HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv İyilik, kötülük ve Deniz Feneri
20-07-2005

İyilik, kötülük ve Deniz Feneri

19 Temmuz 2005 Allah buyuruyor ya; "Zerre kadar iyilik yapan da, zerre kadar kötülük yapan da mutlaka karşılığını görecektir" diye. Deniz Feneri yurtiçinde ve yurtdışında binlerce muhtaç insana "iyilik" götürüyor ve "yardımseverler ile muhtaç insanlar arasında bir köprü" vazifesi görüyor. Geçtiğimiz hafta yurtiçinde aç ve susuz insanlara ekmek ve su götürdükten sonra, yıllar önce yurdumuzdan Balkanlar'a göçen ve "savaşla, açlıkla, yoklukla, kimsesizlikle" mücadele eden insanlarımıza ulaştılar. Balkanlar'ı izlerken en katı yürekli insanlar ile merhametsizlikten gözyaşları kurumuş vahşilerin bile vicdanını rahatsız edecek sahneler gördük. Müslüman bir kimliğe sahip olmanın "affedilmez suç" sayıldığı modern dünyada, en büyük acıyı, Balkanlar başta olmak üzere, hemen hemen dünyanın her yerindeki insanlar yaşıyor. Sırp kasaplarının Kosova'yı kan gölüne çevirdikleri ve yüzbinlerce masum insanı öldürdüğü yıllarda, yine kan içici bu vahşilerin yolu küçük bir Müslüman köyüne uğrar. İnsan kanı içen Sırplar, güle oynaya Küçük Krusha köyüne girip, canlarının istediği gibi köyün erkeklerini bir araya toplar ve yine eğlence içerisinde, masum insanları kurşuna dizerek çekilip giderler. Köyde ise, gizlenebilen çocuklar ve kadınlar kalır ve bu köy unutulur. İşte geçtiğimiz ay, Deniz Feneri, yardımsever insanların imkânlarından oluşan üç bölgeye gider ve ekmeği, suyu, sıcak bir aşı unutmuş insanlara yüreklerini açarlar, ihtiyaçlarını giderirler, Küçük Krusha köylülerinin kendi ifadeleriyle ilk defa gülümsediklerine şahit olurlar. Balkanlar'ın dramı bir tek Krusha Köyü ile bitmiyor elbet. Daha ne acılar ve gözyaşları var. Mesele sadece; "ekmek, aş, su" da değil. Asıl mesele, "insan olarak yaşadığınız yerde var mısınız, yok musunuz, var mı sayılıyorsunuz, yok mu sayılıyorsunuz, kimsiniz ve nesiniz?" İşte Balkanlar'ın bazı bölgesinde bu soruların cevabı yok. Deniz Feneri Yönetim Kurulu Başkanı Engin Yılmaz da Balkanlar'a giden ekip arasındaydı ve bu sorulara şöyle yanıt veriyordu: "Balkanlar'da simgeler çok önemli. İnsanlar dışarıdan bakıldığında bir yerin Hıristiyan köyü veya Müslüman köyü ya da Hıristiyan kasabası-Müslüman kasabası olduğunu ifade eden simgeler kullanmaya özen gösteriyorlar. Ancak Müslüman köylerin tamamında minareler yıkılmış, camiler yıkılmış, Müslüman olarak kalmanın mücadelesini veriyorlar. Mesela birkaç kasabaya gittiğimizde, her kasabanın hakim tepesine büyük bir haç yapıldığını, gece gündüz ışıklandırıldığını gördük. Müslümanlar bunun kendilerine karşı bir hareket olduğunu düşünüyorlar ve 'biz de varız, burada yaşıyoruz ve Müslümanız' demek istiyorlar, ama kendilerine ait, varlıklarına dair, inandıkları kutsal değerlerin simgelerini yapma imkânı bulamıyorlar. Mutlaka camilerini, minarelerini ve okullarını yapmak istiyorlar ve 'biz de varız' demek istiyorlar. Minareleri, Müslüman olmanın bir alameti olarak görüp, kendilerinin bu topraklara ait insanlar olduklarını belirtmek istiyorlar." Ne mutlu "iyiler hanesine isimleri kayıtlı olanlara."
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.