HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Üç karede 'kısa çöp uzun çöp' meselesi
03-06-2003

Üç karede 'kısa çöp uzun çöp' meselesi

2 Haziran 2003 Ahmet hakan Coşkun BİRİNCİ KARE; Taksim Meydanı'nın en görünür yerinde bir pankart asılmış. Pankartta Deniz Feneri Derneği'nin düzenlediği "Yoksulluk Sempozyumu"nun duyurusu var. Büyük harflerle yazılmış "Yoksulluk Sempozyumu" yazısı, ilk bakışta dikkat çekiyor. Pankartın hemen altında ise üç dilenci! Ellerini açmışlar, yardım dileniyorlar. Foto muhabirleri için ne bulunmaz bir kare! O üç dilenci, sanki pankarttaki mesajı güçlendirmek için oraya kasten yerleştirilmiş gibi. Ya da o üç dilenci, pankarttaki mesajın 'yabancılaştırma efekti' rolünü oynuyor. İKİNCİ KARE; Laila sezonu açmış. Açılış nedeniyle trafik yoğun. Laila'nın müdavimleri kapıda bekleşiyor. İşte tam bu sırada, sıkışan trafik nedeniyle bir belediye otobüsü Laila'nın tam karşısında çakılıp kalmış. Kimi ayakta, kimi oturan otobüs yolcularından bazıları karşılarındaki manzaraya umursamaz gözlerle bakıyor, bazıları ise büyük bir merakla. Ve büyük çelişkiyi fark eden foto muhabiri işte tam bu sırada "eşitsizliğin resmi"ni çekiyor. Bu resim gazetelerin birinci sayfalarına taşındı ve pek yorum yapılmadı. Benim gördüğüm tek yorum Necati Doğru tarafından kaleme alındı. Necati Doğru'nun yazdığı satırlar, belediye otobüsündekileri rahatlatacak denli sert. Fotoğraf karesini şöyle anlatıyor "Trafikte çakılıp kalan belediye otobüsünde halk; melül melül, üzgün, boynu bükük, bezgin bakışlarla sosyeteyi çıplak gözlerle seyretti". Doğru ayrıca, o fotoğraf karesinin en dramatik yönüne dikkat çekiyor "Türkiye'de nüfusun yüzde 15'i olan 10 milyon kişi, günde 2 dolarla (3 milyon lira) geçiniyor. Sosyete mekanlarında bir otomobilin park ücreti ise 15 milyon lira". Bu bilgi üzerine ne söylenebilir ki? ÜÇÜNCÜ KARE; Kuruçeşme'de son günlerde 'popüler' olduğu anlaşılan bir mekan New Yorker. Yeşillikler için güzel bir bahçeye sahip. Dışarıdan bakıldığında geniş, şık bahçenin bir bölümü ile bahçenin estetik kapısı dikkat çarpıyor... New Yorker'ın bahçesinde müşteriler mutlu ve huzurlu.. Ancak hemen yan tarafta, bu manzarayla taban tabana zıt bir başka resim var. Derme çatma bir ev, evin önünende hiç işlenmemiş yeşillikler, kırık dökük bir masa, masanın üstünde isli bir çaydanlık. Masada yaşlı bir çift otuyor... O yaşlı çiftin gördüğü manzarayla, New Yorker müşterilerinin gördüğü manzara aynı. Bir taraftan coşkulu sohbetler, şen kahkahalar yükseliyor, diğer taraftan ise sakin ama kederli bir hava yayılıyor. Bu da İstanbul'da bir çok benzerine tanık olabileceğimiz bir başka fotoğraf karesi. Bir gün içinde bu üç fotoğraf karesini fark etmek insanı etkiliyor. Bu işler belki dünyanın her yerinde böyle ama İstanbul'un bir farkı var. İstanbul'da eşitsizlikler iç içe yaşanıyor! Günlük hayat içinde gözümüze çarpmayan bu ayrıntılar aslında çok önemli. >Gazete arşivine gitmek için tıklayınız.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.