HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Küresel Yoksulluk Kapımıza Dayanırken
08-06-2003

Küresel Yoksulluk Kapımıza Dayanırken

7 Haziran 2003 Mahmut Balcı Yaşadığımız yüzyılın önemli sorunlarından biri hiç kuşkusuz üretim ve tüketim arasındaki dengesizliktir. Dünya nüfusu her geçen gün artarken mevcut doğal kaynaklar ise kontrolsüz bir şekilde kullanılmakta. Doğal kaynakların çeşitli açılardan israf edilmesi ve tekelleşmesi sonucu ortak kullanıma sunulması insanlık için tehlikeli günlerin habercisi olarak görülebilir. İnsan olarak hepimiz sahip olduğumuz çeşitli nimetlerin ve imkanların değerini ne yazık ki onları kaybedince anlarız. Bütün insanlık için en temel ihtiyaçların karşılanmaması demek hayatın anlamsızlaşması ve çekilmez hale gelmesi demektir. Yaygın görüşe göre insanlığın kadim sorunlarından biri hiç kuşkusuz yoksulluktur. Ancak bu sorun son yüzyılda daha çok hissedilmeye ve dramatik sonuçlara dönüştü. Belki birçok insan bunun farkında değil. Ancak yapılan araştırmalar ve acı sonuçlar insanlığın topyekün bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. 31 Mayıs-1 Haziran 2003 İstanbul Cevahir otelde Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Deniz Feneri tarafından organize edilen iki günlük yoksulluk sempozyumunu önce ihtiyatla karşıladığımı itiraf etmeliyim. Ancak oturumu Ahmet Hakan'ın yönettiği "Yoksullukla Mücadelede Yeni Arayışlar" panelini izleyince bu sempozyumda yoksulluk edebiyatı yapmak yerine emek mahsulü çok ciddi akademik tebliğlerle günümüz dünyasının önemli bir sorunun masaya yatırıldığını gördüm. Bu acı ama gerçek sonuçları birbirimizle paylaşmak zorundayız. Yoksulluk tehdit ediyor Bir sempozyumun ilk kez konusu yoksulluk olarak belirlenice belki de bir çok insan yoksulluğun tartışılacak bir konu olmaktan öte pratik yardımlarla hemen çözülmesi gereken bir olay olduğunu düşüneceklerdir. Halbuki yoksulluk geldiği nokta itibariyle sadece insanların açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasının ötesinde çok ciddi ve geniş alanları ilgilendiren yönleri olan bir hadise olarak karşımızda durmaktadır. Yoksulluk masaya yatırılırken buna bağlı olarak insan hak ve özgürlükleri, adalet, eşitlik, sömürgecilik, yolsuzluk gibi daha birçok konu gündeme geliyor. Son yıllarda sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'de; küreselleşme karşıtlarının ise dünyada insanların dikkatlerini çeken eylemleri olmamış olsaydı belki de kapımızdaki büyük tehlikelerden haberdar olmak mümkün olmayacaktır. İktidarı ve medyayı elinde tutan çevrelerin gündemi ile imkanları kısıtlı ve kısıtlanmaş kitlelerin gündemi sürekli birbiriyle çatıştığı için ne yazık ki baskın çıkan güç gündemi belirlemektedir. Ancak yoksulluk ve terör gibi tehlikeli kitlesel katliamlara dönüştüğü veya iktidar çevreleri olup bitenden zarar gördüğü zaman olayın ciddiyeti fark ediliyor. "Tok açın halinden anlamaz" örneğinde olduğu gibi,; "Türkiye'de imkan sahibi olan insanlar ancak dünyada ve Türkiye'de son yıllarda peş peşe yanan ekonomik krizlerle birlikte yoksulluğun acı sonuçlarını görmeye başladılar. Prof. Dr. Nazif Gürdoğan'ın işaret etitiği üzere bu acı sonuçtan kurtulmak için de Ankara bağımlısı olan insanlarımızın bu alışkanlıklarını bir an önce terk etmeleri ve özel teşebbüsle birlikte yerinden yönetime geçmeleri gerekmektedir. Ülkeler arasındaki ciddi dengesizlikleri bir kenera bırakıp Türkiye gerçeği ile yüzyüze kaldığımızda aynı sorunlarla içiçe olduğumuz görülecektir. "Türkiye hep güvenlikle ilgili sorunları konuştu. Kimse zenginlikle ilgilenmedi ve giderek yoksullaştık, bir süre sonra yoksulluk üzerine konuşmaya başladık." diyen Prof. Dr. Mehmet Altan, çözüm olarak zengini ve fakiriyle birlikte herkesin bir özeleştiriye başlaması gerektiğini belirtti. 'Çözüm üretmek gerekir' Modern kentlerin görünmeyen arka sokaklarında insanları canından bezdiren, umutsuzluk ve büyük yalnızlıklar doğuran ve bütün bunlara bağlı olarak ahlaki ve sosyal çöküntüyü hızlandıran bu yüzyılın sorunu Doç. Dr. Hasan Boynukara'nın belirttiği gibi "Yoksulluk, acıtıcı, can sıkıcı ve engelleyici olduğu için köklü çözümler üretmek gerekmektedir." "Özgürleşen bir Türkiye'nin aynı zamanda zenginleşeceğini; ananim bir sosyal güvenlik sistemiyle bir çok sorunun çözelebileceğini, yeni kaynaklar bulunmadığı zaman fakirleşmenin daha büyük tehlikeler doğuracağı"nın altını çizen Prof. Dr. Eser Karakaş'ın bu temennisi herkesin önemsemesi gereken bir gerçektir.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.