HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Poğaça Devrimi
19-04-2005

Poğaça Devrimi

18 Nisan 2005 Güngör Mengi Fatma'nın, zenginliği "sabahları poğaça yemektir" diye tarif eden sözlerini okurken kahvaltı ediyordum. Lokmalar boğazıma dizildi. Ona o anda ulaşamamanın çaresizliği içimi daha çok yaktı. Fatma Çelik 11 yaşında. Yoksulluğu, İstanbul'un Gaziosmanpaşa' sındaki, kirası altı aydır ödenmediği için icra terörüne hedef olan babasız küçük bir evde annesi ve beş kardeşi ile yaşamaya mahkûm güzel bir kız çocuğu.. Deniz Feneri Derneği, Türkiye'nin yedi bölgesinde, öğrencileri en fakir yedi okulda bir araştırma yapmış. Çocuklara "Bir hediye paketi hazırlansa, içinden ne çıkmasını istediklerini" sormuş. Gelen 1200 cevap, sosyal devleti işletememiş, üstüne üstlük tüketim toplumunun bencilliği ile bozulmuş yapımızın utanç ve elem verici sonuçlarını tokat gibi yüzümüze vuruyor. Sabahları kahvaltı yapamadan okula gitmek zorunda kalan Fatma'ya zaman zaman sıra arkadaşı Demet poğaça alıyormuş. İçimden Demet'i kucaklamak, paylaşma duygusu ile kutsanmış o küçük ellerini öpmek geldi. Gerçekle yüzleşmek Bilmiyorum, VATAN okurlarının kaçı bu acıklı gerçeği pazar sabahı önlerine getirip iştahlarını kaçıran gazetelerini eleştirdiler, kaçı "Öteki Türkiye"ye açtığımız bu pencere sayesinde vicdanlarıyla yüzleştikleri için takdir ve teşekkür ettiler? Fatma'lara uzanacak şefkat ve yardımları, bu kaygılardan daha fazla önemsiyoruz. Çünkü kapılarında sıra sıra yüz bin dolarlık arabaların dizildiği, her 3-4 kişilik grubun bir gecede ortalama bir aylık asgari ücrete eşit paralar ödediği debdebeli eğlence yerleri gerçek Türkiye değildir. Bu ülkede nüfusun en zengin yüzde biri ile en fakir yüzde biri arasında 236 kat gelir farkı oluştu. Zengin villaları ile suyu olmayan gecekondular yan yana. Görmemiz gereken gerçek, çocuk yaştaki gençlerin kullandığı Porsche'ler, pahalı cipler değil çöp kutularından ve pazar artıklarından topladıkları ıvır zıvırla yaşamaya çalışan kalabalıklar olmalı. Üstümüze yıkılmadan "Dünya İşlerinin Düşünürleri" adlı yapıtın yazan Prof. Robert Heilbroner, kapitalist modelin ekonomik alanda harikalar yarattığını ama ahlâki gelişmeyi unuttuğunu belirtmişti: "Kendi kendini aşağılayan bir sistem.. Medyanın hipnotize ettiği kültürümüzü istilâsı altına alan şu ticari bayağılığa bakın. İnsan ruhuna hakaretten başka bir şey değil!" Ülkenin zenginliği arttıkça yoksullarının sayısı artıyor. Türkiye'de 12 milyon insan açlık sınırının altındadır. Toplumsal dayanışma ve paylaşma ruhunu ayağa kaldırmak zorundayız. Bunu bir yandan yoksul ailelere ve çocuklara köprü oluşturacak sivil toplum kuruluşlarını çoğaltıp etkinleştirerek, bir yandan da iktidarları yolsuzlukla mücadele etmeleri ve sosyal devleti ayağa kaldırmaları için baskı altına alarak yapacağız. Fatma'ya teşekkür etmeliyiz. Onun vicdanlarımızda uyandırdığı ilham "Öteki Türkiye"nin başımıza yıkılmasını önleyecek sorumlulukları hatırlamamıza umarız yardımcı olacaktır.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.