HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Türkiye´de yoksulluğun cinsiyeti
12-01-2004

Türkiye´de yoksulluğun cinsiyeti

11 Ocak 2004 Turkuaz Eki Salih Zengin "Türkiye´de yoksulluğun cinsiyeti; kadınlar ve çocuklar" Yoksulluğun kitabı yazıldı. Deniz Feneri Derneği tarafından 31 Mayıs-1 Haziran 2003 tarihleri arasında İstanbul´da düzenlenen "Yoksulluk Sempozyumu"nda sunulan bildiriler, 3 ciltlik hacimli bir esere dönüştürüldü. Peki bundan sonra yoksullukla mücadele için ne yapılmalı? Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Yusuf Atalay´a göre yoksulluğu kontrol altında tutmanın yolu, devletin sorunu sahiplenmesi ve acil eylem planını uygulamasından geçiyor. Yoksulluk, merhametle baktığımız bir kavram Türkiye´de. Çöpten yiyecek toplarken ya da yardım dağıtımlarında yaşanan izdiham görüntüleri eşliğinde medyaya yansıyan bu olgunun açlık dışında elbette ki çok farklı boyutları var. Birey odaklı görünen; ama küresel bir sorun olan yoksulluğun yok edilmesinde sivil toplum kuruluşlarına büyük iş düşüyor. Ancak yardıma muhtaç insanları sürekli doyurup beslemekle meselenin yok edilemeyeceği açık. İşte bu gerçek, Deniz Feneri Derneği´ni konuyu bilimsel yönleriyle ele alıp derli toplu bir çalışma yapılmasını gündeme getirmesine götürmüş. 31 Mayıs-1 Haziran 2003 tarihinde 32 farklı üniversite, 11 kamu kuruluşu ve 14 sivil toplum kuruluşunun katılımıyla yapılan "Yoksulluk Sempozyumu"nda dile getirilen bildiriler, hacimli 3 cilt kitapla kamuoyunun dikkatine sunuldu. 1.264 sayfadan ve 14 bölümden oluşan yoksulluk kitabı, konuyu bütün cepheleriyle ele alan bir kaynak eser niteliğinde. Yoksulluğu devlet, sosyal hizmet, eğitim, din, kır-kent ayrımı, küreselleşme, güzel sanatlar, sağlık, çocuk ve özürlülük pencerelerinden irdeleyen kapsamlı bir eser. Bu çalışmayı görerek birçok üniversitenin konuya ışık tutacak bilimsel çalışmalara başlaması amaçlanan hedefin yakalandığının bir göstergesi. Peki bu sempozyum ve kitaplarla Türkiye´de yoksulluğun yol haritası çıkarılmış oldu mu? Bundan sonra ne olacak? Madem üniversiteler, kamu kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarında yoksulluk problemi ile ilgilenen zihinsel bir potansiyel mevcuttu da bu sorunla ilgili somut adımlar neden atılmadı? Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Yusuf Atalay, yoksulluğun birçok sorunu içinde barındıran ve paydaşları çok farklı olan bir konu olduğunu, devletin de işin içine dahil olması gerektiğini belirtiyor. "Türkiye´de yoksulluk gündemden uzak tutulmuş bir şeydir. Yoksullar sesini duyuramayan ve kendi sorunlarını taşımada etkili olamayan insanlar oldukları için kaderleriyle baş başa kalıyorlar." diyen Atalay, Birleşmiş Milletler raporuna göre insanca yaşamanın sınırının 1.000 Euro olduğunu ifade ediyor. Yine bu rapora göre Türkiye´de açlık sınırının altında yaşayanlar % 2,5 iken, yoksulluk % 20 oranında görünüyor. Ancak Atalay, tam bir saha çalışması yapıldığında bu oranların çok daha fazla olacağını düşünüyor. Zaten Birleşmiş Milletler´in barınma ile ilgili kriterleri göz önüne alınıp Türkiye´nin % 65´inin gecekonduda yaşadığı düşünüldüğünde bu rakamın çok yükseklere çıkacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. Atalay, Türkiye´nin gerçek bir yoksulluk haritasının çıkarılması için nüfus sayımıyla beraber bir form eşliğinde yapılabileceğini kaydediyor. "Yoksulluk 5 yılda kontrol edilebilir" Sempozyumun ve kitapların ortaya çıkardığı acil eylem planına göre kısa, orta ve uzun vadede yapılacak işler şu şekilde sıralanıyor: Kısa vadede her mahalledeki okul, cami ve muhtarlıklar kalkış noktası kabul edilerek yoksulluk haritasının 3 ayda çıkarılması. Orta vadede yerel, ulusal ve bölgesel ölçekte faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının bu projeye dahil edilmesi. Atalay, Türkiye´de 80 bin vakıf ve derneğin bulunduğunu ve bir koordinasyona ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. Bir koordine olmaması durumunda bir aileye başka ihtiyaçları dışında bütün kuruluşların sadece yiyecek götürmesi gibi tuhaf sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Uzun vadede ise yoksul insanların topluma dahil edilip rehabilite edilmesi gerekiyor. "Yoksulluk sorunu bu acil eylem planı sayesinde 5 yılda kontrol edilebilir. Yoksulların kendilerine ait şartların etkisiyle oluşturduğu bir alt kültür var. Bu, olumsuz bir kültür." diyen Atalay, muhalif bir konu olan yoksulluk sorununda devletin kafasını kuma sokmaktan vazgeçmesini ve cesaretli adımlar atmasını beklediklerini ifade ediyor. Yani arzulanan şey aslında devletin yoksullukla ilgili bir politikasının olması. Türkiye´de yoksulluğun cinsiyetinin olduğunu ve bu cinsiyetin de kadın ve çocuklar olarak belirdiğini ifade eden Yusuf Atalay, erkeklerin işsizlik nedeniyle aileyi yüzüstü bırakırken kadınların annelik duygusu nedeniyle çocuklarıyla yaşamaya devam ettiğini ifade ediyor. İstanbul´da nüfusun beşte birinin yoksul olduğunu kaydeden Atalay, Türkiye´de de ekonomik hareketliliğin az olduğu doğu bölgesinde yoksulluk oranının yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Sonuç olarak yoksulluğun kitabı yazıldı; ama yoksulluk her geçen gün artarak devam ediyor. Sonuçları ise sadece yoksulluğu çeken bireyi değil, mimariden eğitime, kültürden sağlığa kadar bütün alanları etkiliyor.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.