HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv 'Müslümana yardım´ sizi niçin rahatsız etti?
31-01-2005
'Müslümana yardım´ sizi niçin rahatsız etti?

'Müslümana yardım´ sizi niçin rahatsız etti?

30 Ocak 2005 Faruk Çakır 26 Aralık 2004 sabahı meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki deprem ve sonrasında oluşan tsunami Güney Asya ülkelerini vurdu. `Asrın felâketi´ kabul edilen tsunami sonrası, dünyanın bölgeye yardımda çok geç kaldığı da hep tartışıldı. Aynı şekilde Türkiye de yardım konusunda geç kalanlar arasındaydı. Bölgeye yardımda geç kalınmasının bir sebebi de,-benzer hadiselerde olduğu gibi-felâketin büyüklüğünün çok geç anlaşılmış olmasıydı. Öyle ki, bölgeden gelen ilk haberler, "bin ölü" şeklindeydi. Saatler ve günler ilerledikçe yıkımın çapı da anlaşılmaya başlandı. Önce 10 bin, sonra 50 bin rakamları telâffuz edildi. Felâketin üzerinden 4 haftadan fazla bir zaman geçti, şimdi ise felâkette ölenlerin sayısı "üçyüz binden fazla" şeklinde ifade ediliyor. Felâketzedelere yardımda sivil toplum kuruluşları ve bazı belediyeler daha çabuk hareket edebildi. İHH, Deniz Feneri, LİDAM Arama-Kurtarma ve GEA (Arama-Kurtarma-Ekoloji) gibi kuruluşlar bölgeye ulaşıp bir kısmı yardım, bir kısmı da `kurtarma´ çalışmaları yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de bölgeye bir ekip gönderdi. Bütün bunların yanı sıra `devlet´ de-geç kalınmış olsa da-harekete geçip, bölgeye yardım ulaştırmak için kampanyalar açtı. Kızılay, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Başbakanlık yardım toplamada öncü oldu. (Bu arada, Diyanet´in bayramın 2. günü Cuma mamazı sonrasında topladığı yardım miktarının 6 trilyon civarında olduğunu hatırlatalım.) Bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye´de toplanan yardımların Endonezya´ya ulaştırılacak olmasından rahatsızlık duyanlar da var. Belli bir kesimin sözcülüğünü yaptığı da düşünülen (bunu da yadırgamıyoruz) bir yazar bakın neler demiş: "(...) Uzakdoğu büyük bir deprem felâketi yaşamış, onlara yardım eli uzatmak elbette gerekli. Ancak işin biraz derinine inince, ortaya başka gerçekler çıkıyor. Başbakan önümüzdeki hafta Uzakdoğu gezisi yapacak. Toplanan yardımı oraya bizzat kendisi götürecek. Peki kime, kimlere? Deprem ve büyük dalgalardan Endonezya, Tayland, Sri Lanka, Hindistan gibi ülkeler büyük zarar gördü. Toplanan paranın büyük bölümü Endonezya´ya verilecek... Çünkü bizim İslâmcı basın haftalardır bir tantana yapıyor: Endonezya´nın bir bölümü aslında bir Osmanlı eyaleti imiş ve şimdi de eyaletimiz sayılırmış! Böylece onların sayesinde, Osmanlı tarihinde hiç olmayan bir eyaletimiz olduğunu da öğrenmiş olduk!" (Emin Çölaşan, Hürriyet, 28 Ocak 2005) Sükûnetle bu iddiaları cevaplayalım: Bir defa toplanan yardımın sadece Açe´dekilere verileceğini iddia etmek haksızlık. Ancak dünya âlem de biliyor ki, tsunamiden en çok etkilenen, en çok can ve mal kaybının olduğu yer Açe, dolayısıyla da Endonezya´dır. Böyle felâketlerde yapılması gereken de `en çok zarar görene yardım´ değil midir? Endonezya´nın Müslüman olması ve yardımların da buraya (sadece buraya yapılacak olsa bile) yapılmasından rahatsızlık duymanın bir anlamı var mı? Muhtaç olan herkese yardım yapmamız gerektiğini de zaten dinimiz bize öğretmiyor mu? Ancak `din kardeşlerimiz´e iki kat yardım yapmamızda ne sakınca olabilir? "İslâmcı basın"ın gösterdiği hassasiyeti "tantana yapıyor" diye yorumlamak Çölaşan´a yakışsa da gerçeklerle uyuşmuyor. Siz ve biz; bilsek de bilmesek de Açe zamanında bir Osmanlı şehriymiş. Bundan gocunmanın âlemi var mı? Açe´nin bir Osmanlı eyaleti olması bazılarını niçin rahatsız ediyor. Asıl rahatsızlık duyulması gereken, yıllardan beri var olan bir gerçeği, tsunami sebebiyle öğrenmiş olmamız değil mi? Üstelik bu konudaki haberler (Çölaşan´ın mantığıyla ifade edersek) "İslâmcı olmayan basın"da da çıkmadı mı? Hem bunları yazıp milletin değerleriyle alay ederler, hem de `müslümanlık´ı da kimseye bırakmazlar. Ne diyelim, Allah insaf ve iz´an versin. Âmin.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.