HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv İsviçre Keçileri Yoksulluğu Kaçıracak
30-03-2007

İsviçre Keçileri Yoksulluğu Kaçıracak

26 Mart 2007 İsviçre keçileri yoksulluğu kaçıracak Sosyal dönüşüm kapsamında uygulanan keçi yetiştirme projesi, köylülerin yüzünü güldürecek. İsviçre kökenli Saanen keçileri, köyden göçme ihtimali bulunan genç ailelere umut oldu. Türkiye´nin en başarılı sivil toplum kuruluşları kategorisinde insani yardım derneklerinin yeri başka. Yalnız yurtiçinde değil dünyanın hangi köşesinde bir afet olsa Türk halkının dostluğunu taşıyan kurumlara rastlanıyor bu coğrafyalarda. Bu yüzdendir ki son yıllarda "merhametliler ülkesi" diye bahsedildiği de oluyor Türkiye´den. Pakistan, Amerika ve Açe´de meydana gelen büyük afetler, yurtiçinde yapılan işleri nispeten gölgelemiş gibi görünse de "merhametliler harekâtı" hız kesmeden devam ediyor. Şahit olduğumuz son seferberliğin rotası Çanakkale´nin Yenice ilçesinin Armutçuk köyüydü. Deniz Feneri Derneği´nin Tarım Bakanlığı Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürlüğü (TÜGEM) desteği ile uygulamaya başladığı keçi çiftliği projesi `besle, çoğalt, iade et´ diye özetlenebilir. Yap, işlet, devret modelinin bir başka versiyonu; ama mühim bir farkı var. Çanakkale´nin pek çok açıdan en fakir ilçesi Yenice´nin en yoksul köyü Armutçuk´ta kurulan Saanen Keçisi Yetiştirme Çiftliği´nin ticari kaygıları yok. Derneğin 2005´te başlattığı sosyal dönüşüm projeleri kapsamındaki çiftlik, geçtiğimiz kasım ayında 200 keçi ile kurulmuş. Şimdi 100 kadar oğlak, annelerinin çevresinde oynaşıp duruyor. Altyapı Seferberliğiyle Kol Kola Armutçuk´un Kaz Dağları´na bakan yamacında beyaza boyanmış bir yapının bahçesinde bembeyaz yüzlerce keçi meleşiyor. Keçilerin sağılmasına refakat eden babalarını izleyen çocuklar da çitlerin etrafını sarmış. Harun Aydın 9 yaşında, 3´üncü sınıf öğrencisi. Bir ara "Babaa! Başka oğlak emiyor bizim keçinin sütünü!" diye hışımla sesleniyor içeri. 10 tane oğlakları var, onların doymayacağından endişeli. Geçen yıl 1 keçi ve 1 oğlakları varmış. Şimdi kaç oldu diye sorduğumuzda parmak hesabıyla 32´yi buluveriyor. Deniz Feneri Derneği´nin İzmir Şube Başkanı Hamit Kurt´un anlattıkları, "Taşıma suyla değirmen dönmez" atasözünü hatırlatıyor. Başta aynî ve nakdî yardımla yola koyulan dernek, kalıcı çözüm arayışı neticesinde proje esaslı çalışmaya başlanmış. İlki 2005 yılında Aydın´da uygulanan sosyal dönüşüm projelerinden biri Armutçuk´taki keçi çiftliği. Kurt, "Bir ülkenin kalkınması için yalnızca varlıklı insanların ekonomik teşebbüsleri yeterli değil." diye giriyor söze. "Bir yandan da yoksulların sosyal statüsünün yükseltilmesi gerekiyor." Saanen keçisi yetiştirme projesi bu düşünce doğrultusunda başlattıkları `bir fikrim var´ kampanyasının ürünü. Dernek üyelerinden birinin ortaya attığı süt verimi yüksek Saanen keçisi üretimi için seçilen yer, bölgenin en geri kalmış köyü. Valilik, kaymakamlık ve muhtarlığın da teyit ettiği bu bilgi neticesinde 6 ay kadar önce kurulan çiftlikte 10 aileye verilmiş 200 keçi var. İsviçre kökenli Saanen keçilerinin ortalama fiyatı 300 ila 350 YTL arasında. 1 teke ise yaklaşık bin yeni lira. Bu durumda her birine 19 keçi ve 1 teke verilen 10 aileye yapılan yardımın tutarı 80 bin lirayı buluyor. Geçtiğimiz günlerde imzalanan bir protokolle Tarım Bakanlığı´nın da ortak olduğu keçi yetiştirme projesi 4 yıl boyunca derneğin kontrolünde yürüyecek. Bu süre içinde köylülere il ve ilçe tarım müdürlükleri tarafından gerekli eğitim verilecek. Armutçuk için tek yapılan, bu çiftlik de değil. Köye gelirken Kaz Dağları´nın çevresinden kıvrıla kıvrıla çıkan yola da el atılmış. Armutçuk´un bağlı bulunduğu Kalkım Belediyesi çamur içindeki sokaklara çakıl dökmüş. Valilik de yaz başında köy bağlantı yolunu asfaltlama sözü vermiş. Bugüne kadar ihmal edilen kanalizasyon şebekesi de bu yıl tamamlanacak. 2007 yılı sosyal dönüşüm projelerine 1 trilyon 200 milyar lira ayıran Deniz Feneri Derneği İzmir Şubesi´nin planladığı işler arasında her eve banyo ve tuvalet yapmak ve suya erişimlerini kolaylaştırmak için 100 tonluk bir su deposu inşa etmek de var. Her Ailenin 100 Keçisi Olacak Balıkesir esnafının yardımıyla yapılan ahırda, Avrupa Birliği standartlarına uygun otomatik süt sağma makinaları var. Köy Koop tarafından litresi 1 liradan alınan keçi sütü, işler problemsiz yürürse köy halkını birkaç yıl içinde kalkındıracak gibi görünüyor. Keçiler genellikle ikiz yavruladıkları için 4 yıl sonunda her ailenin yaklaşık 100 keçisi olacağı hesaplanıyor. Günlük süt verimleri 3-4 litre. Sağılmadıkları dönem de düşünüldüğünde yıllık en düşük süt ortalaması 1 litreye tekabül ediyor ki bu da bugün itibariyle günlük kazancın 100 lira olacağı anlamına geliyor. 4 yıl denetledikten sonda çiftliği köylülere bırakacak olan dernek görevlileri ayrılırken geride 5 ahır bırakmayı planlıyor. Bu süre sonunda verdikleri kadar keçiyi geri almak kaydıyla tabii. 4 yıl boyunca keçileri satmaları yasak olan köylülerden ikinci ve üçüncü yıllarda 5´er, dördüncü yıl ise 10 keçi alınacak ve bu sayede projenin başka yerlerde uygulanması sağlanacak. 78 haneli ve 275 nüfuslu Armutçuk´ta ilköğretime devam eden 20 kadar öğrenci var. Köydeki okul 6 yıldır kapalı olduğu için çocuklar sabahları 18 km. mesafedeki Kalkım beldesine taşınıyor. 5´inci sınıftan sonra okula devam edemeyen çok sayıda öğrenci var. Hem aradaki mesafe hem de ekonomik zorluklar ailelerin çocuklarını okuldan almalarına sebep oluyor. Köyün yegâne üniversitelisi Ankara´da bilgisayar öğretmenliği eğitimi alıyor. Armutçuk´tan çevre il ve ilçelere toplu taşıma aracı da yok. Gerektiğinde çocukları beldeye taşıyan servis aracı ve traktörlerle diğer köy ya da kasabalara ulaşıyor, oradan da genellikle otostopla ilçeye geçiyorlar. Köyü çevreleyen dağların bir tarafında Balıkesir, diğerinde Çanakkale var. Keçiler, Köyüne Döndürdü Köydeki erkeklerin hayvancılıktan sonra tek gelir kaynağı civardaki orman. Yetişkin erkekler yılın birkaç ayında ormanda ağaç kesiyor. Muhtar Ramazan Özel, `çay ve şeker parası´ diye tanımladığı orman gelirinin bahse bile değmeyeceğini düşünüyor. 32 yaşındaki Mustafa Banaz, Armutçuk´ta geçinemediği için çareyi köyden gitmekte bulanlardan. Birkaç yıl Edremit çevresinde inşaatlarda çalıştıktan sonra evini taşımaya niyetlenmişken uygulamaya konan keçi projesi kararını bozdurmuş. Evinizi kaça satacaktınız sorusu yüzlerde bir tebessüm yayılmasına sebep oluyor. Böyle bir ihtimal söz konusu değilmiş zira. Göz alabildiğine ormanla çevrili, her yandan kaynak suları akan ve tertemiz havasıyla gören herkesi mest eden Armutçuk´ta arazi ve ev almaya niyet eden olmamış bugüne dek. O yüzden evin de arazinin de fiyatı yok buralarda. Köylülerin yaşadıkları yerden şikâyeti yok; ama topraklarının kıraçlığı, çocuklarının geleceğinden endişe etmelerine sebep oluyor. Yaşlılar da en az çocuklar kadar mutlu durumdan. Ne de olsa bu sayede çocukları köyden göçme fikrini çıkarmış akıllarından. 26 yaşındaki Hatice Karahan da keçi sahibi olanlardan. Eşi İbrahim Bey´le evlendikleri günlerde köyden taşınmaya kararlılarmış. Gelin görün ki yaşlı anne babalarını bırakamamışlar. Birkaç ay önce bugüne kadar geliriyle geçindikleri 15 koyun çalınınca taşınma fikri tekrar gündeme gelmiş. Keçi projesi ise hemen o günlerde uygulamaya konmuş. 3 çocuklu aile ilk hesaplara göre birkaç yıl içinde maddî açıdan epeyce toparlanacak gibi görünüyorsa da onlar henüz hayal kurmaya başlamamış. Hatice Hanım´ın her hanım gibi eviyle ilgili bazı fikirleri var elbette. En başta ahşap olan evlerinin dışını beton sıva yaptırmak istiyor. "Âlemlere bakınca her şey ihtiyaç" gibi görünse de şimdilik tek istediği bir çift çekyat. Kaz Dağları´nda Bir Tevekkül Abidesi Etrafta neler olup bittiğinden haberdar olmayanlar da var elbet. Fadime Teyze yabancılar kalabalığının varlık sebebini bilmese de "Sizi gördüm çok yavuz oldum yavrum!" diyerek aralıyor kapısını. 50 yıl önce gelin geldiği, 6 çocuk doğurup dördünü dünya evine, ikisini kabre yolladığı 10-12 metrekarelik tek göz odada oturuyor hâlâ. Odun sobasının üzerinde akşam yemeği için hazırladığı peynirli böreği pişirirken karşılıyor bizi. Okuması yok; o yüzden `okul yaşını´ bilmediğini söylüyor. Kaba bir hesapla 70´e yakın olduğu çıkıyor ortaya. 20´sinde evlenmiş. İlk çocuğunu 4 yıl sonra almış kucağına. Büyük kızı 45 yaşında... Yerde çeyizi için dokuduğu kilimler serili. Gündüzleri minder, geceleri döşek olarak kullandıkları süngerden başka her yer bu parçalı kilimlerle döşeli. Komşunun tuvaletini kullanıyor, köy çeşmesinden su taşıyor; ama hiç şikâyeti yok hayatından. Köyleri hakkında söylenen güzel sözleri savuşturuveriyor Fadime Teyze: "İnsanın kendi yurdu kötü olur mu hiç!" Köyün erkekleri ormanda ya da şehir dışında çalışıyor ya, kadınlar yapacak bir şey bulamamaktan şikâyetçi. Yazları birkaç aylığına Edremit civarında zeytin ve bakla toplamaya gidiyorlar. Kalacakları yer olmayınca günlüğü 12 lira olan yevmiyelerinin çoğunu oracıkta kiraya yatırıyorlar. Hamit Kurt, köylülerin kışın Kaz Dağları´ndan topladıkları mantarların lezzetini anlatıyor çevreyi gezerken. Köylülerden kilosu 50 kuruşa toplanan mantarların şehirde 3-4 liradan satıldığını ilave etmeyi unutmadan tabii. Köyün gençleri yok görünürde. Balkonu saran ıhlamur ağacının altında misafirlere kaçamak bakışlar atan bir başka teyze, köyde keçiciler dışında genç olmadığını söylüyor. Çoğu Ayvalık´a, Edremit´e gitmiş. Diğerleri İzmir´e, Manisa´ya... Hamit Kurt, sosyal dönüşüm projelerinde göçü önlemek maksadıyla gençlere öncelik verdiklerini anlatıyor. Armutçuk´tan sonra sırada 8 hane dışında tüm köy halkının terk ettiği Banaz köyü var.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.