HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Türkiye'nin Yoksulluk Haritası Cıkarılmalı
03-02-2004

Türkiye'nin Yoksulluk Haritası Cıkarılmalı

01 Şubat 2004 Nuriye Akman Bugün Bayram. Yardımlaşma kültürünü yaşatıp koruyanlara selam verme ve alkışlama zamanı deyip, Deniz Feneri Derneği´nin Başkanı avukat Yusuf Atalay ile konuştum. Atalay, geçmişte yaşadığı acı yoksulluk karelerini hiç unutmayan, birazcık rahata erince "bu topluma bir borcum var" diyerek mesleki kariyerini ikinci plana atarak gecesini gündüzünü yoksulluğun tüketilmesi projesine adayan genç bir idealist. İstanbul, Ankara ve İzmir´de 3 şubede, 120 çalışanı, 6 bin gönüllüsü ile yurt genelinde yoksullara el uzatan en büyük sivil toplum örgütü olan Deniz Feneri´ne bu çok zorlu ve kutsal görevde başarılar diliyor ve Başbakan Erdoğan´a soruyorum: "Kendi yoksulunun sayısını bilmeyen bir devlet olur mu? Çıkarın artık Atalay´ın sözünü ettiği yoksulluk haritasını." Deniz Feneri fikri, Kanal 7´nin Ramazan´da yardımseverliği teşvik eden bir programı olarak ortaya çıktı. Sonra bir derneğe dönüştü. Siz medya hukuku konusunda uzmanlaşmış bir avukatsınız. Ne zaman dahil oldunuz sürece? 98 Temmuz´unda dernek müracaatı yapıldı. Dernekçilik tecrübelerim nedeniyle kurucu arkadaşların daveti üzerine, gözyaşıyla izlediğim bu güzel hizmete ben de kuruluş müracaatından sonra dahil oldum. Yapılanmayla ilgili bir proje hazırladık. Vizyonu bu hizmete uygun olan, kalbi iyilik için atan ve bu güzel çalışmaya karşı içinde bir aşk besleyen değişik mesleklerden arkadaşlarla iyi bir ekip oluşturduk. Hemen işe koyulduk, 2003 yılı bütçemiz, ayni ve nakdi 19,5 trilyon lira civarındaydı. Kurulduğumuz günden bu yana toplam ayni ve nakdi yardımlarımız yaklaşık olarak 40 trilyondur. Bağış yapanlarla yardım isteyenlerin sayısı ne? Toplam 25 bine ulaşmış bağışçımız var. Kredi kartından 5 milyondan 100 milyona kadar bize belirli bir rakamı her ay taahhüt etmiş, kendi mutfağından ayırarak bir ailenin gıdasını karşılayan veya kirasını ödeyen sürekli bağışçılarımız ile bir defaya mahsus büyük oranlı bağış yapanlar var. Kimisi "Benim verdiğimi Allah bilsin, siz bilin, başka kimse bilmesin, katiyen ismimi de açıklamayın." diyor. Bizlere yardım talebiyle müracaat etmiş aile sayısı 120 bine yaklaştı. 70 bin civarında aileye belirli zamanlarda yardım ediyoruz. Yardımları hangi periyotta dağıtıyorsunuz? Ailenin ihtiyacına göre bir defalık olabileceği gibi periyodik olarak 75 milyondan 250 milyona kadar değişen oranlarda nakit yardımları yaptığımız aileler var. İhtiyaca göre gıda, giyim, barınma, sağlık, eğitim, yakacak vs. yardımlar da yapmaktayız. Yardım ettiğimiz ailelere asla eski eşya göndermiyoruz. Düşünün, çok perişan bir aile. Evin çocuğu, güzel, kırmızı bir ayakkabı görmemiş. O yeni ayakkabıyı giyinmenin o çocuğun ruh hali üzerindeki etkisini hissedebiliyor musunuz? Yoksulluk tespitinde kriterler neler? Müracaatlar bize genellikle mektupla gelir. Aile fertlerinin eğitim durumlarını, sosyal güvencelerini, sağlık ve yaş durumlarını, hatta ayakkabı numaralarını ve beden ölçülerini görebileceğimiz bir dosya açarız. Bu müracaatları ya kendimiz bizzat aileye giderek veya mülki idare amirliklerinden soruşturuyoruz. Bu sosyal incelemeden sonra Yardım Değerlendirme Komisyonu´muz aileye ne tür bir yardım yapacağımıza karar veriyor. Ya isabetli karar vermediyse? Biz ISO kalitesiyle çalışıyoruz. Yardım yönetim sistemimiz bir model haline geldi. Hem yoksulun hem de ihtiyaçlarının tespitinde çok başarılı bir sistem kurduk. Kendi içinde sağlaması var. Sosyal incelemeyi yapan başkası, yardım götüren başkasıdır. Yardımı götüren arkadaşımız ailenin gerçek durumunu görüyor ve bir rapor getiriyor. Bir isabetsizlik varsa ortaya çıkıyor. Yardımlarımızı bir hediye gibi gönderiyoruz. Ayni yardımları gönderirken de ayakkabıları, giysileri, gelişigüzel kolilere doldurmuyoruz. Aile koliyi açtığında, özel sipariş gibi kendi bedenlerine uygun eşyalarla karşılaşıyor. Yoksulluğun penceresinden Türkiye nasıl görünüyor? Bu konuda sağlıklı bir veri yok. İstatistikler farklı rakamlar söylüyor ve farklı kategoriler yapıyorlar. UNDP 2003 raporuna göre günde 1 dolarla geçinen "mutlak yoksul" yani açlık sınırında yaşayan nüfusun oranı % 2, günde 2 dolarla geçinen yoksulluk sınırında yaşayan nüfusun oranı %10,3. Bunlar 1990-2001 arası verilerdir. Bunlardan başka bir veri de elimizde yok. Bu nedenle acilen bir yoksulluk haritasının çıkarılması lazım. Yoksulluk haritasını kim çıkaracak? Bu çok büyük bir proje. Kaynak bulabilirsek biz yapabiliriz. Devlet de yaptırabilir. Üç ayda tamamlanabilir. Hükümete yoksulluğun tüketilmesine yönelik acil eylem planı sunduk. Yoksulluk haritasının çıkarılması o planın ilk adımı. Bize göre Türkiye´deki yoksulluk oranı UNDP verilerinden daha ileri bir boyuttadır ve her beş kişiden biri yoksuldur. Buna rağmen Türkiye´nin gündeminde böyle bir problem görünmüyor! Yoksulluk nedir henüz bu kavranabilmiş değil. İçimizde olup bizim gibi yaşayamayan, bütün teknolojik imkanları sadece seyreden, hızla büyüyen bir kitle var. Fırsat eşitliğinden mahrum bir şekilde, şehirlere akın etmiş veya şehrin civarlarında hayatta kalmaya çalışan bu kitlenin bir planla topluma dahil edilmesi gerekiyor. Bunlar toplumun içinde ama toplumdan ayrı yaşıyorlar. BM´nin insani gelişmişlik endeksine göre, insanca yaşayabilmek için; gerekli kaloriyi sağlayacak sağlıklı gıda, giyim, planlı mekanlarda barınma, eğitim ve sağlık imkanlarından yararlanma, bilgi, kültür ve sanattan pay alma, sosyal güvence sahibi olma, geleceğe güvenle bakabilme gerekmektedir. Bu standardın bedeli ülkemiz için aile başına asgari bin Euro´dur. Bu standardın altındakiler yoksul sayılmaktadır. Ve biz o yoksulları görmeyerek potansiyel tehlikeyi büyütüyoruz tabii. Tabii. Bu insanlar, vitrinlerde, televizyonlarda her şeyi görüyor ama hiçbirine erişemiyorlar. Asayiş kayıtları, adli vakaların arttığını gösteriyor. Bu sosyal soruna herkes aslında bir bedel ödüyor. Kimi çantasını kaptırıyor, kimi arabasının teybini çaldırıyor. İngiltere´de yapılan bir araştırmada toplumun % 40´lık kısmı, sosyal sorumluluk kampanyalarına katılan firmaların ürünlerini, fiyatları yüzde beş fazla olmasına rağmen tercih ediyor. Bizim de toplumun tümünü bu işe seferber etmemiz lazım. Acaba insanlara balık vermek yerine balık tutmayı mı öğretmek lazım? Onu da yapıyoruz. Sürekli yardıma zaten karşıyız. Ama bedensel engelli, yaşlı veya çocuklarıyla birlikte sorumsuz bir baba tarafından ortada bırakılan çaresiz kadınlara sürekli yardım yapılması gerekiyor. Bir iş potansiyeli olan hiçbir aileye sürekli yardım yapmıyoruz. Önce ailenin durumunu görüyoruz. Bu aile çok aç. Önce karınlarını doyurmak zorundayız. Üstlerini, başlarını giydiriyoruz. Evlerini yaşanabilir bir mekan haline getirmeye çalışıyoruz. Eli iş tutabilecek olanlara vasıf kazandırıp hayata tutunmalarını sağlıyoruz. Bizim en çok nakite ihtiyacımız oluyor. Onun dışında gıdadan giyime, ilaçtan ev eşyasına, kalite kriterlerimize uygun olmak koşuluyla insan için gerekli olan ne varsa her şeyi kabul ediyoruz. Oysa her aile, bir yoksul ailenin ihtiyaçlarının yarısını giderse sorun taşınabilir bir hale gelirdi. Haklısınız, sorunun çözümünde en temel şey katılım. Her insanın kafasını çevirip ihtiyaç içinde olanı görmesi ve imkanları ölçüsünde bir şeyler yapması, tabii bütün şirketlerin ve büyük imkan sahiplerinin daha çok katkı sağlaması gerekir. Hükümet önerilerinize gereken önemi verdi mi? Deniz Feneri tecrübesinden gerektiği kadar yararlanılamadı. Hükümetin öncelikli gördüğü konu istihdam. İstihdam sağlandıktan sonra, yoksulluk azalacaktır, doğru; ama ekonomi düzelinceye kadar yapılacak iş, toplumu bu sorunun çözümüne dahil etmektir. Geçen yıl dedik ki 2004 yılı dayanışma yılı ilan edilsin. Çağrımı şimdi bir daha yapıyorum. Türkiye´de 80 bin tane sivil kuruluş var. Sadece zorunlu organlarında çalışanlar 1 milyon kişiyi geçiyor. Bu kadar büyük bir kitle, gönüllü kuruluşlarda yer almış. Bunların yarısı aktif bir şekilde çalışmalara dahil olsa, yoksulluk, kısa zamanda makul bir düzeye iner. Devletin kısa, orta ve uzun vadeli bir planlama ile bütün resmi ve sivil kuruluşların yer aldığı, herkesin katkısının belli olduğu bir yoksulluğu tüketme programını desteklemesi lazım. Bağış yapan insanlar yardımlarının yerine ulaştığından nasıl emin olacak? Çok şeffaf bir sistem kurduk. Tüm süreçler denetime açık. Bugüne kadar bir arıza olmadı, toplumun güvenini ve sevgisini kazandık. Bu güveni korumak bizim en temel görevimiz. Nakdi yardımların yüzde 99´u banka üzerinden yürütülür. Paraya elimiz değmez. Tamamen izlenebilir bir sistem. Ayni yardımları lojistik merkezlerimizde binlerce sandığımızda muhafaza ediyoruz. Dikey istifleme sistemini uyguluyoruz. Böylece daha dar alanda, daha çok şeyi muhafaza edebiliyorsunuz. Bütün girişler bir barkod numarası ile, bir mağaza mantığı ile stoka girer. Çıkarken de barkod okutularak stoktan düşer. Ümraniye´de 3250 m²´lik, Zeytinburnu´nda 1000 m²´lik Ankara´da 2000 m²´lik, İzmir´de 1200 m²´lik lojistik merkezlerimiz, gıda malzemeleri için soğuk hava depolarımız var. Çalışmalarımızın ciddiyeti, gelip görülebilir. Bağışlanacak ayni yardımları, gidip bağışçıdan aldırıyor musunuz? Öncelikle kendilerinin getirmelerini söylüyoruz. Ama getiremeyecekleri kadar yüklü bir miktarsa biz gidip alıyoruz. Kargoyla gönderenler oluyor. İkinci el giyim eşyası almıyoruz. Şu anda üzerinde çalıştığımız bir proje daha var. İstanbul´da Çapa, Cerrahpaşa, Haseki hastanelerinin olduğu bir alan var. Anadolu´dan gelen hastaların refakatçileri çok ciddi sıkıntı yaşıyor. Bu kışta hastane bahçesinde sabahı etmeye çalışanlar var. Bize geliyor tabii bu tip şeyler. Gidip bakıyorsunuz, "Köyden hastamı getirdim. Yatacak başka bir yerim yok." diyor adam. Battaniyeye sarılmış yatıyor orada. O bölgede bir misafirhane açmak için çalışıyoruz. Sıcak yemek de vereceğiz, hastanelerle koordineli çalışacağız. Personelinize bir yoksula nasıl davranılır, sorunu objektif olarak nasıl dinlenir, bu gibi konularda eğitim veriyor musunuz? Bizim bütün süreçlerimizle ilgili eğitimlerimiz var. Bu çalışmaya katılacak kişilere öncelikle hangi birimde görev alacaksa, o konuyla ilgili bir eğitim verip, bir süre de tecrübeli bir arkadaşımızla çalışmasını sağlıyoruz. Sosyal incelemeye gittiğimiz veya yardım götürdüğümüz insanları kırmadan, rencide etmeden hizmetimizi götürmeye çalışıyoruz. TV programında gördükleriniz, işimizin çok küçük bir bölümü. Aile izin vermediği zaman asla çekim yapmıyoruz.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.