HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Öteki Türkiye
19-05-2005

Öteki Türkiye

18 Mayıs 2005 Hakan Yılmaz Belli ki, AKP grup toplantısında başbakana "açız, aç.." diye bağıran vatandaşımız öteki Türkiye'nin bir insanıydı. Hani kişi başına düşen millî geliri 150 doları ya da 250 doları ancak bulan kesimin. Kimisi işsiz, kimisi asgarî ücretli, kimisi bu ücretin de altında bir ücretle sigortasız çalışmak zorunda. Bir de öteki Türkiye'nin çocukları var. Çalışacak işi olmayan, dar gelirli babaların çocukları bunlar. Deniz Feneri Derneği, Türkiye'nin 7 bölgesinde en fakir 7 okulun öğrencilerine sormuş: Doğum gününde hediye paketi verilse içinden ne çıksın istersin? Seçilen en fakir 150 öğrencinin istedikleri hediyeler Türkiye'nin diğer yüzünü gözler önüne seriyor... İstanbul'dan 12 yaşındaki Selin, paketten kendisi için değil annesi için bir hediye çıksın istiyor: " Babam 2 sene önce trafik kazasında bacağını kaybetti. Paramız olmadığı için protez taktıramadık. Bütün yük anneme kaldı. Annem küçük bahçemizde yetiştirdiği sebzeleri satarak bize bakmaya çalışıyor. Evimizin ihtiyaçlarını giderebilmek için anneme bir inek alınmasını istiyorum." Fatma'da İstanbul'da yaşıyor. Henüz 11 yaşında. "Evimiz kira." diyor ve ekliyor: "Babam bizi terk etti, nerde olduğunu bilmiyorum. Bir tane ağabeyim var askerde. 5 kardeşiz, üçümüz okula gidiyoruz. 4 aydır kira veremiyoruz. Ev sahibi çok kızıyor. Abim askerden gelene kadar kiramızı öder misiniz?" Deniz Feneri Derneğinin internet sitesinde yayınlanan Türkiye gerçekleri-bunlardan ibaret değil kuşkusuz. Ulaşılamayan binlerce Fatma ve diğerleri var... Çarpıcı bir öteki Türkiye gerçeğini de 11 yaşındaki Fatma ile "zenginlik" üzerine yaptığı röportajında Vatan Gazetesi' nden Öğe Demirkan yakalamış. Çocuğun masumane ve halisane cevaplarına hislenmemek mümkün mü? -Fatma, sence zenginlik ile fakirlik arasındaki fark nedir? -Zengin her dediğini alır ve mutludur. Fakir ise her dediğini alamaz. Zaten zenginler fakirleri küçük görüyor. -Zengin nasıl fakiri küçük görüyor? -Örneğin bizim okulda sınıf tahtasına uygun kalem için para toplanır. Zengin çocukları para verir, benim gibi fakir çocukları vermez. Sonra zengin çocukları bana 'Sen para vermedin, tahtaya yazı yazamazsın' diyorlar (Kelimeler boğazında düğümleniyor ve ağlamaya başlıyor). Aradan 5 dakika geçiyor, sakinleşiyor. Tekrar konuşmaya başlıyoruz. -Günün nasıl geçiyor, anlatır mısın? -Sabah kalkıp okula gidiyorum. -Kahvaltı etmiyor musun? -Evde kahvaltı olmuyor ki? Okulda sıra arkadaşım Demet var. O bana 250 bin liraya poğaça alıyor. Onu yiyorum. Zaten Demet'in babası zengin, çünkü emekli. -Emekli olunca zengin mi olunuyor? -Öyle abi, çünkü Demet harçlığıyla bana poğaça alabiliyor. O kadar zenginler yani. -Poğaçanın yanında bir şey içiyor musun? Çay, kola gibi... -Demet bazen meyve suyu alıyor. -Sen en son ne zaman kola içtin? -Babam geçen yıl almıştı. -Ne olmak istiyorsun? -Pilot olmak istiyorum. -Niye pilot? -Filmlerde görüyorum, helikopterle fakirlere yardım yapıyorlar. Ben de pilot olup fakirlere yardım yapacağım, yukarıdan ihtiyaçları olanları göreceğim. Öteki Türkiye sanıldığı gibi ötelerde değil. Çok yakınımızda, yanı başımızda... "Açız aç!.." diye seslenen babanın sesine kulak verilmeli. Çünkü bu ses çaresizliğin, işsizliğin, yenilmişliğin sesidir. Gazetelere bol bol mülakat veren pahalı motor sporlarına ve puroya meraklı uçarı politikacı büyüklerimizin seslerinden öteki Türkiye'nin sesi cılız mı çıkıyor dersiniz?
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.