HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Zekât Ayı
17-10-2005

Zekât Ayı

16 Ekim 2005 Kazım Güleçyüz Şüphesiz, Türkiye´de, ekonomide çizilen pembe tabloların en azından şimdilik örttüğü derin ve yaygın bir yoksulluk var. Ve buna bağlı olarak, ülkemizde zekât ve fitre başta olmak üzere her türlü yardıma muhtaç durumda olan hayli geniş bir kitle yaşıyor. Ve bu yardımlar büyük ölçüde yapılıyor. Bu sayede de, fakirliğin toplum bünyesinde yol açabileceği yaralar, sosyal patlamaya varabilecek huzursuzluklar ve bağlantılı birçok sıkıntı kendi mecrasında sükûnetle çözülüyor. Böylece, bilhassa zekât ve fitrelerin toplum için gerçek bir sigorta olduğu ortaya çıkıyor. Buna, onca tahrip çabasının-hayli hasar verse de-bir türlü çökertemediği aile ve akraba dayanışması da ilâve edilince, "Birbirine tıpatıp benzer krizleri yaşadıkları halde Türkiye niye Arjantin gibi sosyal patlamalara sahne olmuyor?" sualinin cevabına ışık tutan sosyal gerçekler zinciri tamamlanmış oluyor. Deniz Feneri örneğinde olduğu gibi yardım organizasyonlarını profesyonelce bir işleyişe kavuşturmuş olan gönüllü girişimler ise, Türkiye´nin farklı bir ayrıcalığını oluşturmakta. İnsanımızdaki yardımseverlik hasleti felâket ve musibet zamanlarında çok daha belirgin şekilde kendisini gösterip, örnek bir dayanışma şuurunun pekişmesine vesile oluyor. 17 Ağustos depremi sonrasında başlatılan sivil ve gönüllü yardım seferberliğinin, 28 Şubatçı reflekslerle ortaya konulan talihsiz engellemelere rağmen ortaya koyduğu göz yaşartıcı insanlık örnekleri hâlâ unutulamadı. Bizi işte bu gerçekler ve onlara kaynaklık eden inanç sistemi koruyor ve ayakta tutuyor. Şimdi yine bir Ramazan ayındayız. Ramazan, oruç, teravih ve mukabele gibi bu aya mahsus ibadetlerin yanı sıra, geleneklerimizde zekât ayı olarak da görülüyor. Dinde "Zekât Ramazan´da verilir" diye bir kural olmamasına rağmen, insanımız zekâtını bu ayda vermeyi güzel bir alışkanlık haline getirmiş. Dolayısıyla, şu günlerde hali vakti yerinde olanlar yine zekât hesabına oturmuş durumdalar. Zekâta tâbi servetlerinin, üzerinden bir yıl geçmesi şartını dahi aramadan zekâtını hesaplayıp uygun adreslere ulaştırmaya hazırlanıyorlar. Bu adresler daha ziyade yakın akraba çevresinden başlayarak fakirler, muhtaç durumdaki öğrenciler ve dinî hizmetle uğraşan kişi ve müesseseler olarak belirleniyor. Şimdi bu listeye, tam da Ramazan´ın ilk günlerinde dehşetli bir depremle sarsılan ve çok sayıda evlâdını kaybeden Pakistanlı afetzedeleri de dahil etmek gerekiyor. Gerek zekât ve fitre, gerekse bunların dışındaki yardımlar için şu anda en uygun ve öncelikli adreslerden biri Pakistanlı kardeşlerimiz olmalı. Bu hem insanî ve İslâmî açıdan öyle, hem de onların bizi en zor zamanımızda, işgalcilere karşı Kurtuluş Savaşı verdiğimiz bir dönemde, kendi yoksulluklarına bakmayıp, ellerinde ne varsa tümünü bize göndererek ortaya koydukları göz yaşartıcı ve örnek dayanışmanın vicdanî karşılığı olarak zorunlu bir görev. Aslında bu hususta ilk hareketin Türkiye İş Bankasından ve bu bankada hatırı sayılır hisseye sahip CHP´den gelmesi beklenirdi. Çünkü bu banka, Hint Müslümanlarının gönderdiği paralar ve zinet eşyalarıyla kurulmuştu. Ancak şu ana kadar takip edebildiğimiz kadarıyla ne İş Bankasından, ne de CHP´den bu yönde bir işaret sâdır olmuş değil. Yazık. Belli ki, İş Bankası bol sıfırlı kazanç hesaplarından, CHP de "Erdoğan´ın balo düzenleyip bir kadını dansa kaldırabileceğini düşünebiliyor musunuz? Bu kadar çağdaşlığa kapalı bir iktidar olabilir mi?" tartışmasından kafalarını kaldırıp da Pakistanlı depremzedelerin çilesiyle ilgilenmeye fırsat bulamamış olmalılar! Ne diyelim; herkes kendine yakışanı yapar. O zaman bize düşen, onları kendi hallerinde kendi utançlarıyla başbaşa bırakıp işimize bakmak olmalı. Zaten inancımız da bize bunu söylemiyor mu: "Başkasının dalâleti sizin hidayetinize zarar etmez; sizler lüzumsuz onların dalâletleriyle meşgul olmayasınız..." (Maide Sûresi 105. âyetinden Bediüzzaman´ın çıkardığı mesaj. Tarihçei Hayat1994, s. 415) İftar sofralarında, Pakistan depreminin evsiz, aç susuz bıraktığı insanları unutmayalım.
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.