HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Haneleri Kriz Vurdu 4
23-02-2003
Haneleri Kriz Vurdu 4

Haneleri Kriz Vurdu 4

19 Nisan 2003 Türkiye'nin üst ve alt gelir gruplarındaki hane yapıları ilk bakışta benziyor. Yakından bakınca ciddi farklar görünüyor: Altta 0-6 yaş çocuk ve ev kadını sayısı fazla, ama çalışan az. Üstte ise tam tersi Altta çalışan az, yiyen fazla Alt yüzde 5'lik dilimdeki hanelerle üst yüzde 5'teki hanelerin yapısı ilk görünüşte birbirine benziyor. Resmi büyük görmek için tıklayınız. Ancak, ortalama hane büyüklüğü bakımından gözlenen benzerlik, hanelerin dağılımlarına bakıldığında ortadan kayboluyor, farklar belirginleşiyor. En üst yüzde 5'lik gelir diliminde her iki haneden biri üç-dört kişiden oluşurken, en alt yüzde 5'lik gelir diliminde her üç haneden biri üç-dört kişiden oluşuyor. Beş-altı kişilikle yedi ve daha kalabalık hanelerin oranı ise alt yüzde 5'ten daha fazla. En alt ve en üst yüzde 5'lik dilimdeki gelir grupları arasında hane bireylerinin yaş dağılımı ve çalışma konumları açısından da farklar bulunuyor. Öğrenci sayıları eşit En düşük gelirli hanelerde 0-14 yaş grubunun daha fazla olduğu görülüyor. Elde edilen verilere göre bu gelir grubunda 0-6 yaş arasındaki çocukların oranı üst gelir grubundakilerin üç katı. İki gelir grubu arasında, öğrencilerin oranında bir fark bulunmazken, ev kadınlarının oranı en düşük gelirli hanelerde diğerinden yüzde 64 daha fazla. Düşük gelirli hanelerde işsizlerin oranı yüksek gelirliler içerisindeki işsizlerin yaklaşık 3.5 katıyken, 15-64 yaş grubunun daha fazla olduğu üst gelirlilerde de çalışarak gelir elde edenlerin oranı düşük gelirlilerin üç katından fazla. En alt yüzde 5'lik gelir grubundaki bireylerin eğitim seviyelerinin düşük olması çalışma oranlarını da düşürüyor ve haneye gelir getirenlerin oranı azaldığı için üst ve alt gelir gruplarının hane ve birey gelirleri arasında 20 kat fark oluşuyor. Alt ve üst gelir gruplarının yıllık hane ve birey gelirlerindeki bu fark, bu gelir gruplarındaki hanelerin mutfağına da yansımış görünüyor. Resmi büyük görmek için tıklayınız. Farkı görmek için mutfağa bak En alt ve en üst gelir gruplarındaki hanelerin yemekleri pişirme sıklıkları incelendiğinde önemli farklar kendisini gösteriyor. Yüksek gelirli haneler günde ortalama 2.7 tür yemek pişirirken, düşük gelirlilerin hanelerinde günde ortalama 1,6 tür yemek görülüyor. İki grubun pişirdiği yemekler arasında da farklılıklar bulunuyor. Üst yüzde 5'tekilerin üç günde bir pişirdiği zeytinyağlıları alt grup 15 günde bir pişiriyor. Diğer bir fark köfte, biftek gibi ızgara yemekleri ve hamur işlerinde görülüyor. Yüksek gelirli grup ayda ortalama altı gün ızgara yaparken, düşük gelirli grup ayda sadece bir kere ızgara yapıyor. Düşük gelirlilerde pizza hiç yok; yüksek gelirliler ayda iki kere pişiriyor. Pişirdikleri et türleri arasında üst ve alt gelir grubu arasında ortaya çıkan fark üst gelir grubunun beyaz ete daha çok yönelmesi. Üst gruptaki üç haneden biri hindi alırken, alt grupta 20 haneden birine hindi eti giriyor. Balık daha yaygın: 10 üst gelirli haneden 9'u ve 10 alt gelirli haneden üçü balık alıyor. Düşük gelirli hanelerin daha ucuz gördükleri tavuk etini tercih ettikleri görülüyor. Altta 'hazır ürün' yok Üst gelirli hanelerle aralarında 20.1 kat gelir farkı bulunan en alt yüzde 5'lik gelir grubundaki haneler, mutfak masraflarını minimumda tutmak için dondurulmuş ürün, hazır konserve, hardal, salata sosu gibi hazır ürünleri hemen hemen hiç satın almıyorlar. En yüksek ve en düşük yüzde 5 içindeki hanelerin mutfak alışveriş, yaptığı yerlere bakıldığında dikkati çeken bir nokta var: En alt yüzde 5 gelir dilimindeki hanelerin neredeyse hiçbirinde, evlerinin mutfak alışverişi için hipermarketlere gidilmiyor. 'Şimdi daha yoksuluz' Hatice Yaşar İstanbul, Sultançiftliği. Bodrum katında iki göz bir evdeyiz. Tenekeden yanmayan bir soba var. Üç çocuk, soğuk odada koşturup duruyor. İnşaat işçisi Baba Nasif Arıcı, askerde silahının ateş alması sonucu sol ayağından sakat kalmış. Bir yandan çocuklarını susturmaya çalışıyor, bir yandan anlatıyor: "Hep yoksulduk. Şimdi daha yoksuluz. Krizden sonra inşaat sektörü tamamen durdu. Eskiden ayda 150-200 milyon kazanıyordum, şimdi hem sektör kötü, hem kış şartları nedeniyle iş yok. Ayın beş-altı günü iş bulabilirsem kendimi şanslı sayıyorum. Üç tekerlekli el arabasıyla karton toplayıp sattım, ama kışın olmuyor. Köyden eşimin annesi erzak göndererek yardım ediyordu. Ama nereye kadar yapabilir ki o da. 'Deniz Feneri' üç-dört ayda bir kumanya veriyordu, artık oradan da bir şey gelmiyor." Paçavralar yakacak olmuş Nasif beyin sağdan soldan aldığı borçlar 700 milyonu bulmuş. Bakkal biriken 15 milyonu ödemediği için ekmek vermiyor. Köyden eşinin yeğeni, 16 yaşındaki İbrahim Gökçe gelmiş yanlarına. Nasif Arıcı, "Konfeksiyonda aylık 110 milyonla çalışıyor. Yarısını bize veriyor, yarısını ailesine gönderiyor" diyor. 13'ünde görünen İbrahim, sabah 08.00'den akşam 20.00'ye dek konfeksiyonda ortacı olarak çalışıyor. İbrahim'in işyerinden getirdiği kumaş parçalarını yakarak ısınıyorlar. Üç torba paçavraya 5 milyon veriyorlar. Yakınca çok koku yapıyormuş ama, "Çare yok" diyorlar. Kira 90 milyon. Su, elektrik faturaları aylık 50 milyonu buluyor. Nasif bey devam ediyor: "Gittiğim yerlerde durumu anlatınca, 'Senin gibi niceleri var' diyorlar. Valiliğe gittim, kaymakamlığa yolladılar. Büyükler neyse de çocuklar için çok zor oluyor..." Eve günde sekiz ekmek giriyor. Halk ekmek 125 bin lira. Pişenler hep aynı: Çorba, kuru fasulye, pilav, makarna... Sebze, meyve girmiyor eve. Eti en son Kurban Bayramı'nda görmüşler. Anne Hatice Arıcı, 110 milyona konfeksiyonda çalışmaya başlayacak. Yedi yaşındaki Gamze'yi göstererek anlatıyor: "Geçen dönem beslenme çantasına koyacak bir şey bulamadığım için bir hafta okula gönderemedim. Sık sık bayılıyor. Tomografi çekilmesi gerekti ama parasızlık yüzünden yapamadık" diyor. >Gazete arşivine gitmek için tıklayınız.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.