büyüklüklerinin 3.4'ten 3.7'ye taşınmasına neden olurken, hane içindeki 0-14 yaş grubu ile 65 ve üstü yaştaki nüfusu da artırdı. Bu farklılaşmanın bir başka boyutu da, en üst yüzde 5'teki hanelerin üye kompozisyonunda ortaya çıkan değişikliktir. 2000'de üst yüzde 5'teki hane üyelerinin yüzde 48'i çalışarak eve gelir getirirken 2002'de oran yüzde 39'a gerilemiş. Bu dokuz puanlık gerileme ev kadını oranında 4.2 puan, işsizlerde 1.5 puan, öğrencilerde 1.7 puan ve emeklilerde de 1.1 puanlık artış yaratıyor. Resmi büyük görmek için tıklayınız. Hane o hane değil Demek ki 2002'in en yüksek gelirli haneleri, 2000'in haneleri değil artık: Eve gelir getirenler azalmış, dolayısıyla eve giren gelir azalmış ve de haneler daha kalabalıklaşmış. Eve giren gelirin azalması üst gelir grubunun mutfağı için ayırdığı paranın da azalmasına ve et gibi pahalı gıdaları daha az pişirmeye başlamasına neden olmuş. Gelirleri iki sene öncesine göre azalan yüksek gelirli haneler mutfak masraflarını azaltarak krizden önce günde ortalama üç tür yemek pişirirken, artık 2,7 tür pişirmeye başlamışlar. Bu grubun mutfağında yaşanan en önemli değişiklik, iki sene öncesine göre daha az biftek ya da ızgara köfte pişirmeleridir. Krizden önce yaklaşık üç günde bir ızgara yaparken, kriz sonrasında beş günde bir ızgara yapmaya başlamışlar. Krizden önce iki günde bir taze sebze pişirirken artık iki günde bir çorba pişiriyorlar. En yüksek gelirli ilk yüzde 5 içindeki hanelerin mutfak alışkanlıklarındaki bir başka dikkat çekici nokta, mutfak masraflarındaki kısıntıya paralel olarak dondurulmuş ürünlere yönelmelerindeki azalış. Dondurulmuş ürünlerin en üst gelirli haneler tarafından satın alınma oranı iki sene içerisinde yarı yarıya düşmüş. Bu kesimin ağırlıklı olarak pişirdikleri yemek çeşitlerinde de bazı değişiklikler olmuş: Et ağırlıklı yemeklere yönelen hanelerin oranı 5.3 puan azalırken sebze ağırlıklı yemeklere yönelenlerin oranı da 8.7 puan artmış. Resmi büyük görmek için tıklayınız. Düşük gelirlide güvence arayışı Türkiye'nin en alt yüzde 5'lik kesiminde yer alan hanelerin yıllık geliri kriz nedeniyle 1285 dolardan 1012 dolara düştü. Bu grup, harcamaları yüzde 63 kısarak kendilerini 'güvenceye' almaya çabalıyor. 2000 ve 2002'deki Veri SGT çalışmaları, alt gelir grubunun da harcamalarını kısabildikçe kıstığını ortaya koyuyor. En alt yüzde 5'lik gelir dilimindeki hanelerin yıllık ortalama gelir ve harcama miktarlarına bakıldığında 2001 ekonomik krizinden etkilendikleri görülüyor. Krizden önce yapılan Veri-SGT 2000 Araştırması'nın bulgularına göre en alt yüzde 5'lik gelir dilimindeki hanelerin yıllık ortalama geliri 1285 dolar iken, krizden sonra yapılan Veri-SGT Araştırması'na göre bu gelir grubundaki hanelerin yıllık ortalama geliri yüzde 21 azalmayla, 1012 dolar olarak gerçekleşmiş. Dikkat çekenler Hane gelirindeki bu azalma hane harcamasında da azalmaya neden oluyor. En alt yüzde 5'lik gelir dilimindeki haneler krizden önce yılda ortalama 1.332 dolar harcarken, 2002'de yılda ortalama 844 dolar harcıyor. Dikkati çeken nokta, en alt gelir grubundaki hanelerin iki yıl öncesine göre daha az gelir elde etmesine karşın, daha çok paranın zorunlu hane harcamasının dışına çıkmış olması. 2000'de elde ettikleri gelirle harcamalarını karşılayamayan en alt yüzde 5'lik gelir grubu, 2002'de hane gelirlerinin azalmasına rağmen harcamalarını yüzde 63 oranında kısarak kendilerini güvence altına almak, bir daha yaşanabilecek herhangi bir krizden kendilerini korumak için para artırma çabasındalar. 2000'de 47 dolar açık veren bu haneler, 2002'de yıllık kullanılabilir gelirlerinin 168 dolarını zorunlu hane harcaması dışında tutmuşlar. Bireylerin gelir kaybı, hanelerden yüksek. Hane gelir kaybı yüzde 21; bireylerin gelir kaybı yüzde 29. Kişi başına yıllık gelirdeki bu kayıp, ortalama hane büyüklüğünün 3.2'den 3.6'ya yükselmesinden kaynaklanıyor. Haneler büyüyüp çalışanların sayısı azalınca birey geliri zorunlu olarak düşüyor. İç mimaride 50 yıllık usta Mustafa Altaş, zamanında çok iyi kazanmış. Krizden sonra tecrübesine rağmen iş bulmakta sıkıntı çekiyor. Kirayı ödeyemediği için iki oğluyla inşaatlarda kalma niyetinde. Eşinin nerede kalabileceğini bilmiyor. Hatice Yaşar İSTANBUL Mustafa Altaş, eşi ve iki çocuğuyla Avcılar'da, soğuğun insanın iliklerine işlediği bir evde oturuyor. Aile, 'sokakta yaşama'nın provasını yapıyor; çünkü, ödenmeyen kiralar nedeniyle ev sahibinin aileye verdiği süre yakında doluyor. Evin kirası 120 milyon lira. Su ve elektrik kesilmiş. Mustafa Altaş anlatıyor: "Ev sahibi çıkmamızı istiyor. Biz de eşyaları topladık, ona bırakacağız. İnşaatlarda kalacağız iki oğlumla. Hanım dışarda kalamaz, ona da bir yer bulunur herhalde..." Altaş, usta olarak iç mimaride 50 yıllık meslek hayatı olduğunu söylüyor. Cen Ajans'ta, Turing'te ve Kapıkule Gümrük Kapısı'nın inşasında çalıştığını, bir zamanlar iyi kazandığını ekliyor ve devam ediyor: "Uzmanlığım ahşap dekorasyon. Sağlık bozulunca işler bozuldu. İki damarım tıkalı. Sol kalp kapakçığım çalışmıyor. Böbreklerim sorunlu. Eski arkadaşlar bazen haber veriyorlar. Montaj işlerinde ekip başı olarak çalışıyorum, iki, üç kuruş alıyorum. Ama piyasa çok durgun, iş yok." Altaş, krizin durumunu çok kötüleştirdiğini vurguluyor: "Kriz olmasa iş olurdu. Hasta olmama karşın 10 yerine beş lira kazanabilirdim. Bu kadar kötü durumlara düşmezdik. Ama o da yok. 2001'de belediyeden yardım istedim. 70 milyon lira verdiler.
Deniz Feneri
ilaç konusunda yardımcı oldu. Esnaf arkadaşlar bazen yardımcı oluyor. Bu gururumu rencide ediyor. Asalak gibi hissediyorum kendimi. Geçenlerde bir haftalığına iş buldum, aldığım 60 milyonu ev sahibine verdim. Etrafa çok borçlandım. Evimde odun, kömür değil soba bile yok. Sokaklarda ve marangoz dükkânlarında hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum Ev sahibi eve gelmemi istemedi. Her gün sağlığımı yitiriyorum. Değil ilaç, çocuklara ekmek alacak durumum yok. İntihara bile kalkıştım." Oğlu da işsiz Altaş'ın 17 yaşındaki oğlu Cesur da üç aydır işsiz. Tanıdık vasıtasıyla bir işyerinde gümüş işçiliği üzerine çalışmaya başlamış. Yol ve yemek parası da dahil haftada 70 milyon kazandığı işinden çıkarılınca, ailenin durumu iyice bozulmuş. İş arıyor Cesur ama bulamıyor. Bir süre önce zatürree geçirmiş. Ailenin küçüğü Cihat da yardımlarla okuyor. Anne Makbule Altaş, yakın zamana dek temizlik işlerine baktığı Avcılar Polis Karakolu'ndaki polislerin yardımıyla Cihat'ı okula yolladıklarını, bazen beslenme çantası hazırlayamadığı için gönderemediğini belirtiyor: "Çocuğun temizlik ihtiyacını bile gideremiyorum. Komşudan kovayla su alıyordum. O da surat yaptı, artık isteyemem. Eklem romatizmam var, artık çalışamıyorum. Karakoldaki işten de sağlığım yüzünden ayrılmak zorunda kaldım."
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.