HESAP NUMARALARI
EN TR
HESABIM
BAĞIŞ YAP
Bağış Sepeti
Seçim yapılmadı
Bağışçı Girişi
ŞİFREMİ BİLMİYORUM
AnasayfaHaberler Arşiv Zenginlik Sabah Poğaça Yemektir
18-05-2004

Zenginlik Sabah Poğaça Yemektir

17 Nisan 2005 Öge Demirkan VATAN 'Öteki Türkiye'nin Çocukları'nı buldu 11 yaşındaki Fatma onlardan biri... "Zenginlik nedir" diye soruyoruz, işte böyle yanıt veriyor Gaziosmanpaşa'da Karadeniz Mahallesi'nde yaşıyor Fatma. Onun hikayesi de bir trajedi. Tam 5 kardeşi var. Babası 6 ay önce evi terk etmiş, başka bir kadınla gitmiş. Bu yüzden de 6 aydır kira veremiyorlar. Baba gittikten sonra eve tam 3 kez haciz gelmiş, ev sahibi kapıya dayanmış. Fatma da bu yüzden kiralarını ödemelerini istemişti Deniz Feneri'nden. Ama abisi askerden gelene kadar! Fatma'nın 'zenginlik' tanımı da yüreğimizi burkuyor... Demet zengin, çünkü babası emekli * Fatma, sence zenginlik ile fakirlik arasındaki fark nedir? Zengin her dediğini alır ve mutludur. Fakir ise her dediğini alamaz. Zaten zenginler fakirleri küçük görüyor. * Zengin nasıl fakiri küçük görüyor? Örneğin bizim okulda sınıf tahtasına uygun kalem için para toplanır. Zengin çocukları para verir, benim gibi fakir çocukları vermez. Sonra zengin çocukları bana 'Sen para vermedin, tahtaya yazı yazamazsın' diyorlar (Kelimeler boğazında düğümleniyor ve ağlamaya başlıyor). Aradan 5 dakika geçiyor, sakinleşiyor. Tekrar konuşmaya başlıyoruz. * Günün nasıl geçiyor, anlatır mısın? Sabah kalkıp okuya gidiyorum. * Kahvaltı etmiyor musun? Evde kahvaltı olmuyor ki? Okulda sıra arkadaşım Demet var. O bana 250 bin liraya poğaça alıyor. Onu yiyorum. Zaten Demet'in babası zengin, çünkü emekli. * Emekli olunca zengin mi olunuyor? Öyle abi, çünkü Demet harçlığıyla bana poğaça alabiliyor. O kadar zenginler yani. * Poğaçanın yanında bir şey içiyor musun? Çay, kola gibi... Demet bazen meyve suyu alıyor. * Sen en son ne zaman kola içtin? Babam geçen yıl almıştı. * Ne olmak istiyorsun? Pilot olmak istiyorum. * Niye pilot? Filmlerde görüyorum, helikopterle fakirlere yardım yapıyorlar. Ben de pilot olup fakirlere yardım yapacağım, yukarıdan ihtiyaçları olanları göreceğim. İnek istedim çünkü bilgisayar karın doyurmuyor abi! Deniz Feneri Derneği, Türkiye'nin 7 bölgesinden en fakir 7 okulun öğrencilerine, kendilerine bir hediye paketi hazırlansa içinden nelerin çıkmasını istediklerini sordu. Çocuklar dileklerini mektup yazarak anlattı. Ancak 1200 mektup alt alta konduğunda alım gücü en az hatta hiç olmayan ailelerinin çocuklarının durumu ortaya çıktı. Başka bir ifadeyle 'Öteki Türkiye'nin Çocukları'nın içler acısı hali gözler önüne serildi. 1200 mekup içinde bir tanesi vardı ki yürekleri sızlattı. İstanbul'dan yazan Salih Dağcılar bir inek istiyordu. Önce şaşırdık, oyuncak inek sandık. Ama mektubu okudukça anladık. Kendisi için değil annesi için istiyordu: "Bana inek hediye edin. Çünkü annem süt satarak geçimimize katkıda bulunabilir." İstanbul'un köyü... Dün Salih Dağcılar'ın evine gittik. İstanbul'da oturuyor ama köyünde! Kemerburgaz'a bağlı Pirinçli köyündeki Çiçekçiler mevkiinde ailesiyle birlikte yaşıyor. Babası Selami Dağcılar, 40 yaşında. 3 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucunda sol ayağı diz altından kesilmiş, diğer ayağında ise platin takılı. Anne Hatice Dağcılar 35 yaşında, ev hanımı. Ancak eşi sakat kaldıktan sonra bütün işlere o koşuyor. Bahçeye lahana ekiyor, ormana gidiyor ot topluyor, bunları pazarda satıyor. Salih'in bir de ablası var, adı Tuğba. 15 yaşında ve öğrenci. Evleri hemen orman kenarında ama ev demek biraz zor. Daha çok kulübeyi andırıyor. Evin duvarı yok, Ondulin (plastik çatı) ve kontraplaktan yapılmış. 2 odası var bir de mutafağı. Arkadaki bahçede ise sebze yetiştiriliyor. Hemen girişte Salih karşıladı bizi. Koşarak annesine gitti, geldiğimizi haber verdi, ilk yaptığımız "inek" dileğinin yerine getirildiğini söylemek oldu. "Hayırsever bir vatandaş bu ay sonuna kadar sana 2 inek verecek" dedik. Bu sözü duyan Salih'in yüzünde gülücükler açtı. Anne Hatice Dağcılar da çok sevindi habere ve başladı nasıl zor geçindiklerini anlatmaya: "Bahçede sera vardı ama yıkıldı. Eşim sakat olduğu için tamir edemiyor. Adam tutmaya da gücümüz yok. Bu yüzden ektiğim lahanaları ve ormandan topladığım ıspanak benzeri otları pazarda satıyorum. Haftada 50 milyon lira gelir getiriyor. Tek geçim kaynağımız bu."
Proje ve TemsilciliklerProjelerimiz hakkında daha ayrıntılı
bilgi almak için lütfen kardeş
sitelerimizi inceleyiniz.