HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Yardımlaşma ayı ve Deniz Feneri
22-10-2005

Yardımlaşma ayı ve Deniz Feneri

21 Ekim 2005 Şaban Döğen Ötedenberi güzel hizmetlerini takdirle karşıladığım Deniz Fenerini, özellikle Uğur Arslan´ı Pakistan ve Keşmirli depremzedelere gösterdiği ilgiden dolayı tebrik ediyorum. Fedâkârlığın doruklarda dolaştığı Ramazan´da milletin himmet ve yardımlaşma duygularını kamçılayan Uğur Arslan ve ekibi herhalde böylesine güzel hayırlara vesile olmanın hazzını had safhada duyuyorlardır. İyiliğin, ikramın, yardımın, hayırlara vesile olmanın zevki kadar dünyada daha büyük hangi zevk var? İmkânlara boğulup da stresler içinde kıvrananlar bu dertten kurtulmak istiyorlarsa mutlaka Deniz Feneri, v.s gibi hizmet yarışı yapan gönüllü kuruluşlara başvursunlar. Göreceklerdir ki hiçbir sıkıntıları kalmayacak. Yediden yetmişe herkesin, özellikle İHH İnsanî Yardım Vakfı, Kızılay, AKUT, DİB, işadamları ve diğer hayır kuruluşlarının Pakistan´daki depremzede kardeşlerimiz için kolları sıvadıkları bir anda Deniz Feneri hiç durur mu? Yine yoğun aktivitesiyle milleti heyecanlandırıyor, hayır sahiplerini harekete geçiriyor. Ne güzel bu tip hayırlar ve bunlara vesile olmak! "Ver ki verilsin." "Kesenin ağzını bağlama ki sana da bağlanmasın" gibi Nebevî tavsiyeler ne kadar yerinde. Azıcık bir hayır yapan maddeten ve manen kat kat karşılığını buluyor. Zaten zenginliğin verilmesinin hikmetlerinden biri de bu değil midir? Eğer o imkânları Allah vermişse kişiye düşen Deniz Feneri gibi sadece aracılık etmek! Evet, biz postacı gibiyiz. Mülk sahibi Allah. Biz de o emanetin az bir kısmını Onun istediği istikamette dağıtıcılar. Âyetlerde de, "Siz rızık olarak verdiğimiz şeylerden dağıtın" buyurulmuyor mu? Veren O. Hayra aracılık ettiğimizde kat kat fazlasıyla ihsan ve ikramda bulunan da O. Bu tip hayırlar artma ve bereketlenmeye vesile olduğu kadar, "Sadaka belâyı defeder" kabilinden mânen sigortalanmadır aynı zamanda. Allah´ın himayesi altına girmek demek! Malı, mülkü İlâhî koruma altına almak demek! Hadisi şerifte, "Mallarınızı zekâtla koruma altına alınız" buyurulmuyor mu? Verilmeyen zekât kâr değil. Şu veya bu şekilde mutlaka çıkar insanın elinden. Kurtarılmış olmaz o mal. Vebali de cabası. Zekâtı vererek, çeşit çeşit hayırlarla mükâfatlara ermek varken maddeten ve mânen onca sıkıntıyı üstlenmek hiç akıl kârı mı? Her nimet bedel, sorumluluk ve yükümlülükleriyle birlikte veriliyor. Hakkı verilen her nimet nice kazançları da beraberinde getiriyor. Bunca artılarıyla bakıldığında insan o nimetlere nasıl şükredeceğini bilemiyor. Ancak imtihan sırrı gereği tercih yine de insana bırakılıyor.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.