HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Yoksulluk Kültürü Sempozyumu Yapıldı
26-06-2005
Yoksulluk Kültürü Sempozyumu Yapıldı

Yoksulluk Kültürü Sempozyumu Yapıldı

Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç: "Herkes az konuşup Deniz Feneri gibi çok iş yapmalı."
Sempozyumun kapanışında bir konuşma yapan Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, "Kültürün çok çeşitli tanımları olduğunu bilirdim ama yoksulluk kültürü kavramını bu sempozyumda öğrenmiş bulunuyorum." dedi.
Esprili konuşmasında Bakan Koç'un Deniz Feneri'ne bir de teklifi vardı: "Yoksulluk Araştırmaları Merkezi kurduğunuz gibi bir de Varsıllık Araştırmaları Merkezi kurun, ben bakanlık olarak onu da desteklemeye hazırım." Deniz Feneri Derneği Yoksulluk Araştırmaları Merkezi (DEYAM) ile Kültür ve Turizm Bakanlığı´nın işbirliği halinde organize ettiği "Yoksulluk Kültürü Sempozyumu" gerçekleştirildi. Beyazıt Devlet Kütüphanesi´nde yapılan sempozyumun açılışında konuşan Deniz Feneri Derneği Genel Başkanı Engin Yılmaz, "Yoksulluk ülkemizin maalesef derin ve çözümü yıllar alacak dev problemlerinin başında gelmektedir. Oluşan yoksulluk kültürünün doğru tahlil edilmesi ve problemin üstesinden gelinmesi, konu etrafında işbirliği yapabilme ve bir arada yaşama, birlikte iş yapma kültürümüzün de geliştirilmesine bağlıdır. Deniz Feneri sadece balık ikram etmiyor; olta verme, balık tutmayı öğretme anlamında da yardım ve destek çalışmalarını sürdürüyor" dedi. DEYAM Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Korkut Tuna ise yaptığı konuşmada yoksulluk konusunda çalışma yapacak araştırmacıları Merkez olarak destekleyeceklerini söyledi. DEYAM´ın kuruluş gerekçelerini anlatan Tuna, "Bu sempozyumun Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte organize edilmesi sorunun çözümü açısından ümit vericidir, DEYAM olarak yoksulluğu değişik açılardan inceleyerek, ortadan kaldırmak için gerekli çalışmaları yapacağız" diye konuştu. Açılışta konuşan İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Ahmet Emre Bilgili ise, Kültür Bakanlığı ile Deniz Feneri Derneği´nin sempozyum çalışmasını ortaklaşa gerçekleştirmesine dikkat çekerek "Devlet bu çalışmayı tek başına yapmış olsaydı, bu sinerji yakalanamazdı. Birlikte iş yapma kültürünün geliştirilmesine katkı bakımından bu sempozyumu çok önemsiyorum" dedi. "Yoksullukla ilgili çalışmalar daha önceki yıllarda bu yoğunlukta yapılabilseydi, yoksulluk sorunu bu denli büyümezdi" diye konuşan Bilgili, sempozyumun gerçekleştirilmesine katkı sağlayan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür etti. Rahatsızlığı nedeniyle sempozyuma katılamayan Prof. Dr. Orhan Türkdoğan´ın tebliğini Doç. Dr. Ahmet Emre Bilgili sundu. Bilgili, "Yoksulluğu yenmekten daha zoru yoksulluk kültürünü değiştirmektir" dedi. Birinci oturumunda konuşmacılarından Yrd. Doç. Dr. Durmuş Hocaoğlu ve Doç. Dr. Ali Rıza Abay "yoksulluk kültürünü" değişik açılardan değerlendirdiler. Hocaoğlu, İslam dünyasının geri kalmışlığının altında, büyük ölçüde yanlış yoksulluk telakkisinin bulunduğunu savundu. Abay ise, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının, vakıf geleneğimize uymayan uygulamalar yaptığını, akademisyenlerin bu vakıfları ele alarak yeniden yapılandırılması için fikir üretmeleri gerektiğini ifade etti. Öğleden sonra sempozyum Prof. Dr. Sabahattin Zaim´in Başkanlığı´ndaki "İktisadi ve Siyasi Açıdan Yoksulluk Kültürü" oturumu ile devam etti. Doç Dr. Erol Demir sunduğu tebliğde "Yoksullar yoksulluğu kabullenme yerine yoksulluğa direniyorlar, daha iyi bir yaşam için stratejiler belirliyorlar" derken, Yrd. Doç. Dr. Mahmut Bilen ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Kemal Şan dünyada yoksulluk koşulları altında yaşayan 3 milyar insan olduğunun altını çizdiler. "Dini ve Ahlaki Açıdan Yoksulluk Kültürü" konulu oturumu Prof. Dr. Metin Yurdagür yönetti. Tebliğ sunan ilk akademisyen Doç. Dr. Hacı Mehmet Günay oldu. Yoksulluk kültürünü dini açıdan ele alan Günay, dinin gönderilmesinin nihai amacının maddi ve manevi açıdan insanca yaşanabilir bir toplum oluşturmak olduğunu belirtti. Doç. Dr. Osman Güner ise sunduğu tebliğ ile yoksullarla paylaşmanın ahlaki bir erdem olduğunun altını çizerek, bu gerçeğe vurgu yapılarak yoksullukla mücadelede güçlü bir inisiyatif oluşturulabileceğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Vejdi Bilgin dini yaşantının alt sosyo- ekonomik gruplarda daha yoğun yaşandığını belirterek, yoksullara destek dinimizin esas meselesidir şeklinde konuştu. Sempozyumun son oturumu Prof. Dr. Mahmut Kaya başkanlığındaki "Edebi ve Ruhi Boyutlarıyla Yoksulluk Kültürü" konulu oturum oldu. Doç. Dr. Fatih Andı, Klasik Türk Edebiyatı´nda kendine sıklıkla yer bulan fakirlik temasının kişileri yardım yapmaya ve daha merhametli olmaya ittiğinin altını çizdi. "Yoksulların Ruhu" konulu tebliği ile Doç. Dr. Kemal Sayar´ın sunduğu "Yoksulların Ruhu" konulu tebliği ile oturum sona erdi. Tebliğlerin sunumunun ardından Prof. Dr. Korkut Tuna, Prof. Dr. Mahmut Kaya, Prof. Dr. Faruk Beşer, Prof. Dr. Zekeriya Kurşun ve Prof. Dr. Davut Dursun´un katıldığı bir Değerlendirme Oturumu yapıldı. Oturumda sunulan tüm tebliğler değerlendirilerek, yoksulluk sorununun çok boyutlu bir sorun olduğu ve bu sorunun çözümünde tüm kişi ve kuruluşların elbirliği ile çalışması gereğinin üzerinde duruldu. Değerlendirme Oturumu´nda konuşan Prof. Dr. Korkut Tuna "İnsanlar arasındaki eşitsizlik yoksullukla ilgili bir değerlendirme meselesine yol açmaktadır, zenginle fakir arasındaki fark eskiden bu kadar büyük değildi. Medeniyetlerin ve bilimin gelişmesi bu farkı da beraberinde getirdi" diye konuştu. Tuna sözlerine şöyle davam etti: "25 yıl önce fakir olan bir kişinin şimdi üç tane apartmanı olmuş, ama adam yine fakirken nasıl yaşıyorsa hayatını öyle devam ettiriyor, işte bu yoksulluk kültürüdür. Ama bu fikrin üzerinde herhangi bir ittifak yok. Paylaşma erdemi çok önemli, insanlar sahip olduklarını başkalarıyla paylaşabilmelidir. Yoksulluğun bir tanımı da paylaşmaya katılmama durumudur. Herkes elindekini paylaşırsa yoksulluk ortadan kalkacaktır." Değerlendirme Oturumu´nda Tuna´dan sonra sözü Doç. Dr. Davut Dursun aldı. Dursun, "Yoksulluk meselesi çok boyutludur. Hem siyasi, hem ekonomik, hem coğrafi, hem de sosyal bir meseledir. Konu tek boyutlu olarak ele alınmamalıdır. Yoksulluğun tanımlanmasındaki tek boyutluluk yoksulluğun çözümünü zorlaştırmaktadır. Yoksulluk Kültürü yoksul yaşama biçimidir" diye konuştu. Değerlendirme Oturumu´nda söz alan Prof. Dr. Faruk Beşer; "Dinlerin bize verdiği iletişim ve yardımlaşma erdemlerini yaşamış olsak yoksulluğu ortadan kaldırabiliriz" diye konuştu. Beşer sözlerine şöyle devam etti: "İslam dininde her türlü ibadet yoksul ve zengini bir araya getirir. Zengin ve yoksul aynı yerde hac ibadetini yerine getirir, aynı camide namaz kılar. Bu yakınlaşma yardım isteğini uyandırır. Servet, mal ve mülk düşmüşseniz sizin için ayağa kakma aracıdır, ayaktaysanız ayakta kalmanızın aracıdır. Yoksulluğun çaresi İslam´da çalışmak ve paylaşmaktır. Yalnız olmama, yalnız bırakmama dinimize göre yoksulluğa çözüm olabilir". Prof. Dr. Zekeriya Kurşun Değerlendirme Oturumu´nda şunları söyledi: "Türkiye´de milli gelirin % 55´i % 20´lik bir kesime dağılırken; % 80´lik bölüm % 45´lik gelirle geçinmek zorunda kalmaktadır. Tebliğler sunulurken zekat ve fitre yoksulluğu ortadan kaldırabilir dendi, bence zekat ve fitre yoksulluğun devamını beraberinde getirebilir. Değerlendirme Oturumu´nun son konuşmacısı Prof. Dr. Mahmut Kaya oldu. Kaya şunları söyledi: "1957´dekiistimlak hareketi ile o güne dek süregelen İstanbul Kültürü, yerini Anadolu´dan gelen işçilerin gecekondulaşma hareketi ile yeni bir kültüre bıraktı. Göç edenler ne köylü kalabildiler, ne de şehirli olabildiler, ikileme düştüler.Aç çocuğunu doyuramayan insan "hani adaletin" diyerek küfre düşer. Bu nedenledir ki İslam, insanı isyana sevk eden zenginlik ve yoksun bırakan yoksulluk arasında mütevazı bir hayat öngörmektedir. Mahmut Kaya sözlerine kendi yazdığı şiirini okuyarak son verdi: "Ne açlar ağlasın, ne azsın toklar Her ifrat özünde tehlike saklar Ne yaman tuzaktır aşırırlıklar Az mı çekti millet yoktan yokluktan Daha zararlıdır açlık, tokluktan" Değerlendirme Oturumu sonrası tekrar söz alan Prof. Dr. Korkut Tuna sempozyumun çok yararlı geçtiğini söyleyerek DEYAM olarak sunulan tebliğlerden yararlanacaklarını söyledi. Tuna, Kültür ve Turizm Bakanlığı´na, İstanbul Kültür İl Müdürlüğü´ne ve Deniz Feneri Derneği´ne sempozyuma katkılarından dolayı teşekkür etti. Sempozyum Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç´un kapanış konuşması ile son buldu. Sponsorlar [RESIM5][RESIM6][RESIM7] Basın resimlerini almak için lütfen aşağıdaki linklere tıklayınız Resim 1 Resim 2 Resim 3 Resim 4 Resim 5
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.