HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Söz yoksulluktan açılmışken
18-08-2003

Söz yoksulluktan açılmışken

17 Ağustos 2003 Hüseyin Öztürk Yoksulluk üzerine yazmak ve konuşmak aslında son derece zor bir iş. Çünkü öyle bir girift bilmece ki, kimse içinden çıkamıyor ve kelimeler insanın boğazına düğümleniyor. Yoksulluğun, kimsesizliğin ve savunmasızlığın, aç kalmanın ve açıkta kalmanın ne demek olduğunu, sivil toplum örgütlerimizin içinde en iyi Deniz Fener'i yöneticileri ve çalışanları bilir. Deniz Feneri'nin şu anda elinde "100 bin yoksul aile" var. Hepsi aş bekliyor, ekmek bekliyor, iş bekliyor ve bir insana ne lâzım gelirse onları bekliyor. Elbet bu ailelerin içinde bile bile yoksullaşmış kimseler de vardır. "Aile reisiyim" diye evlenip, işsiz ve aşsız olduğu halde bir sürü çocuk yapıp, ondan sonra da hiçbir işi beğenmeyip, "ben açım" diyerek dilenenlerin haddi hesabı da yoktur. Deniz Feneri çalışanları bu tür aileleri kılı kırk yararak elekten geçiriyor ve gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalışıyorlar. Ama öyle zor şartlar altında çalışıyorlar ki, ruhî depresyonlara girenler var. Dün de sözünü ettim. Türkiye Batılı ülkelerce neredeyse yüzyıldır "yoksulluğa itilen" bir ülke. Bunu sadece ben değil, iş başına gelmiş bütün hükümetler ve bürokratlar da biliyor ve acı gerçekleri milletle paylaşmaya korkuyorlar. Türkiye'nin kaymağını yiyenlerin "yoksulluk nedir?" bilmelerini beklemiyoruz. Bugün yoksullaşan insanlar, "kaymak tabaka"nın hükmettiği bu ülkenin sınırlarının belirlenmesinde canlarım ortaya koyan insanlardır. Meselâ bugüne kadar devlet yönetimine gelmiş insanlar arasında hiç ailelerinden kıtlık döneminde "ayrık otu" yiyerek ayakta kalmaya çalışan kimsenin çocukları var mıdır? Evet, bu ülkede CHP döneminde lüzumsuz birtakım gerekçeler ve Batılıların "Türkiye'yi Yoksullaştırma Projesi"ni devreye soktukları yıllarda, "aynk otu" yiyerek beslenen nüfusun sayısı hiç de anımsanacak kadar değildir. Şimdi o insanların çocuktan çoban, hamal, inşaat işçisi, temizlikçi, müstahdem olmuş, birçoğu da 100 bin yoksul ailenin içerisinde yardım eli bekliyor. "Akıl, vicdan ve irade", bütün insanlara eşit dağıtılmıştır, insanın "vezir" olması gerekirken, "rezu" eden gözü kör olasıca yoksulluktur. Yoksulluk; "akıl, vicdan ve irade"yi saf dışı bırakır. İnsan kaynaklarım iyi bilen Batılılar bu fırsatı çok hızlı değerlendirmişler ve Türkiye başta olmak üzere bütün Müslüman ülkeleri yoksul bırakmışlardır. Dünyanın neresinde olursa olsun, devletiyle barıştırılmayan bir milletin ne kalkınması mümkündür, ne de yoksullaşmanın önüne geçilebilir. Yakinen takip ettiğimiz Deniz Feneri, 100 bin yoksul ailenin umudu haline gelmiş durumda. Hükümetin bu yoksul ailelere yapabileceği bir şey yok. çünkü Cumhurbaşkanı tarafından önleri kesiliyor. O zaman iş varlıklı ailelere düşüyor. Deniz Feneri'ne destek olarak 100 bin ailenin yardımına koşmak gerekiyor. Herkes karınca kaderince ne faslından olursa olsun, maddi olarak Deniz Feneri'ne yardımcı olmalıdır. Bilgi için Deniz Feneri Derneği. 0212/665 82 00
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.