Sevcan D.
Birlikte Yuvalar Kuruyoruz/Sağlık-Barınma
Su ile ateş birlikte döner semazenin kanatlarında,
Yan/anı söndürür su,
Söneni y/andırır ateş.
B/aşka ışık gerekmez,
Battığı gibi yine doğacak güneş.
Hiç dikkat ettiniz mi? Evim yerine birçoğumuz “yuvam” kelimesini tercih ederiz.
Çünkü yuva sıcaktır, huzur verir. Korur, kollar yarınlara dair umutları büyütür çatısı altında.
Bugün böyle güzel duygularla el ele kapımızı çalan iki genç tam da böyle bir yuva kurmak daha doğrusu ilk adımı attıkları yolda yan yana yürüyebilmek, maruz kaldıkları fırtınalardan yara almadan sıyrılmak, dinine , ümmetine, milletine, devletine bağlı ve faydalı evlat/lar yetiştirmek arzusundalar.
Sevcan ve Adem yirmili yaşların ikinci yarısında evlilikleri sonrası evlat sahibi olmak arzusuyla yaşadıkları bazı sağlık sorunlarının tedavisine yoğunlaşmışlarken habersizdiler başka bir imtihana tabi olacaklarından. Günlük yevmiye işlerine, gurbete inşaata ve ya yakın illere çay, fındık gibi tarım ürünleri hasadında yevmiyeye giderek nafakasını çıkartan Adem gerekli tedaviye başlamak için karınca kararınca birikimlerde yapıyor, Sevcan da kendine uygun olan özellikle tarımsal hasat işlerinde hayat arkadaşıyla yan yana çalışıyordu.
Evlilik sonrası hem imkanları olmadığından hem de Adem’in anne babasının da yalnız kalmaması için birlikte yaşamaya başlamışlardı ki zaten yılın yarıdan fazlasını gurbette çalışarak geçirmekte olan gencin aklı geride kalmıyor hem anne babayı hem eşini birbirine emanet ediyordu. Gün gelip küçük kardeşinin de yuva kurma vakti gelip uygun görülen ve gençlerin de birbirinde gönlü olan aileye kız istemeye gidildiğinde Sevcan ve Adem’i hem üzen hem de tüm hayatlarını alt üst eden olay yaşandı. Aile biz evde gelin olan aileye kız veremeyiz, ev ev üzerine olmaz deyince baba onlar bu ay ayrılıyorlar diyerek işin bozulmasının önüne geçmiş ve sen ağabeysin artık başının çaresine bak talebiyle oğlu ve gelinini tabiri caizse kapının önüne koymuş.
Bunları göz yaşlarıyla anlatan Sevcan bir yandan göz yaşlarını siliyor bir yandan da özür diliyordu bizim de üzüldüğümüzü gördüğünden. En çok da evlat ayrımı olduğu hissi ve tedavisi için büyük emek ve umutla biriktirdiği üç kuruştan başka hiçbir varlıkları olmadığını bildikleri halde başınızın çaresine bakın dinilmesi yaralamış. Kiraya çıksalar oralarda öyle kiralık ev yok ki köy yeri, gurbete gitse yerleşse tutunamayız hem memleketten ayrılmak da doğru bir karar olmaz diyerek. Köyün biraz dışında aslında ev yapılmaya çok da uygun olmayan, biraz eğimli baba toprağına borç harç ve yerel kurumların SYDV desteğiyle küçük bir ev başlamışlar. Şuan sadece bir odası çevrilmiş, tamamlanmış ve oraya yerleşmişler. Bir yandan malzeme aldıkları esnafın artık ödeyin borcu diye sıkıştırması, bir yandan da Allah’ın izniyle çocuk sahibi olma arzularıyla ilk kontrollerini yaptırdıkları sağlık kurumundan olumlu dönüş olunca Mevlam bir kapıyı kaparsa başkasını açmak içindir diyerek sıkıntılarını bizimle paylaşmaya ve emanet etmeye gelmişler.
Allah yuvalarından huzur ve sevgiyi hiç eksik etmesin, hayırlı evlatlar versin ve merhametli yüreklerine zeval gelmesin.


