HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv İtalyan Usulü Deniz Feneri
26-11-2005

İtalyan Usulü Deniz Feneri

25 Kasım 2005 Beyazperdedeki macerasına hep İtalya´da devam eden yönetmen Ferzan Özpetek, iki yıl aradan sonra bugün yeni filmi `Kutsal Yürek´le Türk sinemaseverlerin karşısına çıkıyor. Kutsal Yürek´le gecikmiş bir buluşma bu. Zira film, İtalya´da geçtiğimiz şubat ayında gösterime girmişti. Bu, yönetmenin bilinçli tercihi midir bilinmez; ama Özpetek´in Avrupa sineması içindeki yürüyüşünü biraz geriden takip etmek adına üzüntü verici. Bir önceki filmi `Karşı Pencere´ ile sinemadaki `aykırı´ duruşunu biraz daha yumuşatan, hayatın içinden sıcak bir öykü ile karşımıza çıkan yönetmen, `Kutsal Yürek´te bireyden, içinde yaşadığı topluma doğru açılan bir konuyu ele alıyor. Filmlerinde genelde kahramanın iç dünyasında gezintiye çıkmayı seven yönetmen, bu kez daha `toplumcu´ bir bakış açısıyla çizgisini genişletiyor. Özelde İtalya ve genelde gelişen Avrupa´nın bize gösterilen `cilalı´ imajını tersyüz eden film, toplum olarak bu coğrafyada yaşayan insanın kaybettiği değerlere vurgu yapıyor. Bunu belki Avrupalı´nın kendisiyle yüzleşmesi gibi algılamak da mümkün. Gelişen teknoloji ve yaşam standardıyla birbirlerinden daha bir uzaklaştıkları, yalnızlığı ve duyarsızlığı tercih ettikleri bir dünyaya `kendinize gelin´ mesajları ile yüklü bir film Kutsal Yürek. Zengin kız, fakirleri fark eder... Filmin başkahramanı İrene, müteahhit ve sanayici bir babanın kızı. Ölen babasından sadece sahip olduğu şirketi değil, onun iş konusundaki tüm becerilerini de almıştır. Güzelliği ve yeteneği bir yana, acıma hissini de kaybeden kadın, iş hayatının tüm katı kurallarını yerine getirmekte ve büyürken rakiplerini de bitirmektedir. Her şey kendi mecrasında akarken, şehrin ortasında aileye ait tarihî bir binanın boşaltılması kararı, İrene için belki de hayata yeni başlangıçlar yapmanın, dünyaya başka bir gözle bakmanın kapılarını da aralayacaktır. Bu tarihî binayı gezerken, daha küçük yaşlarda esrarengiz bir şekilde ölen annesi Adriana´ya ait 30 yıldır hiç bozulmamış bir odanın olduğunu öğrenen İrene, bu odada kendini keşfedeceği bir iç yolculuğa çıkar. Bu arada, dilencilik ve hırsızlık yapan Benny adlı bir kızla tanışır. Bir ortaya çıkıp bir kaybolan bu kız, İrene´ye çevresinde hiç farkında olmadığı `fakir´ bir dünyanın varlığını da fark ettirir. Sonra genç kadın, Benny ile birlikte, bizim `Deniz Feneri´ ya da `Kimse Yok mu´ gibi tv programlarında görmeye alışık olduğumuz sahnelerdeki gibi, o fakirlere ihtiyaçları olan paketler bırakmaya başlarken bulur kendini. İrene, İtalya´nın bu yoksul yüzüne olan ilgisi arttıkça, her geçen gün içindeki duvarları da yıkmaya başlar. Gelişen olaylar ve içine düştüğü ruh hali, yardımseverlikte İrene´yi aşırı uçlara kadar götürme noktasına gelir. Belki de, `aşkın´ bir ruhun varacağı son noktaya ulaşmıştır artık o. Film, bir akıl hastanesinin küçük odasında biter; ama kadının eline `sağlam´ raporu verilir. Özellikle ilk bir saatin tüm sıkıcılığının tersine ikinci bölümde izleyiciyi hayret verici bir doruğa ulaştıran Kutsal Yürek; bastırılmış, içimizde bir yerlerde gömülü olan başka bir yüreğinin daha olduğu noktasına ulaştırıyor izleyiciyi. Bir insan olarak bu `iyi yanımızı´ ara sıra gün yüzüne çıkardığımız doğrudur. Bu anlamda Ferzan Özpetek´in mesajı yerini buluyor; ancak filmin daha kapitalist, daha bireyci ve inançlarından uzaklaşmış toplumlara mesajlar ilettiği de kesin. Yoksa İrene´yi öyle elinde paketlerle, sokak sokak dolaşıp yardım dağıtırken görmek, bir Türk izleyiciyi çok fazla etkilemeyecektir. Çünkü biz İrene´nin yaptıklarını toplum olarak zaten Ramazan aylarında da olsa yapıyoruz. Ama bu filmi, kayıtsızlık içinde hayatına devam eden, yakınında var olduğunu bildiği yoksullar olmasına rağmen onları görmezden gelmeyi tercih eden `Avrupalı´ gözyaşları içinde seyredebilir. Tüm bunların yanı sıra Ferzan Özpetek, senaryosu, kurgusu, görüntüsü ve müzikleri ile yine iyi bir iş çıkarmış, diyebiliriz. Hiç Türk oyuncunun yer almadığı filmde, İrene´yi canlandıran Barbora Bobulova´nın İtalyan sinemasının Oscarları olarak bilinen David di Donatello´dan `En İyi Kadın Oyuncu´ ödülü aldığını da hatırlatalım.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.