HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Yoksulluk Sempozyumu
08-02-2003
Yoksulluk Sempozyumu

Yoksulluk Sempozyumu

İslâmiyât Cilt: 6, Sayı: 2 2003 Necdet Subaşı Deniz Feneri Derneği tarafından geçtiğimiz günlerde (31 Mayıs-1 Haziran 2003) Yoksulluk Sempozyumu düzenlendi. Sempozyumda ekonomiden siyasete, sinemadan edebiyata kadar hemen her alanda yoksulluk tartışıldı. Belki de ilk kez yoksulluk enine boyuna konuşuldu, tartışmalar hemen her türden yaklaşımın zenginleştirici dünyasında gerçekleşti. Yoksulluk çok boyutlu bir fenomendir ve sempozyum düzenleyicileri de başta bu çeşitlilik olmak üzere konunun sarktığı her alanı tartışmaya çeken bir genel çerçeve hazırlamışlardı. Başta Dernek başkanı sayın Av. Yusuf Atalay ve Sempozyum koordinatörü Doç. Dr. Ahmet Emre Bilgili olmak üzere toplantıya ev sahipliği yapanlar, her zaman bu zenginliğin farkında olacak bir şekilde, geliştirici bir buluşma gerçekleştirebilmek için ellerinden geleni yapmışlardı. Yoksulluk değişik açılardan ele alındı. Farklı disiplinlerin konuya ilişkin bakış açılarının ve hassasiyetlerinin farklılığı da ilk oturumlardan itibaren kendini açıkça hissettirmeye başladı. Bir kısım sunumlar yoksulluğu ekonomik parametrelerin bir göstergesi olarak ele almışlardı ve doğal olarak bu yaklaşım yoksulluğu bir savaş nesnesi olarak algılıyordu. Bir kısım sunumlarda ise yoksulluk bir kültürel çalışma alanıydı. Nitekim bu tür sunumlarda yoksulluğun dramı, kültürel bir obje olarak takdim edilmişti. Yoksullukla baş etme stratejileriyle öne çıkan ve daha çok radikal politika arayışlarını önceleyen bildirilerde de sorunu kültürel bağlamdan ayrıştırıp sıkı bir tanımlama içinde masaya yatırma arayışı baskındı. Ancak Sempozyumun bence en ilginç sunumları yoksulluğu din merkezli yaklaşımlar içinde ele alan tebliğlerdeydi. Çoğunu İlahiyat çevresinden akademisyenlerin oluşturduğu oturumlarda, genel olarak din-yoksulluk ilişkileri ele alınmış, bu bağlamda İslâm´ın yoksulluğu giderme ya da zayıflatma yönünde ortaya koyduğu fikriyat ağırlık kazanmıştır. İlahiyatçı sunumlarındaki temel yaklaşım, sorunu Kur´an üzerinden ele alıp tartışmaya yönelikti. Nitekim bu bağlamda Kur´an ve yoksulluk ilişkisi başta olmak üzere genel olarak din dünyasındaki yoksulluk temalarını işleyen bildiriler oldukça bilgilendirici düzeydeydiler ve tabii ki bu bildirilerin üzerinde fazlasıyla yoğunlaşıldığı açıktı. Yoksulluk Sempozyumu´nda sunumu gerçekleştirilen ve soruna dinsel hassasiyetleri gözeterek yaklaşan bildiriler arasında, oldukça ilginç alanları içine katan çalışmalar vardı. Bu çerçevede Doç. Dr. Ahmet Yaman, "Üç Kutsal Kitabın Yoksulluk Tasavvuru ve Aldığı Önlemler"; Dr. Vejdi Bilgin, "Dinlerin "Yoksulluğu" Algılayışı Üzerine Bir İnceleme"; Prof. Dr. Lütfullah Cebeci, "Kur´an ve Yoksulluk"; Prof. Dr. Celal Yeniçeri, "Yoksullukla Mücadelede Zekatın Stratejik Konumu"; Doç. Dr. Cemal Ağırman, "Yoksullukla Mücadelede Ahlâkî ve Dinî Eylem Olarak İnfakın Rolü"; Dr. Tahsin Özcan, "Osmanlı Yetiminin Hamisi: Eytam Sandıkları"; Doç. Dr. Ahmet Turan Yüksel, "Türk- İslâm Medeniyetinde Vakıfların Önemi ve Fonksiyonları"; Dr. M. Kamil Yaşaroğlu, "Sosyal Dengenin Sağlanması ve Varlıklı - Yoksul Dayanışmasında İki Önemli Kavram İnfak ve İsar"; Doç. Dr., Mustafa Ertürk, "Hz. Peygamber´in Yoksullukla Mücadelesi Işığında Günümüz Yoksulluğuna Yönelik Bazı Çözüm Önerileri"; Dr. Hülya Alper, "İtikattan Pratiğe Uzanan Bir Zincirde İslâm´da Yoksulluğun Çözümü (İtikâdi ve Ahlâkî İlkeler)"; Dr. Şevket Topal, "Kadına Olumsuz Etkileri Açısından Yoksulluk Problemine İslâm Perspektifinden Sosyal ve Hukûkî Bir Bakış"; Doç. Dr. Osman Güner, "Erdem ve Esaret Arasında Yoksulluk: İslâm Geleneğinde Yoksulluk Söyleminin İzdüşümleri"; Doç. Dr. Mahmut Aydın, "Kur´an Eksenli Yoksulluk Teolojisinin Yansımaları" ve Yrd. Doç. Dr. Erdal Baykan da "Takva Zengini Olmak Yoksulluğu" başlıklı bildirilerini sundular. Bu sempozyuma ben de "Yoksulluğun Muğlak Dinselliği" başlıklı bildirimle katıldım. Bütün bu bildirilerin ortaya çıkardığı iki temel hususu burada ele almak ve tartışmak istiyorum. Birincisi İslâm temelli yaklaşımların tamamında somutlaşan bir bakış açısının bu toplantıdaki bildirilerde kısmen silindiğini gösteren kimi emarelerin varlığıdır. Modern İslâmî araştırmaların özenli bir çalışma arzusundan kaynaklandığı inkar edilemez. Aslında kabul edilmelidir ki İlahiyatçı birikimi sağlam ve metodik olma kaygısını her zaman canlı tutmuştur. Sempozyuma sunulan bildiriler de özenli bir incelemenin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda ilahiyatçıların çok iyi bilinen sunum deneyimleri de iletişim kaygılarını gidermekte etkili olmuştur. Ancak bu metinlerin temel bir özelliğinin giderek önemli bir zaafa dönüşme ihtimali burada vurgulanması gereken bir zaaf olarak dikkat çekicidir. İslâm temelli incelemelerde, dinin tarihsel, antropolojik, sosyolojik ve özellikle ekonomik zeminden bağımsız işlediğine ilişkin bir kanaat tebliğ sahiplerini derinden etkilemiş gibidir. Öyle bir din ki onun bir coğrafyasını, bir haritasını, dahası kültürel bir atlasını yakalayabilmek oldukça güç görünüyor. Bu çerçeveye sadık kalınarak şu da söylenebilir, yoksulluk gibi oldukça sahici bir fenomen, din dünyasının hali hazır yaklaşımlarından hareket edildiğinde gerçekliğini yitiriyor, ortaya muhayyel bir tasarımın yarattığı bir dilemma hakim oluyor. Bildiri metinlerinden yola çıkıldığında her bildirinin kendi başına böyle bir yargıya imkan vermediğini söylemek gerekir. Ancak bu metinlere topluca bakıldığında kendini gösteren ana tema böyle bir değerlendirmeyi haklılaştıracak niteliktedir. Bence bu durumun açıkça bir sorun oluşturan maliyeti, gerçekte İlahiyatçı bilimselliğinin, sonuna kadar hesaplaşmak zorunda olduğu sorunları görmezlikten gelmesinden ya da bu problemle yüzleşmenin her zaman ertelenmesinden kaynaklanmaktadır. Din gibi kutsal/uhrevi bir yapıyı gündelik hayatın ürettiği tasavvur dünyasına tercüme edebilmek belki de bugün en önemli gerilim noktaları arasında yer almaktadır. Yaralayıcı, yıkıcı ve yok edici bir yoksulluk teması, dinlerin her zaman güncellenebilir doğası içinde bugün nasıl ele alınabilir, alınmalıdır sorusu bağlayıcılığını her geçen gün daha da şiddetli bir şekilde sürdürmektedir. Oysa dinlerin yoksulluk sarmalı karşısındaki öğretisel zenginliğini, içinde yaşadığımız koşulların doğasına bağlı olarak din dışına itilmiş bir şekilden kopararak yeniden ele almak, hatta dinin görece tıkanmış gibi görünen kanallarını bir kere daha açmak ve ihya etmek gerekmektedir. Sorunu ele alan tebliğ sahiplerinin böyle bir sorumluluğu tek başlarına üstlenmeleri tabii ki beklenemezdi, ancak siyasî, ekonomik, ahlâkî ve bilimsel kaygılardan hiç de bağımsız olmayan bu sınırlılıkların aşılabilmesi için yeni bir zihniyete olan ihtiyaç had safhadadır. İkinci sorun ise modern argümanlar karşısında İslâm temelli yaklaşımlarda gözlemlenen savunmacı retoriktir. Bu yaklaşım tarzının pek çok noktada aşıldığı açıktır ancak yoksullukla mücadele gibi yükselen bir tema karşısında dinsel yaklaşımların belli bir geri çekilme stratejisine feda edildiğini de gözlemlemek hâlâ mümkündür. Bu strateji yoksulluğun tarihsel-sosyolojik dinamiğini anlamak yerine onu dinsellikle aynileştiren eleştirilere karşı tipik bir savunma refleksi geliştirmektedir. Dinsel argümanlara, bütün bunların tarihsel-toplumsal zeminini dışarıda bırakarak yaklaştığımızda pekala dinsellikle yoksulluk arasında bir uyumluluktan söz etmek mümkündür. Yoksullukla ve onu ortaya çıkaran öğelerle hesaplaşmak din dünyasının kavramsal dünyası içinde oldukça anlamlıdır ve hatta bütün bu karşı oluşlar çok kere bir erdemlilik ifadesidir. Ancak bu uyumluluğu reddetmek adına bütün bir literatürü, gelenek ve hafızayı bir çırpıda yok saymak da haklı bir tutum olmasa gerektir. Nitekim yoksulluk karşıtı açılımlarla yetinmeyerek bu yöndeki temel bir takım bakış açılarının İslâm´da öteden beri var olduğunu vurgulayan bildirilerin pek çoğunda da geleneksel yorumların ortaya çıkardığı birikim, hadis ve tasavvuf gibi referans sistemleri, detaylandırılmış bir analız içinde yoksulluk fenomeniyle aynileştirilmiş ve hatta onun çok kere aleyhine bir durum olarak kodlanmıştır. Aslında tercih edilen bu tutum oldukça dikkat çekicidir, bununla kalınmamakta yanı sıra modern yaklaşımların pratik yolla İslâmileştirilmesinin önündeki temel metodik sorunlar göz ardı edilebilmiştir. Buradaki asıl sorun, bütün bunların gelişkin bir stratejiyle değil içselleştirilmiş bir perspektif içinde gerçekleştirilmesidir. Bu sempozyumda söz konusu sorunları en aza indiren pek çok sunumun yapıldığına tanık olmak oldukça heyecan verici olmuştur. Nitekim Yüzüncü Yıl Üniversitesi´nden Yrd. Doç. Dr. Erdal Baykan, felsefî ve dinî yaklaşımlarının ortaya çıkardığı birikimini yoksulluk sorunuyla yüzleştirmeyi başarmış, hiçbir kompleks içinde olmaksızın, oldukça zihin açıcı bir söylemi Kur´an´dan çıkarabilmeyi öncelemiştir. Baykan, "Takva Zengini Olmak Yoksulluğu" başlıklı bildirisinde yoksulları, inananın dindar olabilme imkanı olarak formüle etmiştir. İncelikli bir akademik dille detaylandırılmış bildirisinde sayın Baykan, bize Kur´an´la felsefî çağrışımların ortaya çıkardığı bir kesişme modunda, yoksulluğu tanımlamak için elverişli bir ara formül üretmektedir ki bu da esasen İslâmî yaklaşımların özünü yansıtmaktadır. Keza benzer kaygılarla üretilmiş bir diğer tebliğde de Ondokuz Mayıs Üniversitesi´nden Doç. Dr. Mahmut Aydın, "Kur´an Eksenli Yoksulluk Teolojisinin Yansımaları"nı ele almış, yoksulluk teolojisi için yeni koordinatlar arayışına katkıda bulunmuştur. Böylece Aydın, Kur´an´la gündelik hayat arasında ortaya çıkan ve modernliğin sayısız problemiyle hemhal olan uzaklığı aşmaya yönelik bir arayışı dillendirmiştir. Bildiriler heyecan vericidir ve yoksulluk örneğinde somutlaşan bir perspektifin geliştirici, ufuk açıcı boyutlarıyla yeni bir tahayyül alanı yaratmaktadırlar. Yoksulluk gibi bilinen, sahici ve bizim olan bir sorunu masaya yatıran İlahiyatçı perspektiflerinin konuşulacak, tartışılacak çok yönü olabilir. Bu doğrudur ama İlahiyatçı yöneliminin giderek daha gerçekçi bir dünyaya dokunmayı tercih ettiğini de bu vesileyle teslim etmek gerekecektir.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.