EN TR
Dil Seçiniz
Hızlı Bağış
Proje Bağışı
Hızlı Bağış
TL
Bağış Kutusu
 
Seçim yapılmadı...
Bağış Kutusu
Seçim yapılmadı
AnasayfaHaberlerARAKAN'DA ZULMÜN TARİHİ
Paylaş!
15-09-2017
ARAKAN'DA ZULMÜN TARİHİ

ARAKAN'DA ZULMÜN TARİHİ

İlgili Projeye Git
Arakanlı Kardeşlerimize Yardım

Hicri 1. Asırda Peygamberimizin sahabelerinden Vakkas Bin Malik ve bir grup arkadaşının ilk kez ayak bastığı Arakan bölgesi kısa sürede islam dinini kabul etti. Müslümanlığı kabul eden Arakanlılar tarih boyunca birçok katliama maruz kaldı. 50 milyon nüfusu bulunan Burma'nın yüzde 15'ini Müslümanlar oluşturmaktadır. Geri kalan nüfusun büyük bir çoğunluğu Budist. Müslümanların büyük çoğunluğu, ülkenin Arakan adlı bölgesinde yaşıyor.

 

ARAKAN NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

İslam'ın ülkeye girişi ilk kez Hicri birinci asırda Müslüman tacirler aracılığıyla oldu. Peygamberimizin sahabelerinden Vakkas bin Malik (r.a) ve bir grup arkadaşı bu ülkeye ilk ayak basan Müslüman tacirlerdir. Daha sonra Müslümanların bu ülke ile ticaretleri artmıştır. Hicri ikinci asırda Müslüman tacirlere ait bir gemi Arakan'a yakın Bengal Körfez'inde batmış ve gemideki onlarca Müslüman karaya çıktıktan sonra bir daha ülkelerine dönmemişlerdir. Arakan'a yerleşen bu Müslümanlar, İslam'ın bu bölgede yayılmasında büyük emek göstermişlerdir.

 

VE ARAKAN İSLAM DEVLETİ…

13. yüzyıla gelindiğinde Arakan Halkı tamamen Müslümanlaştı ve 1430 yılında Arakan İslam Devleti kuruldu. Arakan İslam Devleti'nin ilk sultanı ise Süleyman Şah'dır. Arakan İslam Devleti 1784 yılına kadar bölgeye hükmetti. Bu dönemde Arakan bir ticaret ve ilim merkezi oldu. Portekizliler, Hollandalılar uzun yıllar Arakan ile ticaret yaptılar ve Arakan, ekonomik olarak güçlü bir hale geldi.

 

İNGİLTERE,ORTADOĞU'DA OYNADIĞI OYUNUN AYNISINI ARAKAN'DA OYNADI

Burma Sultanlığı, Arakan İslam Devleti'ni yıksa da bölgeye tam olarak hâkim olamadı. 19. Yüzyılda Arakan'ı işgal eden yeni sömürgeci güç İngiltere'ydi. Arakan'ı iliklerine kadar sömüren ve Arakanlı Müslümanları maden ocaklarında zorla köle olarak çalıştıran İngiltere, 1948 yılında bölgeden ayrılırken, Arakan'ı Burma Sultanlığı'na bıraktı. İngiltere, Ortadoğu'da oynadığı oyunun aynısını bu sefer Asya'da oynadı.

 

BUDİSTLER MÜSLÜMANLARI EZMEYE BAŞLADI

1784 yılında Müslümanların siyasi iktidarı kaybetmelerinden hemen sonra Burmalı Budistler, Müslümanları ezmeye, fiziksel olarak imha etmeye yönelik bir politika uyguladılar. Ülke Müslümanları, 1938 yılında kısmi bir bağımsızlık elde etmiş olsalar da iktidarı ele geçiren cunta, Müslümanlara büyük eziyetlerde bulundu.

 

İSLAM DEVLETİ YIKILDI, ZULÜM BAŞLADI

Arakan Halkı, İslam Devleti'nin yıkılmasının ardından Budistler tarafından sürekli olarak din değiştirmeye zorlandı. Fakat Arakanlı Müslümanlar her ne pahasına olursa olsun dinlerini terk etmediler. Bunun üzerine Burmalı Budistler, askerlerden aldıkları destekle Arakanlı Müslümanlara yönelik büyük bir katliama giriştiler.

 

150 BİN ARAKANLI MÜSLÜMAN KATLEDİLDİ

28 Mart 1942 yılında ilk olarak Minbya şehrine bağlı Çanbilli Köyünde başlayan, daha sonra da bütün Arakan'a yayılan bu katliamda en az 150 bin Arakanlı Müslümanın öldüğü tahmin ediliyor. Bu tarihi katliam esnasında yüz binlerce Arakanlı vatanını terk ederek komşu ülkelere sığındı.

 

SOSYALİST PARTİ 20 BİN MÜSLÜMAN KATLETTİ

Burma, 1948 yılında İngiliz yönetiminin sona ermesiyle bağımsızlığını kazandı. 1962 yılında askeri darbeyle iktidara gelen komünist General Ne Win, devletin tüm imkânlarını Müslümanları yok etmek için seferber etti. Hazırlanan "Burma Sosyalist Parti Programı"nda, her türlü yol kullanılarak Müslümanların dinlerinden uzaklaştırılması hedefleniyordu.

 

1962'DEN SONRA ZULÜM ARTTI YÜZLERCE MÜSLÜMAN KADIN TECAVÜZE UĞRADI

İnsan hakları kuruluşlarının vermiş oldukları raporlara göre, 1962-1984 yılları arasında 20.000 Arakan Müslümanı öldürüldü. Yüzlerce kadına tecavüz edildi ve Müslümanların tüm mal varlıklarına el konuldu. Devletin iletişim araçları, İslam dini hakkında yalan ve iftiralar yaymak için kullanıldı. 1978 yılının baharında, 200.000 Müslüman daha Bangladeş'e göçmek zorunda kaldı.

 

200 BİN ARAKANLI BANGLADEŞ'E SIĞINDI

1990'lardan sonra Müslümanlar tekrar büyük bir kıyıma uğramış ve yine 200.000 kişi 1992 yılında Bangladeş'e sığınmak zorunda kalmıştır. Çok fakir bir İslam ülkesi olan Bangladeş, Burmalı mültecileri topraklarında ağırlamakta, ancak yiyecek ve barınma konusunda yardım etmekte çok zorlanmaktadır.

 

GÜNÜMÜZDEKİ BUDİST VAHŞETİ

Myanmar haber ajanslarının vermiş olduğu bilgilere göre: Budist çetelerin zulmü, cinayet, toplu tutuklamalar, tecavüz vakaları ve işkence suretinde kendini gösteriyor. Ayrıca, Ekonomi olarak bir çok boykotu yaşayan Myanmar Müslümanları'nın, evleri ve işyerleri ateşe veriliyor. Gençler keyfi tutuklamalar yüzünden yaşadıkları yerlerden kaçıyorlar. Budist çeteler, Müslümanlara ait olan ev, cami, işyerleri ve araçlarını kundaklamaya devam ediyor.2012 – 2013 yılları arasında Myanmar'da, çoğu Müslüman 250 kişinin ölümüne neden olan şiddet olayları yüzünden, yaklaşık 140 bin kişi yer değiştirmek durumunda kaldı. Budist çetelerin kontrolünde yaşanan bu olaylara Türkiye dışındaki ülkelerin büyük kısmı sessiz kaldı.

 

ZULÜM 2017 YILINDA DA DEVAM EDİYOR

Arakan'da katliam bugün de devam ediyor. Budistler 2017 yılında, yine dünyanın gözlerinin önünde 3 bin Müslümanı katletti. Onbinlerce insan topraklarından sürüldü. Tarihi zulüm ve işkencelerle dolu Burma Müslümanları, Müslümanlardan gelecek yardıma muhtaç, çaresiz bir şekilde işkence görmeye devam etmektedir. Müslümanların yeniden refaha ve huzura kavuşması için bir an önce, Arakan'da akan kanı durdurucak somut adımlar atılmalıdır.

 

MYNMAR’DAKİ TÜRKŞEHİTLİĞİNİN HAZİN HİKAYESİ

Bu dramatik tarihi olay İngilizler’in Osmanlı askerini esir almasıyla başlıyor: İngilizlere tutsak düşerek İngiltere'nin bir sömürgesi olan Burma'ya getirilen 12 bin askerimiz yol, demiryolu, köprü ve suni göl yapımında işçi olarak çalıştırılmışlar.Bugün bile Burma'yı baştanbaşa geçen iki ana hattan biri olan başkent Yangon ile Thayet arasındaki 300 millik (9 bin km) demiryolu esir düşen Osmanlı askerleri tarafından yapılır. İnşaat biter ama salgın hastalıklara ve zor çalışma şartlarına dayanamayan 2 bin asker hattın son durağı Thayet kampında şehit düşer. Çalışmayı reddeden birçok asker de öldürülmüştür. Geriye kalanlar ise ancak Mondros Mütarekesi'nden sonra ülkelerine geri dönme fırsatı bulurlar. Ancak rivayetlere göre askerlerin bir kısmı gemilere bindirilip gönderilirken evlenip geride kalmayı seçenler de olur. Burma'da şehit olan esirler için İngiliz hükümeti bir mezarlık yaptırır. Mezar taşlarının üstündeki künye bilgileri bugün hâlâ okunabilecek kadar canlı duruyor. İsimleri İngiliz alfabesiyle yazılan şehitlikte Kerküklü Muhammed, 20 Ekim'de ölen Şaban gibi pek çok asker yatıyor.

 

Basra’da esir edilen Türk askerleri, yaralılarla beraber gemilerle İngiliz sömürgelerindeki esir kamplarına götürülüyorlar

Gömü alanının yerini belirten, Türkçe ve Burmaca bir kitabe ve çoğu 1916 Mart ve Nisan ayları tarihli mezar taşları bulunmaktadır. Şehitlik kitabesinin Türkçe (Latin harfleri ile) kısmında bugün zor okunabilen, "Birinci Dünya Savaşı'nda Irak, Suriye, Filistin ve Arabistan cephelerinde Osmanlı ve İngiliz Orduları arasındaki çarpışmalar sırasında İngilizlere tutsak düşerek Burma'ya getirilen ve burada vefat eden aziz Türk askerlerinin anısına" ifadesi yer almaktadır. O dönem yöre halkının anlattığına göre esir Türk askerlerinin orada bulundukları süre içinde hiçbir şekilde disiplinini yitirmediğini, pejmurdeleşmediklerini, hepsinin çalışma dışındaki saatlerde yerli halkın arasına girmek için birer takım elbise edindiğini hatırlıyor. Genelkurmay arşivlerinde de onların Milli Mücadele sırasında aralarında topladıkları cüz'i yardımı akıl almaz kanallar bularak Ankara'ya gönderdikleri bilgisi var.

 

Tayetmo’daki şehidlerimizin mezarları iki sene öncesine kadar fasulye tarlası olmuştu

Osmanlı ailelere gönderilen “Savaş esiri” damgalı mektuplardan haberdar oldu

Peki Osmanlı uzun süre haber alamadığı bu askerlerden nasıl haberdar oluyor; Murat Bardakçı yazdığı yazıda Osmanlının bu askerlerden gönderilen mektuplar vasıtası ile haberdar olduğunu ifade ediyor: “İstanbul, Basra’da İngilizler’e esir düşen birliklerimizin âkıbetinden haftalarca haber alamadı ve askerlerin nerede oldukları ailelerine Burma’dan yollanan ve üzerinde “POW-Prisoner of War” yani“Savaş Esiri” damgası bulunan mektuplar sayesinde öğrenilebildi.İngilizler, esir ettikleri askerlerimizi o zaman idareleri altında olan Hindistan’ın vilâyeti yaptıkları Burma’ya götürmüş, adları haritalarda bile geçmeyen ve en büyüğü “Tayetmo” olan “Meiktila”, “Munklon” ve “Şivebo” kamplarına koymuşlardı. Askerlerimizin çoğu Burma’nın alışık olmadıkları tropik iklimine ve salgınlara dayanamayarak vefat edince kampların bir köşesine defnedildiler. Sağ kalmayı başaranlar ise evlerine ancak 1918’de, Mondoros’taki o meş’um mütarekeyi imzalamamızdan sonra dönebildiler ama orada can verip şehid olanların mezarları kamplarda kaldı.”

 

 

Türkiye, topraklarına 12 bin kilometre ötede ve en uzak mesafede bulunan Burma’daki esir kamplarına seneler sonra mezar taşları ile birer kitabe diktirdi ama aradan geçen yıllar içerisinde taşların bir kısmı parçalandı, sağlam kalanlar oradaki bir camiin avlusuna atıldı, kemikler toprağın üstüne çıktı ve şehitlikler fasulye tarlası oldu. Tayetmo’daki mezarlar yine seneler sonra, 2015’te, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı ile Millî Savunma Bakanlığı’nın işbirliğinin neticesinde temizlendi, taşlar yenilendi ve tekrar şehitlik hâline getirildi.

 

Şehitlik ilk 1961 yılında fark edildi

Myanmar’daki Osmanlı mezarlıkları hakkında ilk bilgi, 1961 yılında Yeni Delhi (Hindistan) Büyükelçiliği’nden geldi. O dönemdeki adı "Birmanya" olan ülkeyi ziyaret eden Türkiye Büyükelçisi, Ankara’ya Thayet Myo ve Mekthla’da Türk askerlerine ait mezarlıklar bulunduğunu bildirdi. Myanmar halkının büyük çoğunluğu Budist. Ülkede az sayıda bulunan Müslümanların liderleri, 1982 yılında Dakka Büyükelçiliği’ne sadece Thayet Myo’da 800 kadar Türk şehit mezarının olduğunu söylemiş. Yeni Delhi Büyükelçiliği ise yıllar önce uzun uğraşlar sonucu Türk askerlerine ait olduğu kesinlik kazanmış 221 mezar taşı tespit etmiş. Yine aynı büyükelçilik Mekthla’da 760 kabir bulunduğunu, ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz ve Japon askerleri arasındaki çatışmalarda mezarların çoğunun tahrip olduğu bilgisine ulaşmış. Büyükelçilik, Shewoba’da 100, Aungban’da 18-20, Kyautse’deki Müslüman mezarlığında ise Yusuf Efendi isimli bir Türk subay şehidini belirlemiş.

Budistler’in saldırıları neticesinde şimdi hemen her gün düzinelerle Müslüman’ın can verdiği Myanmar ile işte böylesine acı hatıralara dayanan bir bağlantımız vardır...

Tayetmo Şehidliği TİKA’nın 2015’te tamamladığı restorasyondan sonraki hali

 

DENİZ FENERİ 11 YILDIR ARAKAN'DA İYİLİK PEŞİNDE

Yaklaşık 250 yıldır Myanmar'ın batısındaki Arakan (Rakhine) eyaletinde baskı ve şiddet altında yaşayan Rohingya Müslümanları farklı tarihlerde defalarca katliama uğradı. 1942 yılında Müslüman kadınlara tecavüz edip mızraktan geçiren Budist çeteler, 150.000 Arakanlı’yı katletti. Benzer olaylar daha sonra defalarca tekrarlandı. Budist saldırılar sonucu Haziran 2012’de yine binlerce Müslüman katledildi. 

Ekim 2016'da başlayan askeri şiddet ve baskılar neticesinde yaklaşık 100 bin insan yerlerinden edildi. 75 binden fazla insan Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesinde bulunan ve dünyanın en kötü kampı olarak bilinen Kutupalong Kampı ve çevre bölgelerine yerleşmek zorunda kaldı. Yakılan köyler ve baskılar neticesinde yaklaşık 30 bin insan Arakan içinde yerlerini değiştirmek zorunda kaldı. O tarihten bu yana yüzbinlerce Arakanlı yardıma muhtaç hale geldi.

İşte tam da böyle bir dönemde Deniz Feneri Derneği 2006 yılından beri yani tam 11 senedir Bangladeş'de bulunan Arakanlılara ait kamplarda okul işletmesi, 500'e yakın su kuyusu, mescid açarak çeşitli insani yardımlarda bulunuştur.

Bu yardımlar arasında

2006 Ramazan ayında 9,700 mülteciye gıda yardımı ulaştırıldı.

2007´de yaşanan selde Bangladeş Rohingya Bölgesi'nde yaşayan 2500 mülteci aileye 20.000 Dolarlık gıda yardımı yapıldı. Ramazan ayında 400 mağdur aileye 7.265 Euro değerinde gıda kolisi dağıtıldı.

2008 sel felaketinde  Myanmar´a 25.000 Dolar yardım gönderildi.

 

Eğitim Yardımı

2010 yılında Arakan´dan toplu olarak kaçmayı başaran bir din alimi ve talebelerine nakit yardım yapıldı.

 

Nakit Yardım

2008 selinde Myanmar´a 25.000 Dolar yardım gönderildi.

2012 yılında Arakan´dan toplu olarak kaçmayı başaran bir din alimi ve talebelerine nakit yardım yapıldı.

Ramazan Organizasyonu

2012 yılında toplu iftar organizasyonu gerçekleştirdi.

Kurban Kesim Organizasyonu

2009 (1.200 hisse), 2007 (1,190 hisse), 2009, 2010 (756 hisse), 2011, 2012 ve 2013 yıllarında kurban kesim ve dağıtımı gerçekleştirildi.

Adak, Akika, Şükür Kurban Kesim Organizasyonu

2011 yılında 1.800 Arakanlı mülteciye battaniye dağıtıldı.

2012 yılında adak, akika, şükür kurbanı kesimi ve dağıtımı gerçekleştirildi.

2012 yılında , Jamuna, Meghna, Brahmanputra ve Ganges havzalarında aşırı yağmurlardan dolayı taşma nedeniyle mağdur olan yaklaşık 10.000 kişiye, acil gıda yardımında bulunuldu.

 

2013 yılında Ramazan organizasyonu gerçekleştirildi.

 

Diğer Yardımlar

Son 4 yıldır ise Arakan'ın içinde çeşitli yardım çalışmaları kurban ve ramazan bayramı dönemlerindeki çalışmalarımız diğer senelerde olduğu gibi devam ediyor.

Evlerini terk ederek Bangladeş’e sığınan Arakan müslümanları dünyanın en kötü şartlarında mülteci kamplarında hayatta kalmaya çalışıyor.

Son olarak Arakan bölgesindeki çatışmalar 10 polisin öldürülmesiyle yeniden başladı. Polislerin ölümünden Rohingya Müslümanlarını sorumlu tutan Myanmar hükümeti ve çeteler, bölgede insan avına çıktı. Binlerce kişinin öldüğü, on binlerce kişinin de işkence gördüğü katliamdan kaçan Rohingyalar ise sınırda Bangladeş polisi tarafından geri çevriliyor.

Deniz Feneri Derneği yetkilileri yaptıkları açıklamada Arakanlı kardeşlerinin yanında olmaya ve her zaman bu mazlum halka insani yardım götürmeye devam edeceklerini belirttiler.

Deniz Feneri Derneği, Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan ve izin almadan yardım toplayabilen dernektir.