HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Kahvaltıda "Edanur" Ve Ekmek Yiyoruz!
20-04-2005

Kahvaltıda "Edanur" Ve Ekmek Yiyoruz!

19 Nisan 2005 Öge Demirkan Veysi henüz 11 yaşında. Ama evin erkeği o... Sabah okula gidiyor, öğleden sonra ayakkabı boyayıp anasını ve kardeşini geçindiriyor... 'Bir çocuğun kazandığıyla koca ev geçinir mi' demeyin. Geçiniyor... Çünkü onlar ekmeğe 'edanur'u, yani yağla kavrulmuş unu katık ediyor Günlerdir yayınladığımız, Deniz Feneri'nin '1001 Çocuk, 1001 Dilek' kampanyasına mektup yazan yoksul çocuklardan biri de Veysi Sakin. 2 yıl önce annesi ve 11 yaşındaki kardeşi Feyzi ile Siirt'ten istanbul'a göç etmiş. Babası 5 yıl önce veremden ölmüş. Siirt'te kimsiz kimsesiz kalınca çareyi İstanbul'daki akrabalarının yanına gelmekte bulmuşlar. Anne Amine Sakin ise henüz 27 yaşında genç bir kadın. 2 çocuğuyla hayat mücadelesi veriyor büyük şehirde: "Buradaki akrabalarımız bizi çağırdı, yardım edeceklerini söylediler. Biz de her şeyimizi toplayıp istanbul'a göç ettik. Ama eşimin abisi de ölünce yardım edemez hale geldiler. 2 çocuğum var, bu hale düşünce büyük oğlum Veysi çalışmak zorunda kaldı. Bazen pazarcılık yapan komşumuza yardım ediyor. Bazen de ayakkabı boyacılığı yapıyor. Çe-liktepe'de 2 göz evde oturuyoruz. Aylık kiramız 70 milyon ama bu ay 100 milyon olacak. Konu komşunun yardımıyla kirayı ödüyoruz. Belediyeden de günlük 4 ekmek alıyoruz. Onun dışındaki geçimimizi oğlum karşılıyor." Tek korkusu okulu bırakmak Küçücük omuzlarındaki yük çok büyük Veysi'nin. Çalışmasına çalışıyor ama okulunu asla ihmal etmiyor. Tek korkusu okulu bırakmak zorunda kalması. Zaten Deniz Feneri'ne yazdığı mektupta da "Durumumuz çok kötü, okulu bırakmak zorunda kalabilirim. Yardım ederseniz öğretmen, doktor olabilirim" diyor. Veysi'nin dersleri de zehir gibi... * Okul nasıl gidiyor Veysi? Şehit Adem Yavuz'a gidiyorum abi, bu yıl 7'nci sınıf bitecek. * Karne nasıl? Teşekkür aldım abi (yüzünü buruşturuyor). * Teşekkür almak kötü mü? Niye yüzünü astın? Ben hep takdir getirirdim, bu yıl 1 puanla kaçırdım. Eğer İngilizce 2 değil de 3 gelseydi yine takdir getiriyordum. * Büyüyünce ne olmak istiyorsun peki? Matematik dersini çok seviyorum, bu yüzden matematik öğretmeni olmak istiyorum. * Ayakkabı boyacılığı yapıyormuşsun... Evet abi, okuldan sonra ve haftasonları yapıyorum. * Ne kadar kazanıyorsun? Bir ayakkabıyı bazen 500 bin bazen de 1 milyona boyuyorum. 2 günde ortalama 10 milyon kazanıp anneme veriyorum. * Harçlığın yok o zaman Evet yok. * Peki çikolata istedin, kola istedin, özendin. O zaman ne yapıyorsun? Bizim gibi fakir insanlar öyle pahalı şeylere özenmez ki abi. * Kahvaltı yaptın mı? Yaptım abi * Ne vardı kahvaltıda? Edanur ile ekmek vardı. * Edanur nedir? Bilmiyor musun abi. Unu yağ ile kavurursun, edanur olur... * Zengin olsam her gün balık kraker alırdım! Merve Çiftçi 9 yaşında. Annesi, babası ve 3 kardeşiyle Sanayi Mahellesi'nde bir bodrum katında yaşıyor. Onlar da Urfa'dan kalkıp gelmiş 'umut şehri'ne. Eşten dosttan aldıkları borç ile tamirhane açmış babası. Ama 2 ay içinde iflas bayrağını çekince borçlarla birlikte açıkta kalmışlar. Anne Cemile Çiftçi binbir umutla geldikleri İstanbul'daki çilelerini anlatıyor: "Urfa'daki akrabalarımızdan borç aldık. Şimdi ödeyemiyoruz. Eşini 9 aydır iş arıyor ama bulamıyor. Ben merdiven silmeye gidiyorum. Birinden 24, diğerinden de 30 milyon lira alıyorum, tek geçim kaynağımız bu. Evde bir oda, mutfak ve tuvalet var. Çocukları tuvalette yıkıyorum. Kışın soba yakamadık, çünkü yok. Battaniyeye sarılarak uyudu çocuklar. 100 milyon lira kira veriyoruz ama artık veremez hale geldik. Evsahibi çıkarmak istiyor ama haklı. Borcumuzu ödeyebilsek istanbul'da bir dakika durmam giderim. Ama borçlar belimizi büküyor." Merve bıcır bıcır bakan, güleç yüzlü bir çocuk. 9 yıllık kısacık yaşamında yokluğun, parasızlığın ne demek olduğunu çok iyi anlamış. O yüzden de babasından hiçbir şey istemiyor, balık kraker dahil! * Neyin olsun istersin? Bisikletim olsun isterim. Çünkü arkadaşlarımın var ve bana vermiyorlar. Senin bisikletin yoksa baban alsın diyorlar. Ama babamdan bisiklet isteyemem. Çünkü biliyorum, alacak parası yok. * Arkadaşların seni oyunlarına almıyor mu? Kardeşlerimi de beni de almıyorlar. Sen gelme, fakirsin diyorlar. * Peki harçlığın ne kadar olursa sana fakir demezler ve oyunlarına alırlar? Ayda 5 milyon harçlığım olsa zengin çocuklarıyla oynayabilirim. * Hangi oyunu oynarsın onlarla? Saklambaç oynarım, kovalambaç oynarım, ebelemece oynarım. * Harçlığınla neler alırsın? Öyle hepsini harcamam, kalem alırım, silgi alırım. * Kalemin ve silgin var. Başka ne alırsın? 500 bin liradan fazla harcamam. Onunla da balık kraker ve meyve suyu alırım. * 500 bin lira yeter mi ikisine? Bilmiyor musun abi, balık kraker de meyve suyu da 250 bin lira. Ama paramın hepsini harcamam. Çok acıkırsam bi daha alırım. Ha gayret, daha çok çocuğun yüzünü güldürelim! Deniz Feneri Derneği'nin "Doğum gününüzde size hediye paketi hazırlansa içinden ne çıkmasını istersiniz?" sorusuna minik ellerin yazdığı cevaplar yürekleri burktu. Bu mektupları ve çocukların öykülerini 4 gündür VATAN'da yayınlıyoruz ve gazetemize telefon yağıyor. 15 Nisan'a kadar 283 çocuğun dileğini yerine getirilmişti. Projenin haberinin VATAN'da çıktığı 16 Nisan'dan sonra ise bağışlar katlanarak arttı. Dileği yerine getirilen çocukların sayısı dün 654'e ulaştı. 40 milyar toplandı Deniz Feneri Derneği Genel Sekreteri İbrahim Altan, "Şimdi tek hedefimiz 23 Nisan'a kadar 1200 çocuğun dileğini yerine getirmek. 18 Nisan itibariyle 654 çocuğun dileği yerine geldi. Bütün çocukların ihtiyaçlarını sağlamak için toplam 70 milyar TL'ye ihtiyaç var. Bugüne kadar 40 milyar lira topladık. Bir de para olarak değil de aynı olarak yardımda bulunanlar oldu. Böylece çocukların neredeyse yüzde 60'ının dileği yerine geldi" diyor.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.